İsrail 27 Ekim’de seçimlere gidecek. Seçimlerde öne çıkan iki aday mevcut soykırımcı katil Başbakan Benyamin Netahyahu. Potansiyel oy bakımından en ciddi rakibi de eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot. Seçim sonuçları sadece İsrail’i değil, bölgemizi, hatta İsrail saldırganlığının küresel etkisi dolayısıyla tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor ve tüm dünyada takip ediliyor.

Eisenkot ve Netanyahu, 120 sandalyeli Knesset'te 20'den fazla sandalye kazanması beklenen partilerin başında bulunuyor. Özellikle Arap partileriyle iş birliği yapma konusundaki şüpheleri göz önüne alındığında, her ikisinin de çoğunluk koalisyonu kurup kuramayacağı belirsiz. Koalisyonsuz bir çıkış olmayacağı kesin. 

Netahyahu zaten yaklaşık 35 yıldır İsrail siyasetinde bakanlıklarla başlayan ve Başbakanlığa uzanan serüveninden itibaren bilinen biri. Soykırımcı bir Siyonist. Kurduğu koalisyonda da Itamar Ben-Gvir, Bezalel Smotrich gibi soykırımcı katillerle ortaklık yapıyor. Bu nedenle Netanyahu’nun ve ortaklarının seçimlerde alacağı olası bir darbe, mutlaka dünyada, insanlıkta bir sevinç dalgası oluşturacak. Elbette bu konuda bizlerin de sevineceği kesin. Ama şunu gözardı etmemek lazım. Eisenkot’un da Filistin’e ve bölgeye yaklaşımında bazı nüans farklılıkları hariç siyonist zihniyetten farkı yok.

Amerikan basınına da yansıdığı üzere, Netanyahu ve Eisenkot arasındaki anlaşmazlıklar büyük ölçüde yolsuzluk ve Netanyahu'nun Likud partisine uzun zamandır önemli bir destek tabanı sağlayan ultra-ortodoks topluluğuna zorunlu askerlik uygulamasının genişletilip genişletilmemesi gibi iç meselelere dayanıyor. Bunun dışında Filistin ve İran’a yönelik saldırganlık başta olmak üzere çok sayıda güvenlik ve dış politika konusunda benzer düşüncelere sahipler. 

Örneğin Gadi Eisenkot, geçen Perşembe günü yaptığı açıklamada, göreve geldikten sonraki 18 ay içinde “Hamas'ın askeri kanadını yok edeceğinin” vaadini verdi.

Eisenkot, Hamas'ın yenilgisinin ABD Başkanı Donald Trump'ın grubu silahsızlandırmaya yönelik planlaması veya “askeri ve operasyonel yeteneklerin kullanımı” yoluyla gerçekleşebileceğini söyledi.

Soykırımcı Netanyahu'nun Likud partisi ise Eisenkot'un koalisyon hükümeti kurmak için Arap partilerinden yardım alması gerekeceğini iddia ederek karşılık verdi. Parti, İsrail'in önde gelen iki Arap siyasetçisi Mansur Abbas ve Ahmed Tibi'ye atıfta bulunarak, "Ortaklarınızdan izin almadan Hamas'ı nasıl yok edeceksiniz?" dedi.

İki adayın her konuda söylemleri de aslında özünde aynı. Tek tek ele alalım:

Filistin

İki aday da Filistin devletine karşı... ABD’nin bile iki devletli çözümü arada sırada dile getirmesine rağmen iki aday birbirini Filistin devletini desteklemekle suçluyor. Eisenkot, yakın zamanda X platformunda paylaştığı bir yazıda, rakibi Netanyahu’yu "iki devletli çözümden onlarca kez yana konuşmakla" ve Hamas ile İran'ı yok etmede başarısız olmakla suçlayarak, "Benjamin Filistin'dir" diye yazdı. Netanyahu ise, Eisenkot'un "GTA 6 çıkmadan önce bir Filistin devleti kuracağını" söyleyerek, önümüzdeki ay piyasaya sürülecek popüler bir video oyununa atıfta bulundu.

İran

Netanyahu’nun İran politikasını aktarmaya gerek yok. ABD’yi öne sürerek, İran’la savaşı sürdürme taraftarı... Eisenkot’un da Netanyahu’dan pek bir farkı yok. Eisenkot’un bu hafta yaptığı açıklama bunu açıkça gösterdi: “İsrail, İran'ın nükleer kapasitesini yok etmek için İran'a saldırmak da dahil olmak üzere her şeyi yapmalıdır.” Yani savaşı sürdürme taraftarı muhalif (!) bir aday var. 

Suriye

Netanyahu Suriye konusunda işgali genişletme ve Türkiye’yi de Suriye’den uzak tutma politikası izliyor.

Eisenkot’un politikası ise Netanyahu ile yöntem olarak biraz farklı olsa da temel hedef aynı: Suriye’yi kontrol ve baskı altında tutabilmek. Ama yönteminin şu şekilde olması bekleniyor: Suriye ile anlaşarak İsrail’in askeri varlığını ve baskısını yasal altyapıya kavuşturmak. 

İsrail'in Yeni Güvenlik Stratejisi

İsrail Askeri İstihbarat Dairesinin 2018-2021 yılları arasındaki başkanı ve Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS) Direktörü Tamir Hayman’ın INSS’nin sitesinde 12 Ekim’de yayımladığı İsrail’in “Geçici barışlar, kalıcı savaşlar” şeklinde açıklanabilecek yeni güvenlik stratejisiyle bütün olarak düşünülürse, Eisenkot ve Netanyahu bir temel saldırgan politikanın hedef aynı yöntem farklı iki kutbunu temsil ediyor gibi gözüküyor.