Önce Çin Siyasal Bilimler ve Hukuk Üniversitesi’nde Profesör ve doktora danışmanı olan Yang Fan’ın Çin ile ilgili analizini aktaracağım. Fan, Çin’de önemli bir isim. İşletme Fakültesi Akademik Komitesi Başkanı olarak görev yapmakta ve Pekin Üniversitesi Çin Ekonomi Araştırma Merkezi'nde misafir araştırmacı olarak bulunmuş. Ayrıca, Ulusal Savunma Üniversitesi Ekonomi Araştırma Derneği'nin İcra Direktörü olarak görev yapmakta. Fan, Çin’in yavaşça dünya egemenliğini ele geçirdiği iddiasında. İşte Yang Fan’ın yazdığı ve Çin’in egemenliği ele geçirmek için neleri terkettiğini anlatan yazısı:


“1.⁠ ⁠Çin, GPS'i terk etti. BeiDou navigasyon sistemi artık santimetre düzeyinde hassasiyet sunuyor ve dünya çapında 100 milyondan fazla kullanıcısı var. Orta Doğulu petrol magnatları bile GPS'i terk edip BeiDou'ya geçiyor. İnanabiliyor musunuz? Amerika'nın dünyayı gören gözü kör oldu.


2.⁠ ⁠Çin, Boeing'i terk etti. C919, şimdiden 1.200'ün üzerinde sipariş aldı ve tek bir yılda Boeing'in değerinden 80 milyar dolar sildi. Eskiden "yapmaktansa satın almak daha iyidir" denirdi, ancak durum tersine döndü — artık Çin uçaklarını satın almak daha akıllıca bir seçim gibi görünüyor. Boeing tamamen hazırlıksız yakalandı.


3.⁠ ⁠Çin, Amerikan çiplerini terk etti. Yangtze Memory’nin katı hal sürücüleri, uluslararası fiyatları yarı yarıya düşürdü. Kirin çiplerinin geri dönüşünün ardından Qualcomm paniğe kapıldı ve fiyatları bir gecede %30 düşürdü. Bir zamanlar Çin’i boğmak için kullandıkları şey, Çin’in kendi ölümcül silahı haline geldi.


4.⁠ ⁠Çin, Windows'u terk etti. UnionTech UOS, ulusal bakanlıklar ve büyük bankaların tamamen geçiş yapmasıyla 5 milyon kurulum sayısını aştı. Microsoft'un CEO'su uykusuz geceler geçiriyor, ancak bu konuda yapabilecekleri hiçbir şey yok.


5.⁠ ⁠Çin, Batı tıbbi ekipmanlarını terk etti. Shanghai United Imaging'in CT tarayıcıları artık ABD ve Avrupa'daki kliniklere giriyor. Almanya'nın Siemens şirketi, benzer modellerin fiyatlarını %40 oranında düşürmek zorunda kaldı. Çin tıbbi teknolojisi, Batı topraklarına bayrağını sağlam bir şekilde dikti.


6.⁠ ⁠Çin, yabancı yakıtlı motorları terk etti. BYD’nin bıçak tipi pilleri, Toyota yöneticilerini arabaları yerinde parçalayıp incelemek zorunda bıraktı. Tesla, sadece üç ayda 1,2 trilyon dolarlık piyasa değeri kaybetti. Benzinli arabaların devri sona eriyor — ve yeni enerji dünyasında kuralları Çin belirliyor.


7.⁠ ⁠Çin, Oracle veritabanlarını terk etti. Ant Group’un OceanBase’i dünya performans rekorlarını alt üst etti. Banka işlem sistemleri artık Amerikan baskısına boyun eğmek zorunda değil. İşte gerçek teknolojik egemenlik budur.


8.⁠ ⁠Çin, Batı endüstriyel yazılımlarını terk etti. Zhongwang CAD, Fransa’nın Dassault şirketini fiyat indirimleriyle merhamet dilemeye zorladı. Sany Heavy Industry, dünyanın en büyük tünel delme makinesini tasarlamak için yerli yazılım kullandı. Çin, Batı’nın endüstriyel yazılım üzerindeki tekelinde devasa bir delik açtı.


9.⁠ ⁠Çin, dolar ile ödemeyi terk etti. RMB sınır ötesi ödeme sistemi artık 180 ülke ve bölgeyi kapsıyor. Suudi Arabistan artık petrolünü RMB cinsinden satıyor. Amerikan hegemonyasındaki ilk büyük çatlak Çin tarafından açıldı.


10.⁠ ⁠Çin, Batı'nın genetiği değiştirilmiş tohumlarını terk etti. Yuan Longping'in ekibi, mu başına 1.000 jin'den fazla verim veren tuza dayanıklı pirinç geliştirdi. Çin'in kaseleri artık Çin tahılıyla doluyor. Monsanto’nun tohum patentleri etkisini yitirdi ve Çin gıda güvenliğinin tam kontrolünü ele geçirdi.


11.⁠ ⁠Çin, Amerikan sosyal medyasını terk etti. Xiaohongshu (RedNote), 30 milyon Amerikalı kullanıcıyı kendine çekti. Zuckerberg, günlük aktif kullanıcı sayısının dibe vururken Çin sosyal medya uygulamalarının okyanusun ötesinde patlama yaşamasını çaresizce izliyor.


12.⁠ ⁠Son olarak, Çin Batı askeri teçhizatını terk etti. Fujian uçak gemisinin elektromanyetik fırlatma sistemi, Amerika’nın Ford sınıfını geride bırakıyor ve DF füzeleri, uçak gemilerini mesafelerini korumaya zorluyor. ABD askeri-sanayi kompleksi, gece boyunca acil toplantılar düzenledi.


Bu sadece teknolojik bir ilerleme değil. Bunlar, Batı hegemonyasının çöküşünü haber veren on iki çan vuruşu.”


Gelelim benim çıkardığım sonuçlara. 


Bu makaleden Pasifiğin iyice ısınacağı anlaşılıyor.


ABD, NATO'yu Pasifiğe doğru genişletmek istiyor Avrupa ise şimdilik bu isteği öteleyebildi. Ancak ABD, Pasifik'te NATO benzeri bir yapı oluşturdu. Bu yapı gittikçe NATO'ya benzeyecek. ABD daha sonra bu yapı ile NATO'yu anlaşmaya zorlayacak. Ankara'daki NATO toplantısına NATO devlet ve hükümet başkanları haricinde davet edilenlere baktığımızda bunu görebiliyoruz. 


ABD, Kenar Kuşak Doktrini’ni eskiden Sovyetlere karşı uyguluyordu. Şimdi Rusya, İran, Çin ve Kuzey Kore'yi çevreleyecek şekilde genişletti. Bu gidişat 3’üncü Dünya Savaşı’nı önleyecek mi yoksa tetikleyecek mi? Bunun gidişatını ekonomik faaliyetlerin belirleyeceği muhakkak. 

ABD, Çin'in ekonomik büyümesini sınırlamak konusunda Çin ile bir uzlaşmaya varamaz ise öncülük ettiği İttifak sadece savunma alanında dayanışmayla kalmayıp ekonomik ittifak olarak da hareket ederse Çin'i zorlayarak belki sınırlayabilirler ve ekonomik anlamda alanını daraltabilirler.


ABD, Çin'in enerjiye ulaşımını kontrol altına alıp nefesini kesmeye çalışıyor. Venezuela'da yaptı gibi. Şimdi İran’da da benzerini uyguluyor. İran pes edip petrol vanalarını ABD kontrolüne verirse sorun kalmayacak. Ancak Çin enerji ihtiyacını çok sayıda nükleer santral inşa ederek gidermeye çalışıyor. Doğalgazı gübre, petrolü petro-kimya'da kullanmaya indirgemek ve bu ihtiyacını da Rusya'dan karşılayıp baskıyı kırmaya çalışıyor.


Dolayısıyla bugüne kadar yapılanlar 3’üncü Dünya savaşına giden yola taş döşemekten başka bir işe yaramıyor.


ABD ciddi beka sorunu görürse hiç tereddüt etmeden baskın bir savaşı göze alır. Öncelikle taktik nükleer silahları kullanır ve Çin'in nükleer kapasitesini yok eder. Bu konuda tereddüt ederse ve işini yarım bırakırsa ağır bedel öder. Diğer ülkelerin (Rusya, Çin, İran, K.Kore) vatandaşları bedel ödemeye dayanıklı ancak Amerikan halkı ile Batılı ülke halkları dayanıklı değiller. Konforlu alana alıştılar. Bu nedenle ilk vuruşu ABD yapacaktır ve bu ilk vuruşu kapsamlı olacaktır. Karşı tarafın hem füze kapasitesini hem de nükleer kapasitesini yok etmeye yönelik olacaktır.


Peki bu gidişatı önlemek için başka ne yapılabilir?

Bu gidişatı durdurmanın tek yolu, şimdilik soğuk savaş benzeri dünyada bir bölünme ve bölüşme yolu ile olabileceğe benziyor. Yani her iki başat gücün ekonomik ve siyasi hinterlandının belirlenmesi gerekiyor. 


Savaş seçeneği haricinde şimdilik görünen tek seçenek bu.