NATO diz çökecek af dileyecek

NATO diz çökecek af dileyecek
Ceyhun Bozkurt
02.07.2026 Perşembe 12:57 | Son Güncelleme: 02.07.2026 Perşembe 12:57

2 Temmuz 1993

4 Temmuz 2003

5 Temmuz 1993

15 Temmuz 2016


Belki gençlerimiz ve apolitik kesimlere bu tarihler bir şey ifade etmeyebilir ama Türkiye’ye yönelik saldırıların önemli tarihleridir bunlar. Sivas katliamı, ABD askerlerinin Türk ordusuna saldırısı, Başbağlar katliamı ve hain darbe ve işgal girişiminin yıldönümleri...

Hatta 20 Temmuz 2015’te Suruç’taki saldırıda yine NATO Gladyosunun aparat örgütü DEAŞ, dezenformasyon boyutunda da yine Gladyo yapılanması FETÖ var.


Hepsinde de ABD izi var, NATO izi var.


Bunlar Temmuz ayında ilk akla gelenler.


NATO’nun bağımsızlıkçı, milliyetçi Türk kafasında çok da olumlu izleri yok.


ABD-İngiltere ikilisinin, dolaylı olarak İsrail’in de çıkarlarını önceleyerek NATO’yu emperyalist politikalarına araç olarak kullandıklarını, üye ülkeleri bu amaçlar için sürüklediklerini biliyoruz. Gladyo yapılanmasıyla Türkiye ve NATO üyelerinin tarihinde katliamlar, suikastlar, darbeler, kaos planları devreye soktuklarını da biliyoruz.

İtalya’da Aldo Moro suikastının arkasında NATO Gladyosu var.

Yine İtalya’daki Piazza Fontana ve Bologna katliamlarında NATO Gladyosu var.

Belçika’da Brabant katliamında NATO Gladyosu izi var.

Birleşmeden önce Batı Almanya’da Oktoberfest saldırısında NATO Gladyosu izi var.


Peki Türkiye’de...

Darbelerde NATO Gladyosunun izi var.

Katliamlarda NATO Gladyosu izi var.

Siyasi operasyonlarda NATO Gladyosunu görüyoruz.

Suikastlarda NATO Gladyosu...

Kaos operasyonlarında da...


Yani NATO’nun günahı çok.

Temmuz ayında Türkiye’de yaptıkları ortada.


Şimdi NATO’nun tarihinin en zor dönemeçlerinden geçtiği bir dönemde, Liderler Zirvesi başkentimiz Ankara’da toplanacak.


1949 sonrası, Soğuk Savaş bitimine kadar olan döneme NATO 1.0;

Soğuk Savaş’tan günümüze kadar olan dönemine NATO 2.0 deniyor.

Bundan sonraki süreç için de NATO 3.0 sürümü olacak yorumları öne çıkıyor.


ABD ile Batı Avrupa arasında süren gerilim, NATO’nun kendi içindeki güvenlik paradigmalarını çatırdatıyor. ABD, eski gücünde değil. Bu nedenle “Benim sizi koruduğum dönem bitti. Parayı gözden çıkarın kendi güvenliğiniz için kasalarını açın, tedbirlerinizi alın” diyor.


Biden döneminde küreselci ekibin liderliğindeki ABD’nin peşine takılıp Rusya’yla karşı karşıya gelen Avrupa’da ise Rus korkusu var. Bu nedenle Avrupa’da hızlı bir militarizasyon süreci yaşanıyor. Ekonomilere, siyasete, sosyolojiye, psikolojiye yansıyan bu militarizasyon sürecinde ise Avrupa ülkeleri zorlanıyor. Çünkü halklarını refah toplumuna ve güvenli topluma alıştırmış durumdalar. Almanlar gönüllü asker olmak istemiyor. İngilizler yeniden yapılanmayı başaramıyor; bakanlar, hatta başbakan kaybediyor. Kuyruğu dik tutmaya çalışan Fransızlar “aslanız kaplanız” dese bile Afrika’nın zayıf güçleri karşısında bile tutunamayacak durumda. Avrupalılar bir taraftan da “NATO içinde Avrupa’nın güvenliğini artırmak için Türklerle iyi geçinelim” havasına bürünmüş durumdalar. Yani yıllarca alçak planları için saldırdıkları Türkiye’den yardım dileniyorlar.


İşte zurnanın zırt dediği yer burası...


NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin önemi de ana gündem maddelerinden biri.

Türkiye, Türk düşmanı Avrupalı vampirler için Ruslarla karşı karşıya gelmez.

Nokta.

Ancak kazanç noktasında zaten gücü giderek azalan NATO içinde konumunu eskiye göre artırabilir. Avrupalıları, peşinde gezdirebilir.


Ancak Batı Avrupa’nın ve ABD’nin bir şey yapması lazım.

Çıkıp Darbelerle, katliamlarla, suikastlarla, kaos planlarıyla ve besledikleri terörle zarar verdikleri Türk Milleti’nin önünde diz çöküp, af dilemeleri gerekiyor.

Her bir şehidimiz için, zarar gören her bir vatandaşımız için, devletimiz için af dileyecekler.

O zaman “Bakarız” diyebiliriz.


Yok, bunu yapmayacaklarsa, Türk Milleti NATO denen belanın devamlılığı için kılını kıpırdatmaz, kıpırdatmak isteyene de mani olur.


NOKTA.


haber365.com