Yemen merkezli Ensarullah (Husiler) hareketinin Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukası kararı, Çin’in hamlesi neticesinde biraz yumuşadı. Öncelikle şunu söyleyeyim: Husiler, eğer İran’la koordineli bir şekilde bu hamleyi yapıyorsa, büyük riskler barındırdığını söylemek mümkün. Çünkü, Riyad yönetimi, son yıllarda, özellikle de İsrail’in saldırganlığı döneminde rasyonel bir şekilde Siyonist politikalara karşı bir tutum izlemeye başladı. Örneğin ABD’nin baskılarına rağmen İsrail’in saldırgan politikalarından sonra “normalleşme” adımlarını durdurdu. Bu durum ABD’nin bölge ülkelerini baypas eden IMEC ticaret koridoru projesinin de durdurulmasına neden oldu. Suudi Arabistan ısrarla “Filistin devletinin kuruluşu ve tanınmasını” da şart koştu. Bunlar olumsuz adımlar değildi. Oysa İsrail, kendisini aradan sıyırmak için Sünni Körfez ülkeleri ile Şii İran’ı karşı karşıya getirmeye çalışıyordu. Amacı kendisinin aradan sıyrılması, İslam ülkeleri içi çatışmanın körüklenmesiydi. Şimdi böyle bir durum söz konusuyken Husilerin bu adımı, İsrail’in ekmeğine yağ sürmek olmayacak mı?

ABD merkezli haber sitesi Al Monitor'un haberinde, Riyad'ın Kızıldeniz'de deniz güvenliğini sağlamak amacıyla yaklaşık 50 ülkenin katılacağı uluslararası bir koalisyon kurmayı planladığı öne sürüldü. Habere göre; Mısır, Sudan, Cibuti ve Somali, Suudi Arabistan'ın girişimine katılmayı kabul etti. Türkiye, ABD, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Pakistan, Bangladeş dahil 46 ülkeye daha davet gönderildi.

Şimdi gerilimin bölgeye yayılma riski var. Bu riskin küresel ekonomiye yıkıcı etkileri de olabilir. Bu da herkesi alarma geçirdi. Hürmüz’deki krizin üstüne küresel deniz ticareti ve enerji ticareti ile ilgili kritik bölge artık gözlerin çevrildiği alan haline geldi. Hürmüz Boğazı'nın yanı sıra Kızıldeniz de İran savaşında kritik bir ekonomik baskı noktası haline geldi. Husilerin Kızıldeniz'e müdahalesinin, tedarik zincirinde ciddi gecikmelere yol açacağını, enerji fiyatlarını artıracağını ve küresel ekonomiyi daha da istikrarsızlaştıracağını söylüyor.

Herkesin korkusu Kızıldeniz yeni Hürmüz mü olacak?

Kuzeydoğu Afrika ile Arap Yarımadası arasında yer alan 1400 mil uzunluğundaki Kızıldeniz, küresel denizcilik için dünyanın en önemli arterlerinden biri. Her yıl, 1 trilyon dolardan fazla değere sahip küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12 ila 15'i, kuzeydeki Süveyş Kanalı'ndan güneydeki Bab el-Mandeb Boğazı'na kadar uzanan bu su yolundan geçmekte.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü, Kızıldeniz'i "küresel ticareti mümkün kılan en kritik deniz yollarından biri" olarak tanımlıyor. Aktardığımız gibi uluslararası deniz ticaretinin yüzde 12 ila yüzde 15'i ve küresel konteyner trafiğinin yüzde 30'u her yıl bu su yolundan geçerek tahıl ve gübre gibi tarım ürünleri, cevher ve metal gibi ham maddeler, elektronik gibi endüstriyel bileşenler, otomotiv parçaları ve enerji kaynakları taşıyor.

CFR’nin aktardığına göre, ABD Enerji Bilgi İdaresi'ne ( EIA) göre, 2025 yılının ilk yarısında, Kızıldeniz'in kuzey ucundaki Süveyş Kanalı ve Süveyş-Akdeniz Boru Hattı üzerinden günde yaklaşık 4,9 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşındı. Kızıldeniz'in güney ucundaki Bab el-Mandeb Boğazı'ndan ise yaklaşık 4,2 milyon varil petrol geçti. Bu üç güzergâh üzerinden yapılan petrol sevkiyatları, o dönemde deniz yoluyla ticareti yapılan tüm petrolün yaklaşık yüzde 6'sını oluşturdu. Karşılaştırma yapmak gerekirse, aynı dönemde Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol akışı ortalama yaklaşık 21 milyon varil/gün oldu.

Kızıldeniz, Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan denizaltı fiber optik kablolarının da yaklaşık yüzde 90'ının geçmesi nedeniyle dijital bir darboğaz olarak da kabul ediliyor. Körfez Araştırma Merkezi'nde savunma ve güvenlik çalışmaları kıdemli danışmanı Abdullah Jaber AlZaidi, CFR'nin küresel perspektifler özetinde bu kabloların "petrol ve ticaret yolları kadar önemli olan kritik egemen su altı altyapısını temsil ettiğini" yazdı. Daha önce bu kablolarda meydana gelen hasarlar , bölge genelinde olduğu kadar Afrika ve Asya'da da internet bağlantısında ve bulut hizmetlerinde büyük aksamalara neden oldu.

Suudi Arabistan ve Çin açısından önemi

Suudi Arabistan, petrol sahalarını Kızıldeniz limanlarına bağlayan bir boru hattı ağı aracılığıyla günde yaklaşık dört ila beş milyon varil petrol ihraç ediyor ve bu da ülke için Bab el-Mandeb Boğazı'na erişimi kritik hale getiriyor.

Bu ticaret Çin’i de yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan'ın ulusal petrol şirketi Saudi Aramco'nun, Mart 2026’da Çin'e petrol satışı günlük 1,87 milyon varile ulaşmıştı. Aylık 58 milyon varil ham petrole tekabül eden bu rakamın Ekim 2022’den bu yana en yüksek satış ihracat olduğu dile getiriliyor.

Çin de bu çerçevede Kızıldeniz’in güvenliğiyle yakından ilgileniyor.

Özetle, Kızıldeniz jeopolitiğindeki olası bir çatışmanın etkisi tüm küreyi saracak gibi duruyor. Küreyi etkileyen bir kriz de çatışma riskini artırma ve coğrafyasını da genişletme riskleri barındırıyor.