Yunan medyası, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Fener Rum Patriği Bartholomeos arasında yapılan görüşmede Heybeliada Ruhban Okulu bünyesinde "iki yıllık bir yüksek lisans programı" açılmasının planlandığı iddiasında bulundu. Gelişmeleri Haber365'e değerlendiren Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Selçuk Erenerol, yüksek lisans formülünün arkasındaki asıl amacın "uluslararası imza yetkisi elde etmek ve ekümeniklik iddialarını fiili boyuta taşımak" olduğunu söyledi.
Yunan medyası: "Erdoğan gerekli talimatları verdi"
Atina Haber Ajansı (ANA) ve ANT1 televizyonunun Fener Rum Patrikhanesi kaynaklarına dayandırdığı iddialara göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Fener Rum Patriği Bartholomeos arasında yapılan görüşmede Heybeliada Ruhban Okulu'nun geleceği masaya yatırıldı. Görüşmede Bartholomeos’un okul bünyesinde iki yıllık bir yüksek lisans programı oluşturulmasını talep ettiği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise bu öneriye olumlu yaklaşarak ilgili kurumlara hukuki ve idari çalışma yapılması yönünde talimat verdiği iddia edildi. Yunan basınında gelişmeler "Heybeliada için artık su yatağını buldu" değerlendirmesiyle sunuldu.
Erenerol: "Yüksek lisans formülü şaşırtıcı değil, amaç imza yetkisi"
Yunan basınında yer alan bu iddiaların ardından Haber365'e yeni açıklamalarda bulunan Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Selçuk Erenerol, geçmiş süreci hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan-Trump görüşmesinde, okulun açılmasından memnuniyet duyulacağı ifade edilmişti. Dolayısıyla Ruhban Okulu’nu uluslararası bir statüde açmak istedikleri için bugün gündeme getirilen 'Yüksek Lisans' (YL) programı hamlesi şaşırtıcı bir gelişme değildir. Lisans ve yüksek lisans programlarının uluslararası ölçekte olmasını istiyorlar ki, bu sayede imza yetkisini diledikleri gibi kullanabilsinler. Bu hamle, önce kağıt üzerinde kullanacakları hukuki ekümeniklik unvanını, gelecekte fiili bir boyuta taşımanın önünü açacaktır."
"Ekümeniklik asla dini bir unvan olarak görülmemeli"
Fener Rum Patrikhanesi’nin dünya genelinde bir liderlik vasfı bulunmadığını, bu iddiaların arkasında jeopolitik bir kurgu olduğunu belirten Erenerol, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünya Ortodokslarının lideri olduklarını iddia ettikleri ekümeniklik asla dini bir unvan olarak görülmemelidir. Dünya Ortodokslarının ne hukuki ne de fiili lideri olamayacaklarını bildikleri halde, dinler arası diyalog oyunu içerisinde Fener Rum Kilisesi’ne ABD güdümüyle siyasi faaliyetlere iştirak edebilecekleri bir alan sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu siyasi faaliyetler de Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasasına ve kurucu değerlerine kökten karşı talimatlar içermektedir."
"Bu bir din özgürlüğü kararı değildir"
Sürecin Türkiye'nin iç hukuk düzenini ve ulusal egemenliğini doğrudan tehdit ettiğini vurgulayan Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Selçuk Erenerol, uyarısını şu ifadelerle tamamladı:
"Öyle ki ulusal egemenliğimiz ve tam bağımsızlığımız bu ekümenik iddiasıyla önce delinmek; sonrasında da parçalanmak istenmektedir. Bu karar, bir dini özgürlük kararı değil; siyasal dincilerin ve etnik bölücülerin el ele verip Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına kast ettikleri bir oyundur. Türk ulusu, bu hususta hiç olmadığı kadar uyanık olup tehlikeyi görmelidir."