Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Lideri Nikos Hristodulidis ile ara bölgede gerçekleştirdiği üçlü zirvenin ardından Cumhurbaşkanlığı'nda açıklamalarda bulundu.
"16 yıl sonra gelen ziyaret ilginin boyutunu gösteriyor"
Bu ziyaretin tarihsel anlamına dikkat çekerek sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Erhürman, temasların iki eşit lider zeminini teyit ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Genel Sekreter'in heyetiyle birlikte adaya gelişini, önemli ve olumlu bulduğumu belirterek başlamak istiyorum. Neden önemliydi? 16 yıl önce en son bir Genel Sekreter adaya gelmişti. Dolayısıyla 16 yıl sonra bu ziyaretin gerçekleşmiş olması aslında Sayın Genel Sekreter'in burada yaşananlara ve Kıbrıs sorununa olan ilgisinin boyutunu gösteriyordu diye düşünüyorum."
Guterres'in beraberinde üst düzey BM bürokratlarıyla adaya geldiğini hatırlatan Erhürman; Genel Sekreter'in hem Güney'de Hristodulidis'le hem de Kuzey'de kendisiyle görüşmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, bu durumun BM çatısı altında iki eşit lider konumunun bir kez daha altını çizdiğini ve aslında bunun söylenmesine bile gerek olmadığını ifade etti.
"Çözüm de üretebiliriz, eğer niyet ve irade varsa"
Seçim sürecinden bu yana sıklıkla dile getirdiği "Lefkoşa'da var" vurgusunu hatırlatan Erhürman, adadaki sorunların iki lider arasında çözülebileceğini söyleyerek şöyle devam etti:
"Birtakım sorunları konuşacaksak bunları Lefkoşa'da, iki lider olarak biz konuşabiliriz. Çözüm de üretebiliriz, eğer niyet ve irade varsa. Sayın Genel Sekreter de Lefkoşa'da yapılan bu toplantılara bir anlamda kolaylaştırıcılık yapmak üzere burada bulundu. Bu nedenle ziyaretin 'veda' veya 'tatil' ziyareti olarak görülmesi doğru değildir. Yeni geçiş noktası açılması gibi somut çıktılar olmasa da sonuçları son derece olumlu ve önemlidir."
"Bu defa farklı olacaksa bizi sonuca ulaştıracak bir yöntem şart"
Son 9 yılda artan güvensizliği gidermek adına güven artırıcı önlemlerin önemine değinen Erhürman, geçmişteki tecrübelerden ders çıkarılması gerektiğini ifade etti:
"Sayın Genel Sekreter'in ‘Bu defa farklı olmalı' dediği bir şey vardı. Nereden farklı? Bizler açısından özellikle 2004 ve 2017'den farklı. Çünkü biz her iki süreçte de çözümü isteyen taraf olduğumuzu çok açık bir şekilde ortaya koymuş olmamıza rağmen çözüme ulaşılamamıştı. Yaşanan deneyimlerden ders çıkararak metodoloji üzerinde anlaşılsın, ondan sonra müzakere masasına oturalım diyoruz. Çözüme giden yolun taşlarını doğru döşemezsek oraya gidemeyiz."
"Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz"
Guterres'in süreci garantör ülkelerle istişare içinde yürüttüğünü belirten Erhürman, Türkiye ile tam uyum vurgusu yaptı:
"Biz de tabii ki aynı şekilde garantör ülke Türkiye Cumhuriyeti ile bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çok yakın ve tam bir istişare içerisinde süreci yürütmeye devam edeceğiz. Hep şunu söylüyorduk: Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz. 5+1 olsun diye 5+1 istemiyoruz. Ne istiyoruz? 5+1 olacaksa sonuç vereceği güvence altına alınmış bir 5+1 olsun ve bizi çözüme ulaştırsın."
"Sonuç odaklılığın altının çizilmesi ve iş olsun diye toplantı ihtimalinin kalkması olumlu"
Guterres'in basın toplantısında yeterli hazırlık yapılmadan sonuçsuz kalacak bir 5+1 toplantısı düzenlemek istemediğini beyan etmesini olumlu bulduğunu aktaran Erhürman, tarih belirlenmemiş olmasının bir olumsuzluk olmadığını, aksine tarafların ödevlerini yapması gerektiğini gösterdiğini ve "iş olsun diye yapılacak toplantılar" ihtimalinin bertaraf edildiğini kaydetti.
Mülkiyet konusu ve Yasa Yeşilada gelişmesi
Görüşmede adadaki güvenlik risklerini ve mülkiyet konusunu da masaya getirdiklerini belirten Erhürman, mimar Yasa Yeşilada olayına değindi:
"Sevgili Yasa Yeşilada ile ilgili Güney'deki bir polis istasyonuna gidip ifade vermesiyle ilgili bir celpname çıkarıldı. Kendisi gitti, ifadesini verdi ve geriye döndü. Bu bir tutuklama emri (European Arrest Warrant) falan değildi, sadece tanıklıktı. Ancak böyle bir durumun Sayın Guterres'in gelişinden iki gün önceye tesadüf etmesi önemliydi. Bu tür hareketlerin iki halkın güvenliği açısından arzu etmediğimiz sonuçlar doğurma riski taşıdığını Sayın Genel Sekreter ile paylaştık."
"Masada Avrupa Birliği'nin yer alması söz konusu değil"
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto'nun sözde Kıbrıs özel temsilcisi olarak atanmasına ve Fitto ile yaptığı telefon görüşmesine de değinen Erhürman, AB'nin masadaki konumuna dair sınırları net çizdi:
"Sayın Fitto bir iki gün içerisinde adada olacak ve bizimle de görüşecek. Telefon görüşmesinde kendisine pozisyonumuzu aktardık: Siz bizim açımızdan 5+1 masasındaki ne 5'in altıncısısınız ne de 1'in ikincisisiniz. Masada Avrupa Birliği'nin yer alması söz konusu değildir. Biz AB ile ancak Yeşil Hat Tüzüğü, Doğrudan Ticaret Tüzüğü ve Kıbrıs Türk halkının güvenini sarsan konuları görüşürüz."
"Hristodulidis'e haftada en az bir kez görüşmeye hazır olduğumu söyledim"
Sürecin hızlanmasının adadaki liderlerin performansına bağlı olduğunu vurgulayan Erhürman, Rum lider Hristodulidis'e sunduğu teklifi açıklayarak sözlerini tamamladı:
"Çıkarken Sayın Nikos Hristodulidis'e, haftada en az bir kez görüşmeye hazır olduğumu Sayın Genel Sekreter'in önünde söyledim. Bizim burada göstereceğimiz performans, 5+1 toplantısının tarihini daha da yakına çekecektir."
Kaynak: İHA
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!