"İsrail'in Ebu Zuhur Saldırısı Doğrudan Türkiye'yi Hedef Alıyor"

Gazeteci Ceyhun Bozkurt, Haber365 kanalındaki yayınında İsrail'in Suriye'nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Havalimanı'na yönelik saldırısını ve bölgedeki tırmanan askeri gerilimi tüm hatlarıyla değerlendirdi. Uzun süredir devam eden gerilimin sıcak bir çatışmaya evrilip evrilmeyeceği sorusuna yanıt arayan Bozkurt, saldırının doğrudan Türkiye'yi hedef aldığını belirterek, bölgesel gelişmelere ve Ankara'nın atması gereken stratejik adımlara ilişkin kapsamlı analizlerde bulundu.


Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Görüş Alanı programının yeni bölümünde Gazeteci Ceyhun Bozkurt, İsrail'in, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki şu an atıl durumdaki Ebu Zuhur Askeri Havalimanı'nın pistlerine yönelik gerçekleştirdiği saldırının ikili gerilimi zirveye taşıdığını ve bu hamlenin Ankara'ya doğrudan bir mesaj olduğunu ifade etti. 

Ebu Zuhur Saldırısı ve Ön Alma Stratejisi

Arap basınına ve Suriye kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, Türk askeri heyetinin pazartesi günü bölgede yaptığı incelemelerin ve akşam saatlerinde tespit edilen keşif uçuşlarının hemen ardından salı sabahı bu saldırının gerçekleştiğine dikkat çekti. İlk gün yaşanan sessizliğin ardından ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın İsrail'i işaret eden açıklamalarının gözleri Tel Aviv'e çevirdiğini hatırlatan Bozkurt, sonrasında Netanyahu'nun ofisinden ve İsrail yönetiminden doğrudan Türkiye'yi hedef alan açıklamalar geldiğini aktardı. İsrail'in bu saldırıyı Türkiye'nin Suriye'ye yerleşmesini ve askeri güç bulundurmasını engellemek amacıyla bir "ön alma saldırısı" olarak gerekçelendirdiğini belirten Bozkurt, perde arkasında ise ABD'nin olası bir tırmanmada artık İsrail'i korumayacağını Tel Aviv'e ilettiği yönündeki iddiaların konuşulduğunu kaydetti.

Suriye Sahasındaki Dinamikler ve Askeri Danışmanlık Misyonu

Türkiye ile Suriye arasında 8 Aralık 2024 sonrasında başlayan yeni dönemde askeri işbirliğinin güçlendiğini vurgulayan Bozkurt, sahada doğrudan bir Türk askeri konuşlanmasından ziyade Azerbaycan ve Libya'dakine benzer bir askeri eğitim, donanım ve danışmanlık sürecinin yürütüldüğünü belirtti. Buna karşılık İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki işgalini genişletme çabalarının yanı sıra Litani Nehri boyunca Lübnan'a, Filistin'e, Yemen'e ve Katar'a yönelik saldırılarının bölgedeki ana istikrarsızlık kaynağı olduğunu ifade etti.

Netanyahu'nun Siyasi Çıkmazı ve İsrail'deki Kaos

Saldırının zamanlamasını İsrail'in iç siyasi dinamikleriyle de ilişkilendiren Bozkurt, sonbaharda yapılması planlanan seçimler öncesi Başbakan Binyamin Netanyahu'nun anketlerde ciddi bir çöküş yaşadığını ve köşeye sıkıştığını belirtti. Netanyahu'nun Türkiye ile bir kriz ve çatışma ortamı yaratarak siyonist tabanını konsolide etmeyi ve seçimleri ertelemeyi amaçladığını ifade eden Bozkurt, muhalefet cephesinden eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un can güvenliği talebiyle Seçim Kuruluna başvurmasının İsrail'deki siyasi suikast endişelerini ve mevcut kaos ortamını gözler önüne serdiğini vurguladı.

Doğu Akdeniz Tehdidi ve TSK'nın Caydırıcılığı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Doğu Akdeniz üzerinden de yeni gerilim alanlarının oluşturulduğuna ve adaya yönelik İsrail destekli Rum-Yunan saldırısı ihtimallerinin gündeme geldiğine dikkat çeken Bozkurt, İsrail basınındaki bölünmüşlüğün altını çizdi. Haaretz gibi muhalif yayın organlarında Türkiye'yi karşıya almanın sağlıklı olmayacağı yönünde uyarılar yapılırken, Jerusalem Post'ta yayımlanan bir makalede İsrail'in savunma yerine saldırı politikası izlemesi gerektiğinin ve hatta İstanbul'un bile hedef alınması gerektiğine dair uç ve hayali senaryoların yer aldığını belirtti. İsrail'in Türkiye gibi bölgesel bir güce karşı koyacak askeri kapasitesi bulunmadığını, havada görece üstünlük iddialarına karşın deniz ve karada hiçbir şansı olmadığını kaydeden Bozkurt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü tehdidi bertaraf edecek kudrete sahip olduğunu belirtti. İsrail'in hava gücünü absorbe edebilecek radar ve savunma sistemlerinin mevcut olduğunu hatırlatan Bozkurt, bu kapasiteyi daha da artırmak için yerli muharip uçak KAAN'ın envantere giriş sürecinin hızlandırılmasının kritik önem taşıdığını ifade etti.

Küresel Tehditlere Karşı Dört Ayaklı İttifak Stratejisi

İsrail tehdidinin yalnızca kendisinden ibaret olmadığını, arkasındaki Atlantik emperyalisti ve siyonist finans-kapital ağlarının bir yansıması olduğunu belirten Bozkurt, Türkiye'nin atması gereken çok boyutlu adımları sıraladı. Batı'ya sırt dönmeden, Selçuklu kartalı misali Doğu ve Batı dengesini gözeten Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) formülünün canlandırılması gerektiğini belirten Bozkurt, Rusya ile Doğu Akdeniz jeopolitiği dahil işbirliğinin artırılması, Çin ile de Kuşak ve Yol, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projelerinde ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında tesis edilen savunma işbirliğine Mısır, Katar ve bölgesel rasyonel akılla İran'ın da eklemlenerek bir Mekke İttifakı ve Kudüs Paktı oluşturulması gerektiğini ifade eden Bozkurt, Türk Devletleri Teşkilatının diplomatik desteğinin sağlanmasının önemine değindi. Yabancı istihbarat servislerinin olası provokasyonlarına karşı iç cephenin tahkim edilerek "Terörsüz Türkiye" sürecinin tamamlanması gerektiğini sözlerine ekleyen Bozkurt, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle ortak bir tutum geliştirmesi halinde emperyalist dayatmaları kesin bir yenilgiye uğratacak potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!