Tarihinin belki de en önemli zirvesi yarın ülkemizde, başkentimiz Ankara’da başlayacak NATO Liderler Zirvesi öncesinde “bu gece Avrupa’da savaş başlasa Avrupa ne yapabilir” sorularını uzmanların analizleriyle araştıralım istedim. Çünkü bu soru, NATO Liderler Zirvesi’ni de derinden etkileyecek başlıklardan bir tanesi olacaktır. Belki doğrudan bu soruyu sormayacaklar. Ama Batı(ABD)-Doğu(Avrupa) Atlantik merkezli güvenlik paradigmalarının merkezinde dolaylı olarak bu sorunun yanıtı ele alınacak. Avrupalı temsilciler, Rusya’nın olası harekatında Avrupa güvenliğinin nasıl olacağını sorgulayacaklar. ABD’de buna göre yanıt verecek.
CFR’nin Avrupa Kıdemli Araştırma görevlisi ve “Almanya Yeniden Silahlandı: Savaşın Dönüşü ve Yanılsamaların Sonu” kitabının yazarı Liana Fox, NATO Liderler Zirvesi’ni Avrupa merkezli analiz ettiği yazısında ABD-İsrail ikilisinin İran’a saldırısına ABD’nin Avrupalı müttefiklerinin destek vermemesi sonucu zirveye yönelik beklentilerde düşüş olduğunu söylemekte.
“İspanya Başbakanı Pedro Sánchez savaşı kınadı ve ABD güçlerinin ortak işletilen üslerden faaliyet göstermesine veya İspanyol hava sahasını kullanmasına izin vermeyi reddetti. İtalya yasal itirazlarda bulundu. İngiliz hükümeti başlangıçta tereddüt ettikten sonra ABD güçlerinin üslerini kullanabileceğini yeniden teyit etti. Bu tepki, Ankara'ya doğru ilerlerken ittifakı böldü; ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, zirveyi ‘muhtemelen NATO tarihinin en önemli toplantısı’ olarak nitelendirdi çünkü ‘burada açıklığa kavuşturulması ve düzeltilmesi gereken bazı şeyler var.’”
Fox, Pentagon’un bu durumu, NATO'ya tahsis edilen ABD kuvvetlerinin ve yeteneklerinin daha da geri çekilmesi planlarını ilerletmek için kullandığını belirtiyor.
18 Haziran'da Brüksel'de düzenlenen NATO savunma bakanları toplantısında, ABD Savunma (Savaş) Bakanı Pete Hegseth, bazı Avrupalı müttefiklerin üslere erişimi reddetmesini "utanç verici" olarak nitelendirmiş ve Avrupa'daki ABD kuvvet pozisyonunun altı aylık bir incelemesini duyurmuştu.
Sonrasında ABD’nin, NATO'ya tahsis edilen F-16 ve F-15 jetlerinin sayısını üçte bir oranında, stratejik bombardıman uçaklarının sayısını yarıya indirebileceği, hava tankerlerini azaltabileceği ve füze fırlatan bir denizaltı ile bir uçak gemisini kriz durumunda NATO'ya tahsis edilen yetenekler havuzundan çıkarabileceği haberleri basına yansıdı. Trump yönetimi zaten altı ila on iki aylık bir süre içinde Almanya'dan yaklaşık beş bin askeri çekme kararı aldığını ve bu yıl planlanan uzun menzilli ateş taburunun konuşlandırılmasını iptal ettiğini de hatırlamakta fayda var.
Aslında Avrupalılar, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Elbridge Colby'nin Şubat ayında yaptığı açıklamada "NATO 3.0" olarak adlandırdığı, yapılandırılmış bir geçiş için bir tür "yol haritası" niteliğinde olan, savunma yükünün daha fazlasını üstlenme konusunda karşılıklı olarak kabul edilmiş bir süreç umuyorlardı. Ancak son 2-3 aydaki gelişmelerin ve açıklamaların ardından, ABD'nin Avrupa'nın savunma kapasitesindeki açıkları doldurmasını beklemeden tek taraflı olarak geri çekileceğinden duyulan endişe arttı.
Endişelerin nedeni, Avrupa kıtası ülkelerinin “olası bir savaşta” savunma kapasitelerinin önemli bir bölümünün ABD’ye bağımlı olması yatıyor.
Açacak olursak Avrupa kıtası, istihbarat, gözetim ve keşif (ISR) –özellikle uydu sistemleri ve erken uyarı hava gözetim sistemleri– yanı sıra hava ve füze savunması, uzun menzilli ateş gücü ve siber, yapay zeka ve elektronik savaş yeteneklerinde kendisini savunma kapasitesi zayıf kalmakta. CFR uzmanı Liana Fox, bu durumun, Avrupa güvenliğinin bu kritik alanlarda savunmasız kalması riskine dikkat çekiyor.
Avrupa’nın “bu gece savaş çıksa savunma kapasitesi nedir” meselesini biraz daha açalım. Bu konuda Londra merkezli Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü (International Institute for Strategic Studies-IISS) Kara Savaşları Kıdemli Araştırmacısı Ruben Stewart’in yazdıklarına başvuralım. Stewart, “Amerika Birleşik Devletleri Olmadan Avrupa Tarzı Bir Savaş” başlıklı analizinde ABD’nin NATO içinde kalsa bile Avrupa savunmasında aktif olarak yer almaması durumunda yaşanabilecekleri analiz etmiş. Stewart, ABD'nin Avrupa’ya sağladığı imkanları komuta, entegrasyon ve operasyonel erişimi destekleyen imkanlar olarak tanımlıyor.
Merkeze entegrasyonun kaybını oturtan Stewart, şöyle devam ediyor:
“Entegrasyon olmadan kütle sınırlı etkiler üretir; kütle olmadan entegrasyon ağırlıktan yoksundur; tempo, algılama, karar verme ve harekete geçme hızına bağlıdır; derinlik hem erişim hem de süreklilik gerektirir ve dayanıklılık, sürdürme ve endüstriyel kapasiteye bağlıdır. Amerika Birleşik Devletleri'nin çekilmesi, Avrupa'nın bu değişkenler içindeki yeteneğini sadece azaltmakla kalmaz; dengeyi değiştirir.”
Kağıt üzerinde Avrupa ülkelerinin gücünün Rusya ile dengeli olduğunu belirten Stewart, “Ancak bu sayısal yakınlık, platformları koordineli muharebe gücüne dönüştüren bütünleştirici mimarinin ortadan kaldırılmasından önceki durumu yansıtıyor. Bu olasılık son derece endişe verici” diye ekliyor.
Ruben Stewart’ın bazı vurguları şöyle:
- Amerika Birleşik Devletleri şu anda NATO'nun özellikle bölgesel çapta istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR), uzay tabanlı istihbarat toplama ve birleştirme, derin hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, stratejik nakliye ve nükleer caydırıcılık desteği gibi destekleyici işlevlerinin orantısız bir payını sağlamaktadır. ABD'nin bu işlevlere yaptığı katkıların ortadan kaldırılması, Avrupa'nın kapasitesini ortadan kaldırmaz, ancak yoğunluğunu, erişimini ve tepki verme yeteneğini azaltır.
- ABD'nin çekilmesiyle en kritik şekilde ortadan kalkacak şey kitle değil, entegrasyondur. ABD'nin katılımı, İttifak'ın işletim sistemi gibi işlev görerek sensörleri atış yapan araçlara bağlar, farklı alanlardaki etkileri senkronize eder ve çok uluslu güçlerin tutarlı bir bütün olarak savaşmasına olanak tanıyan veri, iletişim ve planlama mimarisini sağlar. Yetenekleri ayrıca bu sistemin işleyişini sağlayan standartlar ve protokollerin de temelini oluşturur: NATO standartları olarak adlandırılanlar, pratikte büyük ölçüde ABD tarafından tanımlanır ve uygulanır; bu da ekipman, veri ve komuta sistemleri arasında birlikte çalışabilirliği sağlar. Bu olmadan, Avrupa güçleri yetenekli kalacak ancak daha gevşek bir şekilde birbirine bağlı olacaktır: İstihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) daha az sürekli ve daha az entegre hale gelecek; hedefleme döngüleri uzayacak; derin darbe daha epizodik olacak; ve destek daha ulusal olarak sınırlı olacaktır. Ortak bir standart belirleyici olmadan, entegrasyon sadece bozulmakla kalmayacak, yapısal olarak elde edilmesi daha zor olacaktır. Aynı sayıda platform zaman içinde daha az etki üretecektir.
- ABD desteğinin kaybı, güçte değil, tutarlılıkta ve etkileri zaman ve mekânda yoğunlaştırma yeteneğinde bir azalma olarak en iyi şekilde anlaşılabilir. Bu ayrım önemlidir. Diğer şeyler eşit olduğunda, daha az entegre bir kuvvet farklı şekilde savaşma eğiliminde olacaktır: daha temkinli, daha bilinçli ve manevra ve yer değiştirmeden ziyade ateş gücüne ve konum avantajına daha fazla güvenerek. Bir bütünleştiricinin yokluğu, Avrupa NATO'sunu yeteneksiz kılmaz, ancak muharebe gücünü belirleyici operasyonel etki elde etmek için uygulama yeteneğini azaltır.
Stewart kapsamlı bir analiz yapmış. Yazıyı okuduğunuzda Avrupa’nın güvenlik mimarisinin nasıl ABD’ye bağımlı hale getirildiğini görmüş oluyoruz.
Bu durum, Türkiye’nin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1990’larla beraber NATO’dan bağımsız özerk alanlar oluşturma çabalarının önemini gösteriyor.
Özetle Avrupalılar, Türk düşmanlıklarını AP’ye sunulan Türkiye Raporu’nda gösterseler de Türk savunmasına boşuna şirinlik yapmıyor. “ABD giderse Rusya’yı Türkiye üzerinden oyalayabilir miyiz” diye boşuna kendi aralarında kafa patlatmıyorlar. Ancak avuçlarını yalarlar... Avrupa için tırnağını kıpırdatacak bir Türk bulamayacaklardır. Kıpırdatacak olanı da Türk saymayız...
- Bu gece savaş çıksa Avrupa kendini savunabilir mi? 06.07.2026
- NATO dağılacak mı? 04.07.2026
- NATO diz çökecek af dileyecek 02.07.2026
- NATO’YU KURTARMAK VE RUTTE’NİN “HAKLISIN BABA” TAKTİĞİ 29.06.2026
- COVİD-19’UN PERDE ARKASINDA ABD VAR 26.06.2026
- Tümünü Gör