Düzce'nin Akçakoca ilçesinde, Orta Asya kökenli Manav Türkleri'nin geleneklerinden biri olan ve coğrafi işaretle tescillenmiş Melengüççeği tatlısı, iki kız kardeş ile eşlerinin emekleriyle yaşatılıyor. Yöresel lezzetleri ön plana çıkarmayı hedefleyen aile, tatlının yanı sıra mancarlı pide, gözleme ve börek gibi çeşitli ürünler de hazırlayarak bölgedeki misafirlerine sunuyor.
Melengüççeği'nin kökleri
65 yaşındaki Zuhal Ay, Melengüççeği tatlısının geçmişinin yaklaşık 600 yıl öncesine dayandığını belirtiyor. Ay, "Melengüççeği, Osmanlı saraylarında yapılmış ve o günden bugüne gelen bir tatlıdır. Bu tarihi burada yaşatmaya çalışıyoruz" diyor. Tatlının içeriğinin baklava malzemelerine benzediğine dikkat çeken Ay, farklılığı yaratan unsurun özel sosları olduğunu vurguluyor.
Aile iş bölümüyle çalışıyor
Kasım Ay, emekli olduktan sonra eşi ve akrabalarıyla birlikte tatlı üretiminde görev alıyor. Kadınlar mutfakta ürünleri hazırlar ve erkekler de gelen misafirlerle ilgileniyor. 69 yaşındaki Ay, bu işten memnuniyetle bahsediyor: "Bu iş emekliliğimden sonra keyifli hale geldi. Haftada iki gün yapılan işler, yorgunluk vermeden keyif alarak geçiyor" şeklinde konuşuyor. Ayrıca, 58 yaşındaki Nurgül Baş, geçmişten gelen yöresel lezzetlerin tekrar yaşatılması gerektiğine vurgu yapıyor. Baş, Akçakoca'nın geleneksel ürünlerinin sadece tatlılar değil, aynı zamanda pideler ve gözlemelerle de zengin olduğunu belirtiyor.
Melengüççeği tatlısının sunduğu mistik lezzet, misafirler arasında bir tiryakilik yaratıyor. İlk kez denemek isteyenlerin genellikle ön yargılı yaklaştığını ifade eden Baş, "Bir kez tadanlar buraya bilerek geliyorlar. Yedikten sonra beğenmemek mümkün değil" diyerek tatlının cazibesini anlatıyor. Yöresel ürünlerdeki üretim ise aile ekonomisine büyük katkı sağlıyor ve özellikle kadın esnafların rolü dikkat çekiyor.

700 yıllık lezzeti tencere ve oklavayla yaşatıyorlar
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!