Batı emperyalizminin en önemli yapılanmalarının yoğun olarak çalıştığı alanların başında yapay zeka sistemleri geliyor. 18-21 Mayıs 2023 tarihleri arasında Lizbon’da yapılan 69’uncu Bilderberg Grubu toplantısının başlıklarından biri, yapay zekaydı.
Hatta başlıkların en üstündeydi: “Lizbon'da iş dünyası ve siyasi elitler arasındaki görüşmelerde yapay zeka merkezde yer alacak.”
Neden yapay zeka? Bu artık pek de sır değil.
Günümüz savaşlarında yapay zekâ, en güçlü savaş teknolojilerinin birinci sırasına oturmaya başladı. Zaten o tarihte bu gerçeklik Pentagon tarafından sözünü ettiğimiz Bilderberg Grubu toplantısının arifesinde resmen açıklanmıştı. Dönemin ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley şu açıklamayı yapmıştı: “Bize bu kadar hızlı gelen teknolojiler arasında, belki de savaşta hızla gelişen tüm teknolojilerin en güçlüsü yapay zekâdır. Daha hızlı ve daha doğru karar verme yeteneği, savaşta önemli bir avantajdır. Yapay zekâ ve kuantum hesaplama, askeri uygulamalarında başarılı olan ülkeye bunu sağlayacaktır."
Yapay zeka artık nükleer gibi bir kuvvet çarpanı
Bu gerçekliği ABD’li ünlü gazeteci David Ignatius, Ukrayna’da deneyimlemişti. Kiev'i ziyaret eden Washington Post yazarı Ignatius, 19 Aralık 2022 tarihli yazısında, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin savaşta şimdiye kadar kullanılan en gelişmiş istihbarat ve stratejik modelleme teknolojilerini kullandığını yazmıştı. Amerikan ordusunun "devrim niteliğindeki" gelişmelerinin güç dengesini değiştirdiğine ve Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine avantaj sağladığına inanmıştı. Ukrayna'ya yazılım sağlayan Palantir adlı yazılım geliştirme şirketinin direktörü Alexander Karp’la da şirketin Kiev’deki ofisinde bir araya gelmişti. Karp, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Gelişmiş algoritmik savaş sistemlerinin gücü o kadar büyük ki, sağladıkları avantaj, taktik nükleer silahların konvansiyonel silahlara karşı sağladığı avantaja benziyor. Genel kamuoyu bunu genellikle hafife alıyor, ancak rakiplerimiz bu yaklaşımın yanlışlığını çoktan fark etti."
Ignatius, Kiev’deki gözlemlerini şu sözlerle aktarmıştı: “Kiev'deki ofislerinde Palantir çalışanlarıyla görüştüm... Bana şirketin teknolojilerinden bazılarını doğrudan çatışma bölgesinde göstermeyi kabul ettiler. Sonuç, ABD müttefiklerinin her potansiyel savaş alanını çevreleyen yaygın sensörleri kullanarak gerçekten ölümcül bir 'öldürme zinciri ' oluşturmasını sağlayan bir yazılım platformuyla, askeri işlerde devrim yaratabilecek bir şeye dair ayrıntılı bir bakış oldu.”
Ayrıca Palantir şirketinin savaş alanındaki çalışmalarını şöyle özetlemişti: "İki Ukraynalı subay, Amerikan teknoloji şirketi Palantir tarafından sağlanan yazılımı kullanan bir Ukraynalı teknisyenin çalıştırdığı bir dizüstü bilgisayara bakıyor. Ekranda, çoğu ticari uydulardan elde edilen diğer istihbarat verileriyle üst üste bindirilmiş, Doğu Ukrayna'daki Bakhmut yakınlarındaki savaş alanının ayrıntılı dijital haritaları var. Yaklaştıkça, savaşın en kanlı muharebelerinden birinde Rus ve Ukrayna kuvvetlerinin birkaç yüz metreyle ayrıldığı Bakhmut cephesindeki girintili çıkıntılı siperleri görüyoruz. Bilgisayar faresinin bir tıklaması, Rus ve Ukrayna topçu ateşinin termal görüntülerini gösteriyor; başka bir tıklama ise, Ukraynalı bir casus tarafından yüklenen "Z" harfiyle işaretlenmiş bir Rus tankını ortaya çıkarıyor. Eğer bu, ziyaretçi bir gazeteci için yapılan bir gösteri değil de çalışan bir muharebe merkezi olsaydı, Ukraynalı subaylar hedefleme yazılımını kullanarak ekranda gösterilen Rus mevzilerine saldırmak için bir füze, topçu parçası veya savaş dronu seçebilirlerdi. Dronlar daha sonra saldırıyı doğrulayabilir ve hasar değerlendirmesi sisteme geri beslenebilirdi."
Yüzüklerin Efendisi kitap serisinin yazarı John Tolkien'in büyülü dünyasında, palantíriler sihirli "görme taşları"ydı. Bunlar, herhangi bir yerde neler olup bittiğini görmenin yanı sıra, nerede olurlarsa olsunlar, başka bir palantír sahibine iletişim kurmak için de kullanılabiliyordu.
Silikon Vadisi merkezli bilişim şirketi Palantir Technologies tarafından geliştirilen "Palantir" adlı bilgisayar programı, Tolkien'in Orta Dünya'sındaki "görme taşlarının" büyülü özelliklerini neredeyse birebir kopyalıyor. Program, veri madenciliği yani büyük verilerin toplanması ve analizini gerçekleştiriyor.
Bilgi teknolojisinde “büyük veri”, geleneksel veritabanı yönetim sistemlerine ve iş zekası çözümlerine alternatif olarak, çok çeşitli bilgilerin büyük hacimlerini işlemek için kullanılan yaklaşımları, araçları ve yöntemleri ifade eder. Büyük verinin tanımlayıcı özellikleri olarak "üç V" kabul edilir: Hacim-Volume ( fiziksel hacim açısından ), Hız-Velocity ( hem büyüme oranı hem de yüksek hızlı işleme ve sonuç ihtiyacı açısından) ve Çeşitlilik-Variety ( aynı anda çeşitli yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış veri türlerini işleme yeteneği açısından).
Anadolu Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre Palantir şirketi, ABD ulusal güvenlik mimarisine derinlemesine bir şekilde entegre edilmiş durumda. Gotham platformu uzun süredir Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve Savunma Bakanlığı (Pentagon) dahil çeşitli kurumlarda kullanılıyor. Şirket son dönemde ise veri analitiğinin ötesine geçerek, veri altyapısının askerileştirilmesini yansıtan sözleşmelerle etki alanını genişletti. Bunun başlıca örnekleri [2] arasında, yapay zeka destekli hedefleme ve sensör füzyonunu taktik seviyeye entegre eden Amerikan ordusuna ait TITAN programı ve başlangıçta insansız hava araçları (İHA) görüntülerine makine öğrenimi uygulamak üzere tasarlanan Project Maven yer alıyor. Özellikle Maven, Google çalışanlarının direnciyle şirketin projeden çekilmesi ve yerini diğer firmalara bırakmasıyla, Silikon Vadisi’nin savaşla ilişkisi açısından bir dönüm noktası oldu.
Zaten Palantir’in yakın zamanda açıklanan ve çok tartışılan 22 maddelik Yapay Zeka manifestosu (ki manifestonun mimarı, Ignatius’un konuştuğu Palantir üst düzey yöneticisi Alexander Karp), Batı’nın geleceği için yumuşak gücün artık yeterli olmadığını, yapay zeka ve savunma teknolojilerinde üstünlüğün şart olduğunu ve ilgili şirketlerin bu hedefe ulaşmayı bir vatani borç olarak görmesi gerektiğini vurguluyor.
Ünlü Musevi yazar Yuval Noah Harari de yapay zekayı “insanları kontrol etmek için dinler yaratabilir...Sadece insan diline hakim olan yapay zeka, bizi Matrix'e benzer bir yanılsama dünyasına hapsetmek için gereken her şeye sahip” sözleriyle tanımlamış.
Bill Gates, ChatGPT'nin "dünyayı değiştireceğine" inanıyor. Alman Handelsblatt gazetesine verdiği bir röportajda Gates, Lizbon'da toplanan Bilderberg üyelerinin küresel kontrol mekanizması olarak potansiyelini değerlendirdi. Gates'e göre, yapay zekâ bir nesil içinde herkesi liberal yapacak.
Yapay zekayı kontrol etme çalışmaları
Rus uzman Valentin Katanosov’un aktardığına göre bazı ülkeler, yapay zekanın kötüye değil, iyiliğe hizmet etmesini sağlamak amacıyla, yapay zekanın geliştirilmesi, uygulanması ve kullanımını düzenlemeye çalışıyor. Örneğin, 2024 yılında Avrupa Parlamentosu Yapay Zeka Yönetmeliği'ni (YZ Yasası) kabul etti. 21 Mayıs 2024'te AB Konseyi bunu onayladı. Yasanın gerekliliklerinin ilk kısmı 2 Şubat 2025'te yürürlüğe girdi. Bir diğer kısmı ise geçen yıl 2 Ağustos'ta yürürlüğe girdi. Son kısımların ise bu yıl 2 Ağustos ve gelecek yıl 2 Ağustos'ta yürürlüğe girmesi planlanıyor.
Yapay zekâ konusunda yasa çıkaran bir diğer ülke örneği de Rusya Federasyonu'dur. Yasa, "Rusya Federasyonu'nda Yapay Zekâ Teknolojilerinin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında" başlığını taşımaktadır. Devlet Duması, yasayı 8 Temmuz 2026'da ikinci ve üçüncü okumalarda kabul etmiştir. Bu bir çerçeve yasasıdır. Her detayı belirtmez; amacı temeli atmaktır: temel kavramları tanıtmak ve hedefleri ve ilkeleri özetlemektir. Tüm teknik detaylar (destek önlemleri, kesin gereksinimler, zorunlu uygulama durumları vb.) ikincil mevzuatta belirtilecektir.
ABD: Küresel hakimiyet için yapay zekayı kullanmak istiyor
ABD karar alıcıları, yapay zekâ alanında ülkelerini mutlak lider yapma isteğinde. Şimdiye kadar, Amerika'nın küresel liderliği, doların dünya para birimi olarak özel statüsüyle destekleniyordu (bu statü 1944'te Bretton Woods uluslararası konferansında verilmişti). Ancak ABD para biriminin konumu yavaş ama emin adımlarla zayıflıyor. Doların hakimiyeti kırılıyor. Bu nedenle, Amerikalı yetkililere göre, yapay zekâ zayıflayan doları desteklemeli ve gelecekte belki de tamamen onun yerini almalıdır.
Kapsamlı düzenleme şart
Katasonov, kapsamlı bir düzenleme öneriyor:
“Aşağıdaki zorlukların üstesinden gelmek için yapay zekanın kapsamlı uluslararası düzenlemesi gereklidir.
Öncelikle , ülkelerin yapay zekânın yaratılması ve kullanımı konusundaki çabalarını birleştirmek için bu tür uluslararası iş birliği gereklidir. Uluslararası rekabetin yerini uluslararası iş birliği almalıdır.
İkinci olarak ve daha da önemlisi, ülkeler yapay zekayı diğer ülkelere zarar vermek için kullanmamak konusunda anlaşmalıdır. Örneğin, yapay zekanın askeri amaçlarla kullanımını sınırlamaya, hatta yasaklamaya çalışmalıdırlar.
Üçüncüsü , ülkeler yapay zekâ geliştirmenin çeşitli risklerini ve maliyetlerini erken aşamada tespit etmek için iş birliği yapmalıdır. Ve mümkün olduğunca, yapay zekâ alanındaki çeşitli kısıtlamaların ve yasakların uygulanmasını senkronize etmeli ve uyumlu hale getirmelidirler. Bir yapay zekâ riskinin gerçekleşmesi, yalnızca gerçekleştiği ülkeyi değil, diğer ülkeleri de etkileyebilir.”
Devam edeceğiz...
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!