KKTC'ye büyük tuzak mı kuruluyor? Kıbrıs'taki kritik planı Amiral Cihat Yaycı anlattı

Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu'nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Kıbrıs adasında son dönemde hareketlenen diplomatik trafiğin perde arkasını masaya yatırdı.


BM ve AB temsilcilerinin adaya yaptığı ziyaretlerin Türkiye ve KKTC üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflediğini belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı; Crans-Montana sürecinin tehlikelerine, KKTC'deki mülkiyet davaları üzerinden yürütülen ekonomik ablukaya ve kurulmak istenen "5+1" masasının arkasındaki gizli planları anlattı. 

BM Genel Sekreteri Guterres’in 16 yıl sonra adaya yaptığı ziyaret, BM Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar’ın yetkisini aşarak hazırladığı iddia edilen çözüm planı ve KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın "tanımıyoruz" açıklamasına rağmen KKTC Cumhurbaşkanı’nın AB Temsilcisi ile görüşmesini eleştiren Yaycı; diplomasi masasında kurulan tuzaklara dikkat çekti.

"Holguín çözüm planını Sızdırıyor, AB gayrimeşru şekilde masaya itiliyor"

Diplomatik trafiğin arka planını değerlendiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yayc, BM ve AB üzerinden yürütülen stratejiyi şu sözlerle anlattı:

"Türkiye üzerinde yeniden yükselen bir Kıbrıs baskısı var. BM Kişisel Temsilcisi Holguín’in adadaki görevi sadece bir anlaşma zemini olup olmadığını tespit etmekti. Ancak temsilci yetkisini aşarak yeni bir çözüm planı hazırlayıp medyaya sızdırdı. Guterres’in 16 yıl sonra adaya gelmesinin asıl nedeni de bu plana zemin oluşturmaktır.

Diğer yandan AB de bir temsilci atayarak masada yer almaya çalışıyor. Oysa Avrupa Birliği konunun doğrudan tarafıdır. Raporlarında KKTC’yi yok sayan, Türkiye’ye 'işgalci', Türk ordusuna ağır iftiralar atan bir yapının masada 'tarafsız kolaylaştırıcı' olması imkansızdır. Amaç, muhatap sayısını artırarak Türkiye’yi yalnızlaştırmak ve masadaki baskıyı büyütmektir."

"İçeriden yapılan hatalar KKTC'nin haklılığına zarar veriyor"

KKTC yönetimi içindeki görüş ayrılığına ve diplomatik tutarsızlığa tepki gösteren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yayc, içeriden yapılan hataların KKTC'nin haklılığına zarar verdiğini vurguladı:

"KKTC Dışişleri Bakanlığı resmi bir açıklama yaparak 'Biz bu AB temsilcisini tanımıyoruz, gayrimeşrudur, muhatabımız değildir' dedi. Ancak bu net duruşa rağmen KKTC Cumhurbaşkanı gitti o temsilciyle görüştü.

Bu durum çok net bir işaret veriyor: KKTC’nin altı maalesef kendi içimizdekiler eliyle oyuluyor. 'İyi niyetli görünelim, herkesle görüşelim' mantığı, Türkiye ve KKTC karşıtı cepheleri güçlendiriyor; masadaki haklılığımızı ve duruşumuzu aşındırıyor."

"Türkler için Kıbrıs sorunu yoktur, Rumlar için vardır"

Rum tarafının ve uluslararası aktörlerin federasyon ısrarını değerlendiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, KKTC’nin egemen eşitliği tanınmadan masaya oturulmaması gerektiğini vurguladı:

"Türkler için bir Kıbrıs sorunu yoktur; Rumlar ve Yunanistan için vardır. Onların 'Kıbrıs sorunu' dediği şey, Türk askerinin adadaki varlığı ve KKTC'nin varlığıdır. 2017'deki Crans-Montana görüşmelerinde Türk askerinin çekilmesi ve toprak tavizi gibi kabul edilemez şartlar masadaydı.

Bugün KKTC gerçeğini tanımadan, adanın tek temsilcisi sıfatıyla masaya oturan Rum tarafıyla aynı masaya oturmak büyük bir tuzaktır. KKTC masaya eşit statüde oturamıyorsa, o masaya hiç oturmamalıdır."

"Kıbrıs Türk halkını ekonomik baskıyla teslim almak istiyorlar"

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin KKTC’de mülk satın alan veya yatırım yapan kişilere karşı başlattığı hukuki ve yargısal süreçleri değerlendiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bölge halkını ve yatırımcıları uyardı:

"GKRY, Avrupa yargısını da arkasına alarak KKTC'deki taşınmaz alım-satımlarını suç saymaya, diplomatlarımıza ve yatırımcılara davalar açarak adayı ekonomik abluka altına almaya çalışıyor. Amaç, KKTC ekonomisini kilitlemek ve Türk halkını yalnızlaştırarak AB fonları vaadiyle teslim almaktır. Ancak kimse unutmasın; AB üyesi olan Batı Trakya'daki Türk soydaşlarımızın durumu ortadadır. Hakları ve kimlikleri gasp edilmektedir. Kıbrıs Türk halkının güvencesi AB değil, Türkiye Cumhuriyeti'dir."

Türkiye ve KKTC İçin "vazgeçilmez" 3 Şart

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Kıbrıs konusunda geri adım atılmaması gereken kırmızı çizgileri şu şekilde özetledi:

KKTC’nin bağımsız devlet varlığı ve uluslararası eşit statüsü kabul edilmeden hiçbir resmi müzakereye başlanmamalıdır.

Türkiye’nin garantörlük hakkı ve adadaki askeri varlığı kesinlikle pazarlık konusu yapılmamalı, başka bir uluslararası kuruma devredilmemelidir.

Müzakere konuşulacaksa öncelikle KKTC’ye uygulanan izolasyonlar kaldırılmalı; doğrudan uçuş, serbest ticaret ve limanların kullanımı derhal sağlanmalıdır.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!