Kaan Arslan Süleymancılar cemaati operasyonu anlattı: Suçlamalar, siyasi ilişkiler, yurtdışı bağlantıları

Gazeteci Kaan Arslan, Süleymancılar cemaati tepe yönetimine yönelik operasyonun perde arkasını Haber365 Youtube kanalında anlattı.


Haber365 YouTube kanalında yayınlanan "Bir Bilene Sor" programına konuk olan gazeteci Kaan Arslan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Süleymancılar cemaatinin tepe yönetimine yönelik düzenlenen operasyonun perde arkasını, mali suçlamaları ve yurt dışı bağlantılarını anlattı.

Gözaltı ve arama kararlarının ayrıntılarını da paylaşan Kaan Arslan; operasyon kapsamında cemaatin lideri Alihan Kuriş ve "iki numara" olarak bilinen Fahri Can Demir'in de aralarında yer aldığı 30 kişinin gözaltına alındığını belirtti. Soruşturma kapsamında şüphelilere "kara para aklama", "dolandırıcılık", "sahte çek" ve "kamuyu zarara uğratma" gibi çok sayıda ağır mali suçlama yöneltilirken, cemaatle bağlantılı 32 şirkete tedbir konuldu. Yüksek miktarda kaynağı belirsiz para girişinin tespit edildiği bu şirketlerden yaklaşık 100 milyar liranın usulsüz yollarla yurt dışına çıkarıldığının belirlendiği kaydedildi. Öte yandan operasyon sırasında bir cemaat yöneticisinin adresinde yapılan aramalarda ise yüksek miktarda nakit para ve ruhsatsız silah ele geçirildi.

"Alihan Kuriş döneminde eksen kayması yaşandı"

Cemaatin asıl kırılmayı ve eksen kaymasını 2016 yılında Alihan Kuriş'in liderliğe geçmesiyle yaşadığını belirten Arslan, Alihan Kuriş döneminde cemaatin hızla siyasileştiğini ifade etti. Yapının, emperyalist odakların Türkiye'de iktidarı dönüştürme ve belirleme planlarında rol almaya başladığını vurgulayan Kaan Arslan, cemaatin tıpkı FETÖ örneğinde olduğu gibi bir paralel devlet yapılanması hevesine girdiğini ve yabancı istihbarat örgütleriyle temas kurduğuna dair ciddi iddiaların bulunduğunu dile getirdi.

Seçim süreçleri, CHP içindeki Ekrem İmamoğlu ekibiyle bağlantıları

Söz konusu siyasileşmenin seçim dönemlerinde açıkça sahaya yansıdığını kaydeden Kaan Arslan, süreci şu sözlerle ifade etti:

"Özellikle 2018 genel seçimlerinde İYİ Parti’ye verilen açık destekle başlayan bu süreç; 2019, 2023 ve 2024 seçimlerinde CHP içerisindeki Ekrem İmamoğlu ve ekibiyle ortak hareket etmeye kadar vardı. Alihan Kuriş’in doğrudan bu yapılara ve adaylara oy verilmesi yönünde cemaat tabanına talimatlar ilettiği biliniyordu. Nitekim cemaatin içinden ayrılan çok sayıda isim ve eski mensup, yaptıkları suç duyurularıyla bu siyasi yönlendirici tutumu ve usulsüzlükleri yargıya taşıdı."

32 şirkete tedbir ve İsrail bağlantısı

Yapılan incelemelerde cemaat ile bağlantılı 32 şirkete tedbir konulduğunu aktaran Arslan, şirketlerin İsrail bağlantılarının da tespit edildiğini vurguladı. Arslan, yüksek miktarda kaynağı belirsiz para girişinin yaşandığı bu şirketlerden yaklaşık 100 milyar liranın usulsüz yollarla yurt dışına çıkarıldığının belirlendiğini aktardı. Operasyon sırasında bir cemaat yöneticisinin evinde yapılan aramalarda ise yüksek miktarda nakit para ve ruhsatsız silah ele geçirildi.

FETÖvari hiyerarşi ve gizli haberleşme ağı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tespitlerine göre cemaatin tüm mensuplarının değil, özellikle tepe yönetiminin suça karıştığını ifade eden Arslan, yapının örgütlenme modeline dikkat çekti. Cemaat bünyesinde "bölge idarecileri" ve "mıntıka idarecileri" adı altında FETÖ’deki "imam" sistemine benzeyen bir hiyerarşi kurulduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında ayrıca, tıpkı ByLock örneğinde olduğu gibi örgüt içi haberleşmeyi sağlayan gizli ve şifreli bir yazışma sisteminin de gün yüzüne çıkarıldığı kaydedildi.

"Almanya merkezli yönetim planı engellendi"

Süleymancılar yapılanmasının 157 ülkede aktif örgütlendiğini belirten Kaan Arslan, örgütün Almanya’daki gücüne ve Alman devlet kademeleriyle olan ilişkilerine dikkat çekti. Almanya’nın Köln kentinde doğrudan kamu arazisi üzerine inşa edilen ve Köln Belediyesi'nin de destek verdiği 70 milyon avro değerindeki dev merkez projesini hatırlatan Arslan, cemaatin Almanya’daki 50. yılı olan 2023'te Alman Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bizzat katılarak destek verdiğini belirtti.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin operasyon sonrası yaptığı açıklamalara değinen Kaan Arslan, planın perde arkasını şöyle aktardı:

"İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi yaptığı açıklamada çok önemli bir gerçeği işaret etti: Alihan Kuriş örgütü Türkiye’den değil, doğrudan Almanya’nın Köln kentindeki bu yeni merkezden yönetmeye hazırlanıyordu. Bu devasa inşaat tam da bu kaçış ve yönetim altyapısı için yapılıyordu. Ancak Türk devleti zamanında müdahale ederek yeni bir FETÖ’nün yurt dışından ülkeye dizayn vermesine izin vermedi."

"Türk devleti yeni bir FETÖ'ye izin vermedi: Operasyon genişleyecek"

Soruşturmanın henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve önümüzdeki günlerde daha da genişleyeceğini vurgulayan Kaan Arslan, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

"Şu an Türkiye'de 10 şüphelinin firari durumda olduğu, 9 şüphelinin ise yurt dışında bulunduğu belirtiliyor. Bu isimlerin yakalanması, şirket incelemeleri ve soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte operasyon çok daha büyüyecektir. Türk devleti, Türkiye için doğrudan milli güvenlik tehdidi oluşturan bu Alihan Kuriş suç örgütüne müdahale ederek yeni bir FETÖ’nün doğmasına izin vermemiştir. Devlet ve millet aleyhinde faaliyet yürüten her türlü yapının üzerine gidilmesi Türkiye'nin lehinedir. Türk Devleti'nin de bu konudaki iradesini tebrik ediyoruz."

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!