Babülmendep Boğazı’nı kontrol altına alarak İsrail’e giden deniz ticaretini felç eden Ensarullah Hareketi, bölgedeki dengeleri de büyük oranda değiştirdi. İsrail’in Somaliland üzerinden Berbera Limanı’na yerleşme girişimleri çatışmayı Afrika Boynuzu’na taşırken; bölgenin kilit ülkelerinden Suudi Arabistan da bu çatışmanın merkezinde. Bir yandan Yemen’e yönelik yoğun hava saldırılarını sürdürüyor, diğer yandan Umman ve Çin üzerinden ateşkes arayışı devam ediyor. Ensarullah Hareketi ise geçici formüllere oldukça mesafeli durarak, ablukanın tamamen kaldırılmasını şart koşuyor ve Türkiye, İran, Mısır ile Pakistan’ın öncülüğünde yabancı müdahalelerden uzak bağımsız bir bölgesel güvenlik ittifakı çağrısında bulunuyor.
“İsrail varlığı meşru hedefimizdir, Türk tarafıyla koordinasyon içinde çalışmayı arzu ediyoruz.”
Bölgedeki sıcak gelişmelerle beraber basının karşısına geçen Yemen Ensarullah Hareketi Dışişleri Bakanı Abdulvahid Ebu Ras, Haber 365’in sorularını yanıtladı. Genel Yayın Yönetmeni Seda Ateşoğlu’nun katıldığı toplantıda Ebu Ras, özellikle Kızıldeniz’in batı yakasında Somaliland üzerinden Babülmendep’e yerleşmeye çalışan İsrail varlığına karşı sert bir uyarıda bulundu: "Yemen’e birkaç deniz mili mesafedeki hiçbir İsrail askeri faaliyetini cevapsız bırakmayacağız, doğrudan hedef alacağız." ifadelerini kullandı.
İsrail’in Somaliland hamlesi ve oluşturduğu bölgesel tehditlere yönelik Ensarullah’ın adımlarını değerlendiren Abdulvahid Ebu Ras şöyle konuştu:
“İsrail düşmanını tüm bölge için fiili ve gerçek bir tehdit olarak görüyoruz. Bütün hazırlığı bölgede tam kontrol sağlamak olan sözde 'Büyük İsrail' ve 'Yeni Ortadoğu' projeleri mevcuttur. Bu planlarla Mısır'a, Suudi Arabistan'ın belirli kesimlerine ve bölgedeki birçok ülkeye doğru genişlemeyi amaçlıyorlar.
Son dönemde İsrail'in Somali Federal Cumhuriyeti yönündeki yayılmacılığı açık hale geldi. Bu hamle birincil olarak Somali devletini parçalamayı, ikincil olarak Afrika Boynuzu ülkelerini ve üçüncül olarak da Gazze'ye verdiği destek nedeniyle Yemen'i hedef almaktadır. Bu varlığı doğrudan ulusal güvenliğimize yönelik açık bir tehdit sayıyoruz.
Bu proje sahada somutlaştığında ilan ettik: Somali topraklarındaki bu İsrail faaliyetine seyirci kalmayacağız ve bu askeri varlığı doğrudan hedef alacağız. Aramızda sadece birkaç düzine deniz mili mesafe varken hiçbir İsrail varlığına izin veremeyiz.”
Bakan Abdulvahid Ebu Ras bölge ülkelerine de çağrıda bulundu:
“Bölge ülkelerine, bu yayılmacılığı durdurmak için birlik olma çağrısında bulunuyoruz. İslam ülkelerinin ezici çoğunluğunun bu işgalci varlığı kabul etmediğini biliyoruz; ancak mevcut parçalanmışlık ve iç çekişmeler düşmanın yayılmasına zemin hazırlıyor. İsrail’in bu hatta genişlemesini engellemek için tüm bölgeyle ve özellikle Türk tarafıyla koordinasyon içinde çalışmayı arzu ediyoruz.”
"Mekke iddiası asrın yalanıdır; kutsal mekânlara canımız feda"
Yemen füzelerinin Mekke’yi hedef aldığına ilişkin iddiaları da yanıtlayan Abu Ras Ensrullah liderinin “asrın yalanı” söylemini hatırlattı.
“ Liderimiz Seyyid Abdülmelik Bedreddin el-Husi’nin de açıkça ifade ettiği gibi, bu kelimenin tam anlamıyla 'asrın yalanıdır'. Filistin halkıyla omuz omuza kutsal mekânları, Mescid-i Aksa’yı savunmak uğruna bir Başbakanını, kabine üyelerinin yarısını, Genelkurmay Başkanını ve yüzlerce evladını şehit vermiş; altyapısı ve sivilleri bombalanmış olan Yemen halkı, nasıl olur da Müslümanların kıblesi olan kutsal Mekke’yi kasten hedef alabilir?
Yemen halkı İslami mukaddesata derin saygıyı duyar ve onları korumak için canını feda etmeye hazırdır. Suudi rejimi Mekke adına konuşabilecek en son aktördür. Onlar, başta Filistin davası olmak üzere ümmetin haklı davalarında hasımların safında yer almaktadır. Bu iftiralar, Suudi rejiminin sistematik karalama kampanyalarının bir parçasıdır ve ilk de değildir. Daha önce de bu yalanı dolaşıma sokmuşlardı. Ancak İslam dünyası gerçeğin farkındadır. Eğer Suudi rejimi İslami kutsalları gerçekten önemseseydi; Kudüs, Mescid-i Aksa ve genel olarak Filistin savunulurken neredeydi?"
Suudi Arabistan'ın ateşkes teklifi: "Mesele ateşkes değil, ablukanın tamamen kalkmasıdır"
Gündemde “ateşkes” konusu da vardı. Suudi Arabistan’ın Umman iki haftalık bir ateşkes önerdiği yönündeki haberlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Şu anki mesele ateşkes meselesi değildir; asıl mesele devam eden ablukadır. Suudi tarafına defalarca belirttik: Biz ablukanın kaldırılması karşılığında gerilimi durdurmaya ve ateşkese hazırız; bu net ve açık bir taleptir. Umman tarafı da bunun farkındadır. Suudi tarafı ise bir yandan gerilimin düşürülmesini talep ederken diğer yandan bizi sürekli bir abluka altında tutmak istiyor. Gerilimin düşürülmesi, ablukanın sonlandırılmasını gerektirir; gerilimi düşürme ve ateşkese doğru ilerleme konusundaki ilk adım budur.”
“Askeri silahlanmaları düşmanca”
Suudi Arabistan’ın çeşitli ülkelerden hava savunma sistemleri ve askeri destek aramasını da değerlendiren Ebu Ras, “Normal şartlar altında gerçekleştiğinde, herhangi bir egemen devletin olağan koşullarda silaha sahip olması, askeri cephane oluşturması ve hava savunma sistemleri edinmesi en doğal hakkıdır. Fakat Yemen'e yönelik süregelen saldırganlık ve düşmanlık ortamında ve Yemen halkına uygulanan kesintisiz abluka koşullarında –ki Suudi rejimi tarafından Yemen halkını hedef almak üzere konuşlandırılan F-15 ve Typhoon uçaklarıyla yaklaşık iki hafta içinde 800'e yakın hava saldırısı düzenlenmişken– her türlü askeri silahlanma gerçekten bu düşmanca bağlamın içine girmektedir” ifadelerini kullandı.
Çatışmayı genişletmek istemediklerinin altını çizen Ebu Ras, “Bölgesel, İslami bir devletle karşı karşıya gelmeye yönelmek bizi gerçekten yaralamıştır, ancak buna mecbur bırakıldık; bu çatışmaya istemeyerek girdik. Kızıldeniz'de veya Babülmendep Boğazı'nda herhangi bir gemiyi hedef alma yönünde bir eğilimimiz, niyetimiz veya gizli bir amacımız yoktur. Biz bu su yolunu uluslararası bir deniz geçiş güzergâhı olarak kabul ediyoruz ve buranın güvenli kalmasını ve ticaretin sorunsuz akmasını çok önemsiyoruz. Bu doğrultuda hiçbir olumsuz niyetimiz yoktur.” dedi.
"Yemen semalarında Türk savaş jeti değil, çözüm heyeti görmek isteriz"
Türkiye'nin Yemen ile Suudi Arabistan arasında diplomatik bir arabulucu rolü üstlenmesi ihtimalini de değerlendiren Ebu Ras,
“Türkiye'nin bir rol oynamasını kelimenin tam anlamıyla memnuniyetle karşılarız. Suudi rejimi, Yemen halkının Yemen semalarında Türk savaş uçaklarını görmesini istiyor; bu bizim asla tasvip etmeyeceğimiz bir durumdur. Biz, Sana'daki hükümetle masaya oturmak, arabuluculuk rolü oynamak ve mevcut krizin çözümüne katkıda bulunmak üzere Sana'ya siyasi bir heyet taşıyan sivil bir uçağın gelmesini görmek isteriz; bu yaklaşımı memnuniyetle karşılarız. Biz tarafsız taraflar arıyoruz; çünkü şu anki tarafların çoğu tarafsız değil, şu ya da bu tarafın yanında yer alıyorlar. Ancak insani boyutta dahi bir Türk varlığını memnuniyetle karşılarız. Yemen halkı, süregelen abluka ve altyapının sürekli hedef alınması nedeniyle acı, sefalet ve mahrumiyet içinde yaşamaktadır. Suudi rejiminin; Amerikalı, İngiliz ve İsrailli ortaklarıyla birlikte ülkenin altyapısının neredeyse %90'ını yok ettiğini söyleyebiliriz. Türk halkının ve Türk tarafının insani yardım çalışmalarında, siyasi arabuluculukta ve benzer çabalarda yer almasını memnuniyetle karşılarız.” diye konuştu.
Bölgesel savunma ittifakı çağrısı
Bölgedeki tüm ülkelere ortak bir bölgesel güvenlik mimarisi kurma çağrısı yapan Ensarullah liderlerinden Ebu Ras,
“Bu sistem; başta Türkiye, İran, Pakistan ve Mısır olmak üzere tüm aktif ve etkili bölge devletlerini içermelidir; hatta Suudi Arabistan dahi ümmeti içeriden hedef alan iç çatışmalardan uzak durarak bu doğrultuda olumlu bir rol oynayabilir.
Bu nedenle, bu ittifakın kurulmasını ve bölge devletlerinin kendi imkanlarını kullanarak kendilerini koruma sorumluluğunu üstlendiği bir bölgesel güvenlik sisteminin inşa edilmesini destekliyoruz ve gerekli tüm unsurlara sahibiz. Yemen bu doğrultuda aktif, olumlu, etkili ve önemli bir katkı sağlayıcı olacaktır ve bu adımı sonuna kadar götürmek için elimizden gelen her şeyi yapmaya bütünüyle hazırız.
Bölge ülkeleri arasında pek çok uçurum olduğunu biliyoruz, ancak bunları köprülerle aşmalıyız. Bölgemizdeki ABD varlığı bu uçurumları yaratmaya, mevcut sorunları genişletmeye ve çatışmayı sürdürmeye olumsuz yönde katkı sağlamaktadır. Sizler ve medya kuruluşlarınız aracılığıyla başta Türkiye olmak üzere herkesi somut adımlar atmaya çağırıyoruz.” diye seslendi.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!