Yapay zeka konusunda bir önceki yazımızda gelinen noktayı, askeri, teknolojik ve ekonomik olarak özetlemeye çalışmıştık. Ayrıca bazı yasal düzenlemeleri de hatırlatmıştık.

Devam edelim.

Bu konuda ülkeler sadece bağımsız değil, birlikte de bir adım atmaya çabalıyor. 

Yapay zekâ konusunda en büyük ve en kapsamlı uluslararası etkinlik, 6-7 Temmuz tarihlerinde Cenevre'de gerçekleşen ilk BM Küresel Yapay Zekâ Yönetişimi Diyaloğu oldu. Aralarında bakanlar ve devlet başkanlarının da bulunduğu 160'tan fazla ülkeden temsilci katıldı. Diyaloğun ana konuları arasında yapay zekânın sosyal, ekonomik, etik, kültürel, dilsel ve teknik fırsatları ve etkileri; yapay zekâdaki boşlukların kapatılması; güvenli, güvenilir ve emniyetli yapay zekâ; ve şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan gözetimi de dahil olmak üzere insan haklarına saygı, koruma ve teşvik yer aldı. Katılımcılar, gelişmekte olan ülkelerin teknolojiye erişimi, yapay zekâ kullanımında çocuk koruma, veri merkezi enerji tüketimi ve askeri uygulamalarda yapay zekânın sınırları konularını ele aldılar. Küresel Diyaloğun bir sonraki toplantısının gelecek yıl Mayıs ayında New York'ta yapılması planlanıyor.

Faydadan çok endişeler ağır basıyor

Cenevre'deki etkinliğin en önemli belgesi, 40 önde gelen bilim insanı ve uzmandan oluşan BM'nin bağımsız yapay zekâ bilimsel panelinin ilk raporuydu. Raporun tonu oldukça endişe vericiydi. Elbette, yapay zekâya dair olağan göndermeler de vardı: "Yapay zekânın potansiyel faydaları muazzam." Ancak endişeler ağır bastı. Özellikle: "Bu teknolojinin büyük ölçekte hızlı ve kontrolsüz bir şekilde yaygınlaştırılması, kullanıcıların ruh sağlığına zarar verme, yıkıcı bir araç olarak kullanılma potansiyeli, sosyal, ekonomik ve çevresel sistemler üzerindeki etkiler ve teknolojinin kontrolüyle ilgili zorluklar da dahil olmak üzere önemli riskler taşımaktadır . "

Yapay zekâ potansiyelinin ABD ve Çin'de yoğunlaştığı vurgulanmıştır. Diğer ülkeler yapay zekâ ilerlemesinde marjinalleştirilmiştir. Özellikle, dünyanın en büyük 500 yapay zekâ süper bilgisayarının işlem gücünün %75'i ABD'ye aitken, Çin %15'ini oluşturmaktadır. Dünyanın geri kalanı ise sadece %10'luk bir paya sahiptir. Ekonomik olarak gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere çoğu ülke, yeni yapay zekâ modelleri geliştirmek için gerekli teknik uzmanlığa ve personele sahip değildir. Dünya çapında 7.000'den fazla dil konuşulmasına rağmen, modern yapay zekâ modelleri bunların sadece küçük bir kısmı için eğitilmiştir ve bazı dillerin makine çevirisi, hastalık teşhisi ve tedavi kararlarını etkileyebilecek hatalarla doludur.

Çin ve Rusya ABD'ye karşı

ABD küresel hakimiyet için yapay zekaya yöneldiğini biliyoruz. Ancak rakipleri de boş durmuyor. 

ABD’nin bu konuda rakipsiz olma isteğine karşı Çin ve Rusya liderliğinde, yeni bir örgütlenme oluşturuldu.

Cenevre'deki söz konusu forumdan sonra 17-20 Temmuz tarihleri arasında, yapay zekâ üzerine bir başka büyük ölçekli uluslararası forum düzenlendi: Dünya Yapay Zekâ Konferansı (WAIC) . Şangay’da düzenlenen daha önce de iki kere toplanmıştı. İlkinin başlığı “Yapay Zekâ ile Güçlenen Yeni Bir Çağ”, geçen yılki konferansın başlığı da "Yapay Zekâ Çağında Küresel Dayanışma" sloganıyla düzenlenmişti. Geçen yıl toplanan konferansta, Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü oluşturma girişimi fikri de ortaya atılmıştı. İşte bu örgüt bu yıl 16 Temmuz’da imzalanan belge ile kuruldu. 

Sloganı, “Daha Parlak Bir Gelecek İçin Yapay Zeka Ortaklığı” olan bu yılki konferanstan bir gün önce imzalanan bildiride imzası bulunan ülkeler şunlar:

Rusya, Çin, Cezayir, Belarus, Brezilya, Kamboçya, Kongo, Küba, Etiyopya, Endonezya, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Laos, Lesotho, Malezya, Mozambik, Myanmar, Nikaragua, Umman, Pakistan, Senegal, Sırbistan, Güney Afrika, Tacikistan, Özbekistan, Venezuela, Zambiya ve Kamerun.

Burada dikkat çeken, imza atan ülkelerin Asya, Afrika ve Güney Amerika ülkeleri olması. Yani Küresel Güney... Batı dünyasının karşısındaki güç...

Ülke sayısının ileride artması bekleniyor.

Konferansın açış konuşmasını Çin Devlet Başkanı Şi Jinping yaptı. Çin liderinin konuşmasının ana hatları şu başlıklarda toplanabilir:

1. Yapay zekâ insan merkezli olmalı, "iyilik için" kullanılmalı ve aynı zamanda ortak kalkınmaya ve küresel güvenliğe katkıda bulunmalıdır.

2. Çin açık modelleri ve teknoloji paylaşımını savunmaktadır.

3. Sistemler üzerindeki kontrol kaybına karşı önlemler derhal iyileştirilmelidir.

4. BM, küresel düzenlemenin temeli olmaya devam etmelidir.

5. Çin, önümüzdeki beş yıl içinde gelişmekte olan ülkelere yapay zekâ üzerine kurs ve seminerlere katılmak için 5.000 yer sağlayacaktır.

6. Çin, bu teknolojilerin kamuya açık erişilebilirliğini sağlarken, ülkeyi uluslararası yapay zekâ pazarında lider bir ülke haline getirmeyi amaçlamaktadır.


Özetle yapay zeka savaşları, küresel bir gündem olmuş durumda ve güvenliği, ekonomiyi, siyaseti etkiliyor.

Türkiye bu konuda en yoğun çalışmaları yürütme konusunda kararlılığını sürdürmeli. Çünkü bu yarışın dışında kaldığınız anda her alanda devre dışı kalırsınız.