"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 şüphelinin adli işlemleri tamamlandı. Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerden, aralarında sosyal medya içerik üreticisi Oğuzhan Uğur'un da bulunduğu 9 kişi "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelilerden bir diğeri hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı.
Küçük, görev yaptığı dönemde Ahbap Derneği Yönetim Kurulunun toplumda saygınlığı bulunan, alanlarında başarılı isimlerden oluştuğunu savunarak, şunları kaydetti:
“2024 Mayıs ayına kadar Yönetim Kurulunun herhangi bir usulsüzlüğe izin vermesi mümkün değildir. Ekonomik durumları iyi, saygınlıkları üst düzey insanlardır. Zaten dosya kapsamında iddia edilen usulsüzlüklerin tamamı 2024 yılı tarihinden sonradır. Yeni Yönetim Kurulundaki kişilerin hepsi Ahbap çalışanlarından oluşturulmuştur. Daha doğrusu biz Yönetim Kurulundan gönderilerek kendisine 'hayır' diyemeyecek çalışanlardan oluşan bir Yönetim Kurulu oluşturmuştur. Olayın aslı budur. İş ve işleyişten anlayan biz deneyimli kişileri uzaklaştırıp, iş ve işleyişten uzak kendi kişisel işlerine hizmet edecek bir dernek yapısı oluşturduktan sonra, derneği kullanarak her türlü çek, senet, gayrimenkul işlerine girmiş ve birçok insanı mağdur etmiştir.”
Eski yöneticilerin emniyet ifadeleri ortaya çıktı
Soruşturma dosyası kapsamında gözaltına alınan derneğin eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı Hüseyin Küçük ile şüpheli Fatih Eke'nin Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi'nde verdikleri ifadelere ulaşıldı. Görev yaptığı döneme ilişkin açıklamalarda bulunan Hüseyin Küçük, 2022 ile 2024 yılları arasında dernekte toplumsal afete yönelik yaklaşık 4 milyar TL bağış toplandığını ve bu kaynağın resmi makamların yönlendirmesiyle bölgeye ulaştırıldığını savundu. Görev süresi boyunca herhangi bir usulsüzlük yaşanmadığını öne süren Küçük, iddia edilen usulsüzlüklerin kendilerinin yönetimden ayrıldığı Mayıs 2024 tarihinden sonra gerçekleştiğini ve yeni yönetimin dernek imkanlarını ticari ilişkilere dahil ettiğini iddia etti.
Ticari anlaşmalar ve karşılıksız çek iddiaları
Dosyanın diğer şüphelilerinden Fatih Eke ise ifadesinde, kurucusu olduğu kripto varlık ekosistemini Haluk Levent'e sattığını ve bu satış karşılığında kendisine verilen çeklerin bir kısmının karşılıksız çıktığını öne sürdü. Hatay Samandağ'da yapılması planlanan bir okul projesi dâhil olmak üzere toplam 7 milyon dolarlık bir anlaşma gerçekleştirdiklerini belirten Eke, ödemelerin aksaması nedeniyle ticari olarak mağduriyet yaşadığını, Ahbap Derneği ile doğrudan bir organik bağı bulunmadığını savundu.
Eke, ifadesinde şunları söyledi:
“(Haluk Levent) Benim Ahbap Derneği için Hatay Samandağ'da bir okul yapmamı istemişti. Adı da Nigella Sörf Merkezi idi. Projeyi satın alınca 1,5 milyon dolar da okul için bu satış hesabında kendisi (Haluk Levent) düşüş yaptı. Geriye kalan 1,5 milyon dolar da yazılımcı ve diğer teknik tarafa borcum vardı. Bunları ödeyeceğini söyledi ama ödemedi. Ben kullandığım çeklerden ödenmeyen kısmını, kullandığım kişiler benden tahsil etmek istedi. Bu nedenle zor durumda kaldım. Bana küçük küçük paralar gönderiyordu. Bu sebepten dolayı işlerim zarar gördü. Ayrıca okul projesi de parası benden kesilmiş olmasına rağmen atıl kaldı. Ben okulun yapılmamasını öne sürerek parasını istediğimde de 250 bin dolar civarında ödeme yaptı. 'Üstünü de istemiyorum yeter ki bana vermiş olduğun çekleri öde.' dedim.”
Eke, kendi hesabından Yeliz Kaya'ya gönderilen paraların, Haluk Levent'in kendi şirketinin reklam yüzü olması nedeniyle Levent'in talimatıyla Kaya'nın hesabına aktarıldığını öne sürdü.
Şüpheli Fatih Eke, "Haluk Levent ile aramızda bir ticari ilişki gerçekleşmiştir ve bu ticari ilişkiden kaynaklı da mağdur olmuşumdur. Benim Ahbap Derneği ile herhangi bir bağlantım yoktur. Suçsuzum ve mağdurum." beyanında bulundu.
Mali takip ve operasyonun geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyon, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, teknik takip ve hesap hareketlerinin incelenmesi sonucunda başlatılmıştı. Yapılan incelemelerde şüphelilerin profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketleri, zincirleme tapu devirleri ve şans oyunları hesaplarına aktarılan yüksek meblağlar tespit edilmişti. Daha önce düzenlenen operasyonlarda dernek kurucusu Haluk Levent'in de aralarında bulunduğu çok sayıda şüpheli tutuklanmış, derneğin ve şüphelilerin mal varlıklarına el konulmuştu. Son kararlarla birlikte soruşturmadaki toplam tutuklu sayısı 27'ye ulaştı.
Oğuzhan Uğur’un hakimlik ifadesi ortaya çıktı
Ahbap Derneği’ne yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen 9 kişiden biri olan Oğuzhan Uğur’un Sulh Ceza Hakimliği’ndeki sorgu tutanağına ulaşıldı. Hakimlikteki savunmasında üzerindeki suçlamaları reddeden ve tüm iddiaların belgeli karşılığı olduğunu ifade eden Uğur, serbest bırakılmasını talep etti. Nöbetçi hakimlik ise somut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması nedeniyle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına hükmederek tutuklama kararı verdi.
"Dosyadaki tüm isnatların belgeli karşılığı vardır"
Sulh Ceza Hakimliği’ndeki sorgusunda önceki beyanlarını tekrar ettiğini belirten Oğuzhan Uğur, yöneltilen suçlamalar karşısında şaşkınlık duyduğunu ifade etti. Savcılık aşamasında bilirkişi raporunun internete sızdırıldığını öğrendiklerini ve durumu savcıya ilettiklerini belirten Uğur, sevk ve tutuklama kararlarını henüz adli makamlardan öğrenmeden sosyal medya ve haber sitelerinde gördüğünü söyledi. Yaşanan süreci trajikomik olarak nitelendiren Uğur, hazırladığı programlarda benzer hukuksal aksaklıkları sıklıkla dile getirdiğini hatırlatarak adalete güvendiğini, suçsuz olduğunu ve serbest bırakılmayı talep ettiğini vurguladı.
Hakimliğin tutuklama gerekçesi açıklandı
Soruşturma kapsamında Oğuzhan Uğur’un da aralarında bulunduğu 9 şüpheli hakkında verilen tutuklama kararının gerekçesi de hakimlik zaptında yer aldı. Kararda; şüphelilerin üzerlerine atılı "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarına ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu belirtildi. Şüpheli ifadeleri, telefon ön inceleme tutanakları, gözaltı ve arama kararları ile emniyet fezlekesine atıfta bulunulan kararda, dosyada delillerin henüz tamamen toplanmamış olması ve öngörülen ceza miktarı göz önünde bulundurularak adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı ifade edildi.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!