Kur’an güzel bir makamda anlamadan okunmak amacı ile indirilmedi. Okuduğunu anlamak, anladığını düşünmek, düşündüğünü yaşamak yani ehli hal mü’min oldurmak için geldi…
“Arap değilim Arapçam yok. Nasıl anlayayım?” demek ve eldeki imkânı kullanmamak yanlıştır. Bu durumda tercümesini okumak ilk çaredir. Dikkat buyurulursa “Meal” demedim. Tercümeyi okursak bir şeyler anlayabiliriz.
Adı güzel şan ve makamı yüce sevgili Peygamberimiz; “Bildiği ile amel edene bilmediği öğretilir “buyurdular.
“Amel” uygulama anlamına gelir. Kul uykusunu bölerek sevgi ile bir başına okuduğunda ona öğreten kim olabilir? Tabiki Alim olan yüce Allah. Nitekim efendimiz; “Bana Allah öğretti. Ne güzel öğretti” buyuruyor.
Allah’ın eğiticiliğinde Kurandaki kavramlar anlam buluyor. Teslimiyet sadakat ve samimiyetle sürdürülen bu eğitim ilim ve irfan artırıyor…
İnsan aczini idrak ederek yolunda azim ile yürürse, yolunun manzarası ve o yolda edindiği nimetler katlanarak artıyor.
Rabbim nasip kıldığında “Kul’un ağzı kul’a Rabbın ağzı gibidir” denilen evreye vardırır. O ağız Mürşidi kâmil yani evliya ağzıdır. Yüce Allah kulunu kendinden gayrı kimseye muhtaç etmeyen hale bu yoldaki samimiyeti ölçüsünde getirir…
İnsanlığı İrşad görevi ile gelen Peygamberimiz ve Cümle peygamberi izam Resulü kiram Hazretlerinin ve onların varisi kılınan evliyalarına salatü selam olsun.
Kur’anı dilimize tercüme ettirerek böylesi güzelliklere vesile olan merhum Gazi Mustafa Kemal Atatürk için Rabbin rızasını niyaz ediyorum. Kabri nur, mekânı cennet, ruhu şadolsun inşallah…
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!