Önce küçük bir hafıza tazelemesi

Bu sefer sizi bir yıla değil, insanlığın ortak belleğinde derin izler bırakmış iki mekâna götürüyorum.

İlk durağımız: İskenderiye Kütüphanesi

Antik dünyanın en büyük bilgi merkezi.

Bu kütüphane, kralların bilgiye karşı duyduğu neredeyse hastalıklı bir açgözlülükle büyümüştü. Öyle ki, İskenderiye Limanı'na yanaşan her yabancı gemi liman askerleri tarafından aranır, içindeki tüm yazılı parşömenlere ve kitaplara el konulurdu. Kitaplar kütüphaneye götürülür, orada hızlıca kopyaları çıkarılırdı. Kitabın aslı kütüphanede zorla alıkonulur, gemi sahibine ise sadece kopyası geri verilirdi. 

İskenderiye, dünyadaki tüm bilgiyi tek bir çatı altında toplamak için kelimenin tam anlamıyla devlet eliyle korsanlık yapıyordu. Ancak insanlığın bu ilk büyük ortak belleği, yüzyıllar sonra bağnazlığın ve din savaşlarının kurbanı oldu; yakılarak tamamen kül edildi.

İkinci durağımız: Alamut Kalesi.

Hasan Sabbah’ın sarp kayalıklar üzerine kurduğu o meşhur kalede, yüzyıllar boyunca dünyanın dört bir yanından toplanan tıp, astronomi, felsefe ve inanç kitapları biriktirildi. Ta ki Moğol istilasına kadar. 

Moğollar kaleyi ele geçirdiğinde, o devasa kütüphaneyi içindeki paha biçilemez eserlerle birlikte yakıp yıktı.

Peki, neden bu iki yıkımı hatırlattım?

Çünkü bugün, İskenderiye’yi ve Alamut’u yakan o barbarlığın çok daha sinsi, çok daha organize ve "yasal" bir sürümüyle karşı karşıyayız.

Kapitalist vandalizmin yeni sürümü

Modellerini eğitmek için internetteki verileri neredeyse tamamen tüketen yapay zekâ şirketleri artık daha derinlikli, daha niş bilgi peşinde. 

Karşılarındaki telif duvarını ise yasayı hiç delmeden, arkasından dolanarak aşmanın sinsi yolunu buluyorlar.

Mayıs ayından bu yana Avrupa’daki sahaflarda tuhaf bir hareketlilik yaşanıyor. Gece yarıları sistemlere düşen robotik siparişlerle, 1970 sonrası basılmış, yıllardır depolarda bekleyen binlerce kurgu dışı kitap satın alınıyor. Kanada merkezli Zoom Books ya da Singapur merkezli 2077AI gibi paravan şirketler, sahaflardaki tozlu rafları adeta süpürüyor.

Taktik ise son derece ürpertici; şirketler kitapları satın alıyor, tarayıcı makinelerde tek tek sayfalarına ayırıp dijitalleştiriyor ve ardından fiziksel kopyaları imha edip çöpe atıyor. 

Yapay zekâ devi Anthropic’in "Project Panama" kod adıyla yürüttüğü bu süreç, ABD mahkemeleri tarafından da "yasal yoldan satın alındığı" için adil kullanım kapsamında meşru kabul ediliyor. 

Kaynağı yok edip tarihi ve geleceği tekelleştirmek

Bu basit bir kitap ticareti ya da telif kurnazlığı değil; kapitalizmin kültür alanındaki en rafine vandalizm operasyonu. 

Kapitalizm, serbestçe dolaşan ve kamusal alana ait olan her ortak zenginliği gasp eder, mülkleştirir ve parayla satılan bir metaya dönüştürür.

Sahafların yaptığı iş, aslında kitapların el değiştirdiği, yaşatıldığı ve serbestçe sirkülasyonda olduğu canlı, demokratik birer kütüphane yaratmaktır. Şimdinin kapitalist vandalları tam da bu sirkülasyonu hedef alıyor: İnsanlığın ortak hafızasını bir "veri hammaddesine" dönüştürerek, alternatif tüm fiziksel erişim yollarını imha ediyor.

Yarın bir gün, 1980’lerde yazılmış yerel bir tarih bilgisine, eski bir yemek tarifine ya da teknik bir makaleye ulaşmak istediğinizde gidebileceğiniz bir sahaf, dokunabileceğiniz bağımsız bir kaynak kalmayacak. O bilgiye ulaşmak için yapay zekâ şirketlerinin aylık paralı abonelik duvarlarına çarpmak zorunda kalacaksınız.

Fiziksel nüsha ortadan kalktığında, geçmişe dair gerçeğin ne olduğunu denetleyebileceğimiz hiçbir nesnel referans noktası kalmaz. Yapay zekâ şirketleri algoritmik bir güncellemeyle tarihin gidişatını, bir devrimi, bir fikri ya da bir katliamı kendi ideolojik çıkarlarına göre yeniden yazdığında, buna itiraz edebileceğimiz tek bir tozlu sayfa bile bulamayacağız. Ortak hafıza, bir avuç Silikon Vadisi şirketinin veri merkezlerinde sansürlenebilir, manipüle edilebilir ve tamamen silinebilir bir simülasyona dönüşecek.

Alamut Kalesi kuşatıldığında, rivayet o ya, Cüveyni alevlerin arasından bir el arabası dolusu nadide eseri kurtarmış ve insanlığın ortak hafızasını yarına taşımış. Bugün ise o el arabası tamamen tersine çalışıyor; insanlığın ortak mirası, bağımsız sahafların raflarından sökülerek dijital fırınlarda eritilmek üzere karanlık depolara taşınıyor. 

Yasal kılıflı dijital vandalizm.


Haftaya görüşmek üzere