Kısa süre önce yapay zeka şirketlerinin nadir kitapları toplayıp veri için taradıktan sonra yok etmesini konuşmuştuk. Yayıncılık sektöründe bir süredir konuşulan bir konudan daha bahsedelim istiyorum: Kitapların içerikleri "metni günümüzün gerçekliğine yaklaştıralım" gerekçesiyle sessizce değiştiriliyor.
Süreçler farklı görünse de iki eylemin de varmak istediği yer aynı: Kültürel hafızayı eritmek ve her şeyi bugünün tek tip süzgecinden geçirmek.
Sara Shepard’ın 2006 yılında kaleme aldığı Pretty Little Liars (Tatlı Küçük Yalancılar) serisinde yaşanan tam olarak bu. Her şey, dikkatli okurların kitabın yeni baskılarını ellerine alıp sayfaları karıştırırken fark ettiği detaylarla ortaya çıktı. Metinde geçen 2000'lerin başındaki ikonik televizyon programı Fear Factor silinip yerine TikTok yerleştirilmiş. Değişim bununla da sınırlı kalmamış; karakterlerin dinlediği Britney Spears şarkıları silinip yerine Billie Eilish, duvarlardaki grup posterlerine ise Doja Cat ve Dua Lipa eklenmiş. Hatta dönemin simgesi Brad Pitt & Angelina Jolie göndermeleri, yerini Justin & Hailey Bieber çiftine bırakmış.
Gerekçe tanıdık: "Yeni nesil okur bu referansı anlamaz, metni günümüzün gerçekliğine yaklaştıralım."
Peki bu gerçekten okuru düşünmek mi, yoksa edebiyat eliyle dijital bir bellek kaybı yaratmak mı?
Edebiyat zaman kapsülüdür
Bir romanı roman yapan şey sadece olay örgüsü değil; karakterlerin dinlediği kasetler, izlediği televizyon programları, kullandığı kapaklı telefonlar ve o dönemin ruhudur. Pretty Little Liars'ın yazıldığı dönemin liselileri Fear Factor izler, MySpace kullanırdı.
Yarın bir Viktorya dönemi romanından da at arabası silinip yerine elektrikli otomobil gelebilir mi?
Oysa edebiyat tam da bilmediğimiz dünyalarla, bizden önceki dönemlerin jargonlarıyla karşılaşma alanıdır. 80’lerdeki bir kitabı okuyan kişi, o dönemin dünyasını merak ettiği için okur. Bilmediği bir popüler kültür referansıyla karşılaşmak okuru metinden uzaklaştırmaz; aksine ona tarihsel bir derinlik kazandırır.
Steril algoritma yayıncılığı
Bugün karşımızda okurun entelektüel merakını hiçe sayan, algoritmaların onayından geçmiş steril bir yayıncılık anlayışı var.
George Orwell’ın 1984 romanındaki Gerçek Bakanlığı’nı hatırlayalım: Winston Smith’in görevi, geçmişte yazılmış haber ve metinleri bugünün iktidarının doğrusuna göre silip yeniden yazmaktı. Bugün "yeni nesil anlamaz" bahanesiyle yapılan şey de bundan farklı değil.
Okuru metin içinde yönünü kaybetmesin diye korumacı bir süzgeçten geçirmek, çağın ruhunu dünün eserinden zorla kazımaktır.
Bir eserin yazıldığı döneme ait izleri silmek, okura sunulan o en temel "zaman yolculuğu" hakkının gasp edilmesi değil midir?
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!