Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) meclisinde grubu bulunan sol eğilimli AKEL Partisi’nin milletvekili ve yöneticisi Yorgos Kukumas’ın, geçmişte Kıbrıslı Türklere yönelik işlenen katliamları ve insanlık suçlarını konu alan yazısındaki ifadeler yeniden gündeme geldi.
Kukumas, 1963-64 döneminde ve 1974 yazında EOKA-B üyesi Rum faşistler tarafından Muratağa, Sandallar, Atlılar ve Taşkent’te gerçekleştirilen toplu cinayetleri "ülke tarihimizdeki en büyük utançlardan biri" olarak nitelendirdi.
"126 kadın, çocuk ve yaşlı katledilip çöplüğe gömüldü"
Kukumas’ın aktardığına göre, 20 Temmuz 1974’ün ardından EOKA-B mensupları Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerine baskınlar düzenledi. Havaya ateş açarak köylüleri korkutan silahlı gruplar; yağma, hırsızlık, tecavüz ve cinayetlerle köyleri baskı altına aldı. Erkeklerin esir kamplarına götürülmesinin ardından köylerde kalan savunmasız kadın, çocuk ve yaşlılar 14 Ağustos’ta toplanarak vahşice katledildi.
Tam 126 Kıbrıslı Türkün topluca öldürüldüğünü belirten Rum vekil, EOKA-B üyelerinin cesetleri saklamak için buldozerlerle çukurlar açtığını ve üzerlerini çöplerle kapattığını aktardı. Yazıda, katliamdan kurtulan Aşir Ahmet’in toplu mezarlar açıldığında gördüğü kan donduran tabloya da yer verildi: Mezarlardan birbirine tellerle bağlanmış, bir kısmı yakılmış ve parçalanmış çocuk cesetleri çıkarıldı.
Rum askerin itirafı: "Biz işimizi yaptık!"
Kukumas’ın yazısındaki en dikkat çekici kısımlardan birini ise Rum asker Nikos Genias’ın tanıklığı oluşturdu. 1998 yılında Haravgi gazetesinde yayımlanan anlatıma göre Genias, Beşparmaklar bölgesinden çekilirken Muratağa ve Sandallar’da gördüklerini hayatı boyunca unutamadığını belirtti. Rum asker, EOKA-B mensuplarının ekskavatörlerle çukurlar açarak yaşlıları ve çocukları gömdüklerini, hatta içlerinden birinin yaptıklarıyla övünerek kendisine "Biz işimizi yaptık" dediğini aktardı.
Taşkent Katliamı ve ölü taklidi yapan tanık
Kukumas, 14 Ağustos 1974'te Taşkent köyünde yaşanan felakete de geniş yer ayırdı. Aralarında çocuk yaştakilerin de bulunduğu 84 silahsız Kıbrıslı Türk erkeğin toplanıp otobüslerle Limasol’a götürüldüğünü belirten Rum vekil, kurbanların Palodia yakınlarında otomatik silahlarla 10 dakika boyunca kurşuna dizildiğini yazdı.
Saldırıdan yaralı kurtulan Suat Hüseyin’in tanıklığına yer verilen metinde; Rum saldırganların şarjörlerini defalarca doldurup boşalttığı, hayatta kalanların başlarına ateş ederek infaz ettiği, Hüseyin’in ise üzerindeki cesetlerin altında ölü taklidi yaparak şans eseri hayatta kaldığı aktarıldı.
"Rum gençleri bu suçları bilmiyor, failler cezasız kaldı"
Katliamların faillerinin bilindiğini ancak Rum yargısı ve yetkililerince korunduğunu ifade eden Kukumas, soruşturmaların sonuçsuz kaldığına dikkat çekti. Rum milliyetçi çevrelerin "Bu konuları konuşmak Türkiye'yi aklamaya yarar" diyerek tarihi gerçeklerin üzerini örttüğünü savunan AKEL'li vekil, eleştirilerini şöyle tamamladı:
"Kıbrıs Rum medyasında ve eğitim sisteminde bu katliamların anlatılması adeta tabu. Yeni nesil Rum gençliği, aşırı sağın Kıbrıslı Türklere işlediği suçlar hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyor. Gerçeklerin gizlenmesi iki toplum arasındaki güveni baltalıyor. Sorumluluk tüm Rum toplumunun değil, bu suçları işleyen faşist unsurlarındır. İki toplum arasında barış ve güven kurulabilmesi için geçmişin acı gerçekleriyle dürüstçe yüzleşilmesi şarttır."
Kaynak: İHA
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!