Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Görüş Alanı programının yeni bölümünde Gazeteci Ceyhun Bozkurt, ABD ile İsrail arasındaki askeri ve siyasi ilişkileri değerlendirdi. Bozkurt, ABD Temsilciler Meclisi'nden geçen Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nda (NDAA) yer alan bazı düzenlemelerin, ABD ile İsrail arasındaki askeri iş birliğini yeni bir aşamaya taşıdığını söyledi.
Trump-Netanyahu görüşmesinin perde arkası
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Beyaz Saray zirvesini değerlendiren Gazeteci Ceyhun Bozkurt, görüşmenin yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, bölgesel gelişmeler bakımından da önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki Beyaz Saray zirvelerinin ardından bölgede her zaman yeni bir saldırı dalgasının başladığını hatırlatan Ceyhun Bozkurt, son dönemdeki kırılmaya dikkat çekti:
"4-5 günde bitecek diye gazlanan Trump, İran'da ciddi bir bataklığa girdi. İran devletinin ve halkının köklü devlet geleneğine dayanan direnci karşısında işlerin kolay olmadığını gören Trump'ın İsrail'e olan kızgınlığı arttı. F-35 gibi Türkiye'yi ilgilendiren kritik konuları Netanyahu'nun masaya dahi açamadığı haberlere yansıdı. Ama esas mesele şu: Donald Trump'ın gücü, orada İsrail'in siyonist yapılanmasının kurduğu sistemi yenip yenemeyeceği ile bağlantılıdır. Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J. D. Vance 'Önce Amerika' diyerek tanımladıkları politikaları savunuyorlar.
Ama bakıldığında, aslında sistem İsrail'e ciddi bir şekilde destek veriyor. Amerikan sisteminde 1800'lerle başlayan Amerika kıtasına ve özellikle de Kuzey Amerika'ya başlayan Yahudi göçüyle Yahudilerin içinde yuvalanan siyonist yapılanmanın etkisinin 1900'lere doğru artması, 1950'lerden itibaren de Amerika Birleşik Devletleri sistemine ciddi bir şekilde entegrasyon ve sistemi kontrol eden mekanizmaların kilit noktalarına yerleşme, siyonist yapılanmanın en önemli başarılarından biriydi.
Bu; finans-kapitalle başlayarak Amerikan ordusu, Amerikan siyaseti, Amerikan medyası, Amerikan akademisi, Amerikan sivil toplum gibi alanlarda çok ciddi etki yapıyor. Amerikan yargısını da buna ekleyebiliriz. Ve bu güç Amerikan yasalarına da yansıyor."
NDAA'daki 219 ve 224'üncü maddelere dikkat çekti
ABD Temsilciler Meclisi’nden geçen Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) taslağındaki tehlikeli maddelere dikkat çeken Bozkurt, yasanın ABD egemenliğini hiçe saydığını belirtti:
"Siyonist lobi AIPAC ve arkasındaki güçler, Amerikan kamuoyunda İsrail'e tepki arttığı için 10 yıllık yardım protokollerini (MOU) riske atmamak adına devasa bir kumpas kurdu. Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen NDAA tasarısı tam anlamıyla Amerikan ordusunu İsrail'in komutasına sokuyor. Kentucky Temsilcisi Thomas Massie açıkça 219. maddeye tepki göstererek 'Bu yasa Amerikan egemenliğine ihanettir' dedi. Neden? Çünkü bu maddeye göre Pentagon (ABD Savunma Bakanlığı) içinde ortak girişimleri denetleyecek bir yürütme temsilcisi bulunacak. Yani bir nevi İsrailli bir yetkili, Pentagon'un kalbinde müfettiş gibi oturacak"
Yasanın taslak metnindeki 224. maddeyle (mevcut 219. madde) yapılmak istenen entegrasyonun boyutlarını aktaran Ceyhun Bozkurt, bunun bölge dengelerini sarsacağını belirtti.
"224. madde; ikili Ar-Ge, silah ortak üretimi, yapay zekâ, siber güvenlik ve lisans anlaşmaları adı altında Amerikan ordusunun en kritik verilerini İsrail'in erişimine açıyor. Eskiden Mossad'ın ajanlıkla çalmaya çalıştığı gizli Amerikan askeri envanter bilgileri ve teknolojik sırlar artık altın tepside sunulacak. İsrail bu sırları ve verileri koz olarak kullanıp Amerikan savunma sanayisine şantaj yapacak. 'Türkiye'ye F-35 veya silah satma', 'Suudi Arabistan'a uçak verme', 'Mısır'a tank gönderme' diyecek ve ABD bunu uygulamak zorunda kalacak. Bu entegrasyon yarın Kıbrıs'ta, Ege'de veya Doğu Akdeniz'de Türk ordusu ile Amerikan ordusunu İsrail'in çıkarları uğruna karşı karşıya getirme riski taşımaktadır."
Charlie Kirk suikastini hatırlattı
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyonist yapılanmanın gücünü kırmanın kolay bir mücadele süreci olmayacağını belirten Bozkurt, siyonist yapının belirlediği çizginin dışına çıkan kendi müttefiklerini dahi gözden çıkarabildiğine dikkat çekti.
"Bunun en bariz örneğini biz Charlie Kirk suikastında gördük. Şimdi 'Mossad mı yaptı?' diye somut bir %100 veri var mı? Yok. Ama MAGA hareketinin içinde en üst düzey isimler bile bu işte Mossad bağını söylüyorlar, dile getiriyorlar. Neden bunu söylüyorlar? Çünkü Charlie Kirk son dönemlerde İsrail'in Amerikan politikalarında belirleyici bir ana güç olmasından rahatsızlığını dile getiren konuşmalar yapıyordu. MAGA hareketinin liderlerindendi ve bir üniversitede herkesin gözü önünde, açık bir alanda bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Charlie Kirk sonuçta İsrail ile ilişkilere karşı mıydı? Değildi. Ama İsrail'e bağımlılığa karşıydı. İsrail'in desteklenmesini o da destekliyordu ama İsrail'in Amerika'yı, Washington'ı, Beyaz Saray'ı, Kongre'yi yönetmesinden rahatsızdı. Bakın buna bile tahammül etmeyen bir güç, Amerika'da bile geçmişteki müttefiklerini yok etmeye yönelik bu hamleyi yapabilen bir güç, 'düşman' olarak tanımladıklarına neler yapmaz diyeceğiz de zaten bunun yanıtını biz Gazze'de görüyoruz, Suriye'de görüyoruz, Lübnan'da görüyoruz. Belki durdurulmazsa daha başka coğrafyalarda da göreceğiz. O yüzden Amerika'da sistemin İsrail'in o siyonist yapılanmasına yönelik tavır almasına yönelik çalışmaların yapılması gerekir. Bunda da en önemli ayaklardan bir tanesi de güçlü ittifak ağları, doğru işbirliği zeminlerini oluşturmaktır."
"Türkiye, Türkiye-ABD İlişkilerini Sürdürürken Alternatif Blokları Güçlendirmelidir"
ABD’nin İsrail kontrolünde bölge için giderek büyüyen bir tehdide dönüştüğünü ifade eden Bozkurt, Türkiye’nin izlemesi gereken jeopolitik rotayı şöyle çizdi:
"Türkiye diplomasi kapılarını kapatmamalı, ABD ile milli menfaatleri doğrultusunda temasını sürdürmelidir. Ancak bu tehlikeli yapıya karşı yalnız hareket edilemez. Rusya, Çin, İran, Körfez ülkeleri ve Avrupa ile ilişkiler sıkılaştırılması; Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Örgütü gibi yapılarda aktivite artırılmalıdır. BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü zeminleri kuvvetlendirilerek küresel ve bölgesel denge kurulmalıdır. Aksi halde Amerikan gücü tamamen İsrail'in koçbaşı haline gelecektir."
"Bölgesel güvenlik dengelerini etkileyebilir"
Ceyhun Bozkurt, söz konusu düzenlemelerin yalnızca ABD ile İsrail ilişkilerini ilgilendirmediğini, Türkiye başta olmak üzere Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Orta Doğu'daki güvenlik dengelerini de etkileyebileceğine söyledi. ABD'nin askeri planlamalarının İsrail ile daha koordineli hale gelmesinin bölgesel gelişmelere yansıyacağını ifade eden Bozkurt, bunun Türkiye açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir süreç olduğunu söyledi.
"Türkiye çok yönlü dış politika izlemeli"
Türkiye'nin dış politika ve savunma alanında tek bir eksene bağlı kalmaması gerektiğini söyleyen Bozkurt, Ankara'nın farklı ülkeler ve uluslararası platformlarla ilişkilerini güçlendirmesinin önemini belirtti. Bozkurt, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruyabilmesi için çok boyutlu diplomasi yürütmesi, savunma alanındaki alternatif iş birliklerini geliştirmesi ve bölgesel platformlardaki etkinliğini artırması gerektiğini ifade etti.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!