Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'in doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı, İsrail savaş uçakları tarafından hedef alındı. Türkiye sınırına yaklaşık 72 kilometre mesafedeki havalimanına en az sekiz bomba isabet etti. İsrail, saldırının ardından başlangıçta sorumluluğu üstlenmedi. İsrail ordusuna bağlı askeri sansür birimi de saldırının İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiğini doğrulayan haberlerin yayınlanmasını engelledi.
Ancak gerek Türk ve Suriyeli yetkililerin kınaması, gerek ABD Ankara Büyükelçisi gerekse de Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın açıklamaları, failin İsrail olduğuna işaret etti.
Zaten sonra İsrailli yetkililer de bunu kabul ettiler. Soykırımcı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, doğrudan Türkiye’nin hedef alınması dikkat çekti. Açıklamada Suriye'nin Türkiye'nin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne asker konuşlandırmasına izin vererek İsrail ile yapılan güvenlik statükosunu koruma anlaşmasını ihlal etmenin eşiğine geldiği öne sürüldü. (MepaNews)
Açıklamada, "İsrail, böyle bir konuşlanmanın İsrail'in güvenliği için tehdit oluşturacağı konusunda Suriye'yi defalarca uyardı. Suriye bu uyarıları görmezden gelmeyi seçti" ifadeleri kullanıldı.
İsrail yönetimi ayrıca güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha göstermeyeceğini ve mevcut güvenlik statükosuna dönülmesini memnuniyetle karşılayacağını belirtti.
Suriye yönetiminin hava üssüyle ilgili İsrail'in endişelerinden bir süredir haberdar olduğu bildirildi. Konuya yakın bir kaynak, Şam'ın pistin neden yeniden inşa edildiğini İsrail tarafına ilettiğini ve herhangi bir düşmanca niyet taşımadığını vurguladığını söyledi.
Ayrıca saldırının, bir Türk askeri heyetinin havaalanını ziyaret ederek pistlerin yeniden kullanıma kazandırılması için hazırlık çalışmalarına başlamasından yalnızca birkaç saat sonra gerçekleştiği de iddia edildi. The New Arab'a bilgi veren kaynaklara göre bir Türk askeri heyeti pazartesi günü Ebu Zuhur Havaalanı'nı ziyaret etti. Heyetin, havaalanındaki pistlerin yeniden kullanıma kazandırılmasına yönelik hazırlıklar kapsamında incelemelerde bulunduğu belirtildi. Kaynaklar, çalışmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu aktarırken, Türk heyetinin ziyaretinin ardından bazı Türk araçlarının bir süre daha havaalanında bulunduğunu söyledi. Bölgede aynı zamanda bir keşif uçağının faaliyet gösterdiği belirtildi.
Kaynaklara göre İsrail'e ait bir keşif uçağı da pazartesi akşamı havaalanı üzerinde uçuş gerçekleştirdi ve salı gününün ilk saatlerine kadar bölgedeki faaliyetini sürdürdü. Saldırılar ise bu uçuşların ardından gerçekleştirildi.
Gelelim yaşananların bize gösterdiklerine.
Öncelikle "Eceli gelen köpek cami duvarına işermiş" diye atalarımızın sözünü hatırlatalım. İsrail, adım adım eceline doğru ilerleyen bir kuduz köpek misali önüne gelene saldırıyor. Filistin, Lübnan, Suriye, İran, Katar, Yemen bu saldırılardan doğrudan nasibini aldı. Ayrıca uluslararası sularda yardım filolarına yapılan saldırıları da bu listeye eklemek mümkün. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Irak gibi ülkeler de dolaylı olarak hedef alınıyor.
İsrail’i en çok korkutan güç ise Türkiye. Türkiye’nin bölgede diplomatik, siyasi ve askeri anlamda oluşturduğu kuvvet çarpanı, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Türk Barışı olarak tanımladığı bir formata evrilmesi, İsrail’i korkutuyor. Türkiye’nin, Mısır ve Suudi Arabistan gibi güçlü Arap devletlerinin yanı sıra Irak ve Suriye ile ilişkilerindeki derinleşme de Tel Aviv’deki Nazi tohumlarında endişeye neden oluyor.
Suriye’ye biraz derinleşirsek, 8 Aralık 2024’te BAAS rejiminin yıkılması, yeni bir dönemin başlaması sonrasında Şam’da oluşan yönetimin en güvendiği güç haline gelen Türkiye, Suriye ile ilişkileri derinleştirdi. Bir ülkenin en önemli egemenlik araçlarından olan ordusunun inşasında Türkiye, Suriye’ye büyük destek veriyor. Ordusunu, siyaset ve ekonomiyle birlikte toparlayacak bir Suriye’nin İsrail’deki Nazi çetesi için büyük bir tehlike arz ettiği kesin.
Peki Türkiye ne yapacak?
Türkiye, İsrail'e karşı tepkisini her zaman olduğu gibi diplomatik olarak en yüksek perdeden verdi, vermeye de devam edecektir. Ancak sabrı da elden bırakmadan. Çünkü Suriye'nin toparlanması için zamana ihtiyacı var ve İsrail bu tür eylemler yaptığı sürece devlet olarak itibarını sürekli kaybederken gittikçe 'terörist devlet' ilan edilmeye adım adım yaklaşıyor. (ABD ve Batı kamuoyu İsrail'in terörist devlet olduğunu biliyor ancak bu ülkelerin resmi kurumlarınca ilan edilmesine biraz daha zaman var)
Türkiye olarak bizim de sabırla beklememiz gerekiyor. Bunu yaparken, aynı zamanda gerekli tedbirleri almalı ve araçları da oluşturmalıyız. Örneğin Türkiye'nin her tarafını 'Çelik Kubbe' Hava Savunma Sistemi ile kapsama alanına almalıyız. Bu arada Suriye Silahlı Kuvvetlerine Hava Savunma Personeli ve Hava Savunma Sistemleri de hazırlamalıyız. Bu hazırlık en az 4-5 yıl sürer. Sonra bir gün Suriye, Türkiye ile anlaşma yaparak hava sahasını kapatır.
İşte İsrail’in korktuğu senaryo bu.
Eninde sonunda olacak olan da bu.
İsrail bu gidişatı durdurmak için her türlü provokasyonu yapıyor ve aslında kendisini değil Türkiye ile ABD'yi karşı karşıya getirmek istiyor ve bunun için ne gerekirse yapıyor.
Türkiye bu oyuna düşmemeli ve her seferinde bu terörizmin devletleşmiş hali olan İsrail'in gerçek yüzünü dünyaya göstermeye devam etmelidir. Etmeli ki zaten bu asalak devletten bıkmış olan ABD kamuoyu, siyasileri iyice sıkıştırsın Yahudi sermayesi ve çevreleri zarar görmeye başlasın. ABD kamuoyunda ve siyasi çevrelerinde Yahudi/İsrail aleyhtarlığı başladığında bilin ki dünya kamuoyu çoktan İsrail aleyhtarlığına dönmüştür.
İşte o zaman kazanan sadece Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan vb değil bütün dünya insanlığı olacaktır.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!