Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın işleyişine ilişkin ayrıntıları paylaşırken, anlaşmanın teknik açıdan NATO Antlaşması’nın kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesiyle aynı nitelikte olduğunu belirtti.
“Teknik olarak, NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı”
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın yaklaşık 2 yıl 8 aylık bir hazırlık sürecinin ardından hayata geçirildiğini belirten Fidan, anlaşmanın fikir aşamasından somut bir güvenlik paktına dönüşmesine kadar ortak ülkeler ve bölge devletleriyle sürekli görüşmeler yürütüldüğünü söyledi.
Fidan, anlaşmanın taraflarının yayılmacı bir politika izlemediğini belirterek, "Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye dış politika tavırlarına baktığınız zaman yayılmacı politikaları olan ülkeler değil. Kendi sınırları içerisinde, kendi dertleriyle, kalkınmalarıyla meşgul, mümkünse de iyi ilişkiler ve komşuluklar yoluyla da bulundukları ortama pozitif katkı sağlamak isteyen ülkeler" dedi.
Üç ülkenin savunma alanında bir araya gelmesinin herhangi bir ülkeye karşı saldırgan bir yaklaşım anlamına gelmediğini ifade eden Fidan, "Şimdi biz bu ülkelerle bir araya geldiğimiz zaman tabiatıyla savunmaya yönelik bir örgüt oluyoruz. Yani ofansif gidelim şurada da hep beraber şunu yapalım şunu edelim tarzında bir yaklaşım değil. Dolayısıyla bölgede ister bölge içinden ister bölge dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz. Ama bölgesel istikrara katkıda bulunmak için tabii ki ortaya koyduğumuz bu güç kompozisyonun yapıcı katkısı olacaktır" ifadelerini kullandı.
Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulayarak İran'ın da anlaşmanın hedefinde olmadığını söyledi.
Anlaşmanın hukuki, siyasi ve stratejik açıdan ayrıntılı biçimde değerlendirildiğini aktaran Fidan, benzer savunma anlaşmalarının NATO ülkeleri arasında da bulunduğunu ifade etti.
Bakan Fidan, anlaşmanın teknik açıdan NATO’nun kolektif savunma anlayışıyla örtüştüğünü belirterek, "Zaten onun için bir güvenlik paktı kuruyorsunuz. Onun için nihai derecede bir ittifaka katılma kararı alıyor diğer ülkeler. Birbirinin koruyucu desteğinden faydalanmak için" dedi.
Bölgesel güvenlik mimarisi vurgusu
Türkiye’nin bölgedeki ülkelerin kendi güvenliklerini ve ekonomik istikrarlarını daha fazla sahiplenmesini istediğini belirten Fidan, dışarıdan gelen güçlerin bölgesel sorunları çözmek yerine çoğu zaman daha karmaşık hale getirdiğini söyledi.
Fidan, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ilişkilerini daha kalıcı ve kurumsal bir yapıya dönüştürmek istediğini ifade ederek, geçmişte konjonktüre bağlı olarak değişebilen ilişkilerin daha profesyonel ve sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bölgesel güvenliğin sağlanmasının ekonomik ve sosyal bütünleşmenin de önünü açacağını belirten Fidan, savunma ittifaklarının ülkelerin birbirlerine güvenmesini sağlayan önemli bir unsur olduğunu dile getirdi.
İttifakın yapısı şekillenecek
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın yalnızca imzalanıp bırakılacak bir metin olmadığını belirten Fidan, ittifak kapsamında siyasi ve askeri komiteler ile bir genel sekreterlik kurulmasının planlandığını açıkladı.
Fidan, oluşturulacak yapının liderlerin belirlediği vizyonu uygulamaya dönüştüreceğini ve anlaşmanın sürekliliğini sağlayacağını söyledi.
Savunma ittifakının öncelikli çalışma alanları arasında farklı orduların birlikte çalışabilmesi, ortak eğitim, lojistik, tehdit analizleri, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayii iş birliğinin bulunduğunu belirten Fidan, "Burada şu anda çalışmaya başlamadık, daha imzalar yeni atıldı. İlk komite toplantısından sonra muhtemelen bakanlar olarak liderlerin onayına sunacağımız hususlar, sekreteryanın kurulması, yapısı, işleyişi ve verilecek ilk ödevler olur." ifadelerini kullandı.
Fidan, üç ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğinin liderler düzeyinde özellikle ele alındığını belirterek, "Dün en çok liderler arasında konuşulan konu, savunma sanayi alanındaki işbirliği ve buradaki teknolojilerden ülkelerin birbirinden istifade etmesi." dedi.
“3 ülke çekirdek ülke”
Mekke Anlaşması’nın üç ülkeyle sınırlı kalmasının hedeflenmediğini belirten Fidan, başka ülkelerin de ittifaka katılmak istediğini söyledi.
Fidan, "Bu 3 ülke, çekirdek ülke" diyerek, kurucu ülkelerin yapının prensipleri ve geleceği üzerinde belirleyici rol üstlenmesini, diğer ülkelerin ise çekirdek ülkelerin onayıyla ittifaka dahil olmasını öngördüklerini ifade etti.
Anlaşmanın bölgeye kalıcı istikrar getirebilecek önemli adımlardan biri olduğunu belirten Fidan, "Bu bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım. Bakın bu bölge son 100 yıldır Osmanlı'nın bölgeden çekilmesinden beri istikrarsızlıkla anılan bir bölge. O veya bu şekilde. Ama artık bölge ülkeleri yani kendileri bir araya gelerek kendi sorumluluklarını üstlenerek bir önemli adımlar atıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.
Hürmüz Boğazı için diplomasi trafiği
Fidan, ABD ile İran arasındaki gerilimde öncelikli konulardan birinin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak bir uzlaşmaya ulaşılması olduğunu belirtti.
Türkiye’nin taraflarla temaslarını sürdürdüğünü aktaran Fidan, "Biz Türkiye olarak taraflarla konuşuyoruz. Olayda tıkandığını düşündüğümüz yer varsa, açılmasına çalışıyoruz" dedi.
Fidan, tarafların Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin nasıl düzenleneceği konusunda doğrudan görüşmeler yaptığını ve çözüm konusunda belirli bir noktaya yaklaşıldığını ifade etti.
Gazze ve İsrail değerlendirmesi
Gazze’de barış planının ikinci aşamasına geçilmesi için Hamas’ın silah bırakmasının önemli bir şart olduğunu belirten Fidan, İsrail’in bu sürece ilişkin çekincelerinin bulunduğunu söyledi.
İsrail’in Gazze’ye yönelik politikasında Filistinlilerin bölgeden uzaklaştırılmasını hedeflediğini savunan Fidan, uluslararası baskının artırılması gerektiğini belirtti.
İsrail’in en fazla uluslararası izolasyondan çekindiğini ifade eden Fidan, "Bugüne kadar elindeki çok geniş imkanlarla ki bu başka ülkelerde bulunan imkanlar, onları kullanarak bir illüzyon oluşturdu dünyada. Bu illüzyonun üzerine inşa ettiği bir siyasal pratik var, şartlar ne olursa olsun sürekli İsrail lehine çalışan. Yani soykırım yapıyor, onda bile bir şey olmayabiliyor. Ama bütün dünya, kendi vicdanı ile 'oluşturulan ilüzyon' arasındaki şeytani farkı artık görüyor." ifadelerini kullandı.
Karadeniz’de güvenlik uyarısı
Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların arttığını belirten Fidan, Türk sahipli veya Türk bayraklı gemilerin de saldırılardan etkilendiğini söyledi.
Türkiye’nin hem Rusya hem de Ukrayna tarafına Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin korunması amacıyla bir moratoryum mekanizması oluşturulması çağrısında bulunduğunu belirten Fidan, konunun yakından takip edildiğini kaydetti.
“Terörsüz Türkiye” süreci
Fidan, “Terörsüz Türkiye” sürecinin başarıya ulaşmasında hazırlanacak çerçeve yasanın önemli bir aşama olduğunu söyledi.
Örgütün silah bırakmadan ve mevcut imkanlarından vazgeçmeden yasanın sağladığı imkanlardan yararlanamayacağını belirten Fidan, "Bu çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var. O açıdan güzel bir dili, mekanizması var. O da nedir? Yani örgüt kendi silahlarını bırakmadan, imkan ve kabiliyetlerinden vazgeçmeden bu yasanın sağladığı hususlardan yararlanamayacak" dedi.
Sürecin aslında 2013 yılında hayata geçirilmesi gerektiğini savunan Fidan, "Normalde aslında en son demokratik reformların yapıldığı günden itibaren bunun hayata geçmesi gerekiyordu 2013'te." ifadelerini kullandı.
ASEAN ile ilişkiler güçlendirilecek
Türkiye’nin ASEAN Diyalog Ortağı olmasını da değerlendiren Fidan, Güneydoğu Asya bölgesiyle ekonomik, siyasi ve sosyal ilişkilerin daha da geliştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
ASEAN bölgesinin yaklaşık 700 milyonluk nüfusuyla önemli bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik ve ekonomik varlığını artırmak için çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
Fidan, "Bundan sonra ASEAN bölgesiyle çok yakından çalışmaya devam edeceğiz." dedi.
Türkiye’nin dış politikasını yalnızca yakın coğrafyadaki gelişmelere odaklamadığını vurgulayan Fidan, farklı bölgelerdeki krizleri ve ekonomik fırsatları aynı anda değerlendirebilecek kurumsal bir kapasite oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.
Kaynak:Sputnık Türkiye
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!