Aylardır tartışılan İsrail seçimleri nihayet Salı günü yapıldı. Salı günü yapılmasının ayrıca bir önemi var. 1958'de İsrail parlamentosu toplanmış ve demişler ki seçim gününü öyle bir güne koyalım ki oy sayma işlemi Yahudilerin kutsal günü olan Şabat'a yani Cumartesi gününü kapsamasın. Bilindiği üzere Şabat cuma akşam başlayıp cumartesi akşamına kadar sürüyor. Dolayısıyla salı gününü bunun için en uygun gün olarak belirlemişler. Böylece, seçim salı günü yapılacak çarşamba, perşembe ve cuma gündüz oyların sayım işlemi bitirilerek Şabat’a bırakılmayacak. O günden bugüne İsrail'de seçimler salı günü yapılmaktadır. İşin bir de böyle dini boyutu bulunmaktadır.

İsrail seçimlerinde rekor katılım sağlandı. Çünkü 7 Ekim Aksa Tufanı operasyonunun hemen arkasından yapılan ilk seçimlerdi ve 7 Ekim'de gafil avlanan Netanyahu için bir hesap verme günüydü. 7 Ekim'in oluşturduğu travma İsrail halkının bu seçimlerde Netanyahu’yu sandığa gömmesi şeklinde tezahür edeceği beklenirken aksine bu travma Netanyahu’yu desteklemeye dönüştü. Aslında, bu gelişme sürpriz değildi. 11 Eylül saldırılarından sonra ABD Başkanı Bush hem Afganistan'ı hem Irak’ı işgal ettiğinde 2004 seçimlerinde büyük bir oy kaybına uğrayacağı düşünüldü ancak 2004 seçimlerinde George Bush yüksek bir oyla tekrar seçilmeyi başardı. Bu da bize gösteriyor ki 11 Eylül travması ve ondan sonraki yaşananlar mevcut yönetimden bir hesap sorma arayışından çok mevcut yönetimi bir nevi mağdur olarak görme eğiliminde olduklarını göstermiştir. 

Muhtemelen Netanyahu’nun son dönemde oylarınızı Arap ve solculara vermeyin, iktidarı Arap ve sol gruplara kaptırmayın yönündeki çağrıları etkili olmuş gibi gözükmektedir Bir de tabii şunu unutmamak da lazım Özellikle ilk defa oy kullanacak İsrailli gençlerin tercihinin aşırı sağdan yana olduğu da görüldü. Tüm dünyayı kasıp kavuran aşırı sağ ve ırkçılığın yükselişi İsrail’i de etkisi altına almış durumda. 

Bu yazı yazılırken İsrail’de oyların yüzde 86'sı sayılmıştı. Netanyahu'nun Likud partisini iki aşırı milliyetçi ve iki aşırı ¬Ortodoks partiyle birleştiren bloğu, İsrail'in 120 sandalyeli Knesset'inde çoğunluk için gereken sandalye sayısından yedi eksik olan 53 sandalye kazanma yolunda ilerliyor.

Yahudi muhalefet partileri 48 sandalye kazanmaya doğru ilerlerken, İsrail'in iki Arap partisi de Arap oylarındaki artışın etkisiyle 19 sandalye kazanacak gibi gözüküyor.

Oyların sayımı devam ettikçe sonuçlar değişebilir. Ancak mevcut durum Netanyahu veya Eisenkot için bir iktidar yolu göstermiyor. 

İsrail medyasında Netanyahu’nun partisi Likud'un 26 sandalye ile en büyük parti olarak ortaya çıkacağı tahmin ediliyor ancak iktidardaki koalisyonun çoğunluğunu kaybedeceği öngörülüyor. 

Netanyahu, Eisenkot ve müttefiklerini kendisiyle birlikte "ulusal, sağcı bir hükümet" kurmaya çağırdı ve Arap partilerinden uzak durmaları konusunda uyardı.

“Siyonizm karşıtı, varlığımıza karşı çıkan, Hamas'ı destekleyen ve askerlerimizi katil ve savaş suçlusu olarak nitelendiren Arap partilerine dayanan bir hükümet kurmamız kesinlikle yasaktır" dedi.

Eisenkot, ülkenin Netanyahu'ya karşı oy kullandığını belirterek, Netanyahu'nun görevinden çekilmesi çağrısında bulundu. Eisenkot, "Normal bir lider, halkın güvensizlik oyunu kabul eder ve bugün siyasi hayattan emekliliğini ilan ederdi" dedi ve "halkın iradesine saygı göstermek ve hükümet kurmak için mümkün olan her şeyi yapacağını" sözlerine ekledi. Ancak Eisenkot'un bunu başarabilmesi, Yashar ve diğer Yahudi muhalefet partilerinin İsrail'in Arap partileriyle ne ölçüde işbirliği yapmaya hazır olduğuna bağlı olacaktır.

Üç Arap partisini birleştiren ve 12 sandalye kazanması öngörülen Ortak Liste ve yedi sandalye kazanması öngörülen İslamcı Ra'am Partisi, İsrail tarihindeki ¬en sağcı koalisyon olarak kabul edilen Netanyahu ve koalisyonunu devirmeye yardımcı olmaya hazır olduklarını belirtmişlerdi.

Sol kanat Demokratların lideri Yair Golan, Eisenkot'u Arap desteğiyle bir hükümet kurmaya çağırdı. X'te yazdığı mesajda, "Netanyahu'nun Yahudi oyları ve Arap oyları arasında yaptığı ırkçı ayrımı artık kabul etmemeliyiz" dedi.

Ancak Eisenkot'un bloğundaki diğer isimler, örneğin şahin görüşlü eski Savunma Bakanı Avigdor Lieberman ve eski Başbakan Naftali Bennett, Arap partilerine bağımlı bir hükümete katılmaya hazır olmadıklarını söylediler. Buna rağmen geçmişte böyle bir girişim ve kısa süreli de deneyim yaşandı. 

Düne kadar İsrail siyasetinde İsrail vatandaşı Araplar hep görmezden gelindi ancak bu seçimlerde görüldü ki Arap seçmenler artık İsrail siyasetinde kilit bir rol üstlenmiş durumda. Halen İsrail de yaşayan Arap vatandaşları maalesef İsrail'de ikinci sınıf olarak görülmekte ve muamele edilmektedir.

Kaldı ki muhalefet eğer Arap partileriyle bir hükümet kurar ise muhtemelen Netanyahu seçimlerin çalındığını iddia edecek ki zaten şu anda bu iddiasını dile getiriyor, seçimlerin çalındığını söylüyor. Aslında bu ifadeler bize çok tanıdık geliyor: Trump'ın 2020’deki Biden’ın seçimi çaldığı iddialarına benzer iddialar ki hala Trump bu iddiasında ısrar ediyor.

Netanyahu bir şekilde seçimlerin iptali yoluna gidebilir. Netanyahu, Arap oylarının silinmesi halinde 65'e 55 gibi bir oranla çoğunluğu yakaladıklarını da söyledi. Aslında çok tehlikeli bir söylem burada sanki Arap partilerin almış olduğu oy ve kazanmış oldukları sandalyelerin yok sayılması, görmezden gelinmesi hiç olmamış gibi kabul edilmesi gibi anlamlar çıkarılabilecek bir ifadede bulunması da dikkat çekicidir. Nihayetinde Netanyahu sıradan bir siyasi parti lideri değil aynı zamanda ülkenin başbakanı ve ülkenin gücünü elinde tutan bir isim olarak bu şekilde konuşmasının satır aralarında aslında bir tehdit olduğunu da göstermektedir. 

Peki süreç nasıl işleyecek?

Oyların sayımı tamamlandıktan sonra sonuçlar 4 Kasım'da Cumhurbaşkanını Herzok’a sunulacak. Cumhurbaşkanı da muhtemelen en çok sandalye alan partinin başkanını çağıracak ve hükümet kurma yetkisini ona verecek. 28 günlük bir zaman dilimi içerisinde eğer hükümeti kuramazsa Cumhurbaşkanı ikinci büyük partinin liderini çağıracak o da hükümet kuramazsa, bu sefer Cumhurbaşkanı İsrail parlamentosuna çağrıda bulunarak mecliste güvenilir ve hükümet kurma çoğunluğunu sağlayabilecek bir milletvekiline hükümetin kurdurulmasını isteyecek. Eğer 14 gün içinde hükümet kurulmazsa Cumhurbaşkanı parlamentoyu feshedecek ve İsrail yeniden seçime gidecek.

Şimdi İsrail siyasetinin bir karar vermesi gerekiyor: Muhalefet geleneksel Siyonist-ırkçı söylemlerle hareket edip Netanyahu’nun ekmeğine yağ mı sürecek yoksa İsrail siyasetimde yeni bir dönem mi başlatacak? Şu anda ya ulusal birlik hükümeti kurulacak, ya koalisyon hükümeti ya da azınlık hükümeti. Netanyahu ulusal birlik hükümetini kendi liderliği altında kurulmasını istiyor. Muhalefet ise İsrail siyasetinde Netanyahu döneminin bittiğinde ısrar ediyor.