Etiket: Nedir

"Nedir" etiketine ait 1598 haber bulundu.

13 Temmuz 2021, 14:37

Şehit Ömer Halisdemir’in Hayatı Belgesel Oldu

15 Temmuzun kahramanlarından biri olan Şehit Ömer Halisdemir'in hayatı 'Ben Ömer' belgeseli ile sinemaya aktarıldı. Şehit olduğu gün neden babasına telefonda ne söyledi?’ gibi sorulara cevap verecek olan belgesel 14 Temmuz da ön gösterime girecek.

9 Temmuz 2021, 12:20

Çin Seddi Neden Yapıldı?

Çin’in kuzeybatısı boyunca uzanan, dünyanın en uzun savunma duvarı olan Çin Seddi’nin Çince adı ‘On Bin Li Uzunluğundaki Duvar’ adlandırılıyor. Çin Seddi, Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Çin Seddi’nin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte toplam uzunluğu 21.196 kilometre uzunluğundadır. Ancak günümüze kadar sadece 2500 kilometrelik kısmı ayakta kalmıştır. Ch’in Hanedanlığı döneminden itibaren suçlular kuzeye sürülerek Çin Seddi’nin yapım ve onarım çalışmalarında kullanılmıştır. ÇİN SEDDİ’NİN YAPIM AMACI NEDİR?Çin’in efsanevi yapılarından biri olan Çin Seddi, Milattan Önce 200’lü yıllarda kuzeydeki Türk ve Moğol düşmanlarına karşı bir set oluşturması için yapılmıştır. Ancak bu siyasi nedenin yanı sıra sosyal nedenlerden dolayı da yapılmıştır. Çin Seddinin yapılmasındaki temel amaç bir tarım toplumu olan Çinlilerle göçebe unsurlar arasındaki sınırı belirlemek ve gidiş gelişleri kontrol etmektir. Kuzeydeki Türk düşmanlarının akınlarına karşı set oluşturması için yapılan ve uzaydan dahi görülebilen insan yapımı tek yapıttır. HANGİ TÜRK DEVLETİNE KARŞI YAPILDI?Çin Seddi'nin Çinlileri Hunlardan korumak için yapıldığı ileri sürülmektedir. Oysa, Çin Seddi'nin yapılışında milyonlarca Çinli insanlık dışı yöntemlerle çalıştırılmıştır. Hun topraklarına kaçmak isteyenler de öldürülmüşlerdir. Bu duvarın yapımında çalıştırılan milyonlarca işçinin yiyecek, içecek ve diğer gereksinmeleri ve de duvar yapımında kullanılacak taşların temini, kerpiç karmak için gerekli suyun taşınması gibi konular düşünülünce, sadece savunma amacıyla böyle bir duvarı yapmak hiç de akıllıca değildir. Kaldı ki, Çin Seddi dağ keçilerinin bile zor tırmandığı alanlardan geçmektedir. Buralardan saldırı beklenmediğine göre, bunun nedeni sadece savunma ile açıklanamaz.ÇİN SEDDİNİN ÖZELLİKLERİ NEDİR?Çin Seddi’nin yapımına Milattan Önce 220 yılında başlanmış ve 206 yılında tamamlanmıştır. Ancak Çin Seddi’nin bugün ki görünümü alması Ming Hanedanı döneminde 1368-1644 yılları arasında bugün ki görünümünü almıştır. Çin Seddi'nde, 200 metre yüksekliğinde gözetleme kulesinden fener kulesine, siperliklerden saray ve tapınaklara kadar yaşam alanları da yer alıyor. Günümüzde ziyaret edilen ve mevcudiyetini koruyan kısım ise 2500 kilometre uzunluğa sahiptir, setin bir bölümü zayıf ve pek de yüksek olmayan duvarlara sahiptir. İmparatorun amacı, buralarda düşmanı yavaşlatmaktı. Dolayısıyla seddin yalnızca tuğladan yapıldığı söylenemez. ÇİN SEDDİ'NİN UZUNLUĞUÇin Seddi’nin yapımı oldukça uzun sürmesinden dolayı diğer eserlerden oldukça farklıdır ve 20’den fazla krallık döneminin sonunda tamamlanabilmiştir. Genel olarak duvarların üst kalınlığı 6 metre ve üst kalınlığı ise 7 metre uzunluğundadır. Yükseklik ise 4 ila 6 metre arasıdır. Çin Seddi'nin uzunluğuysa 21 bin 196 kilometredir. Çin Seddi'nin sonu deniz ile bitmektedir.  Çin Seddi üzerinde onarım yapan son hanedanlık Ming Hanedanlığıdır. Çin’in kuzey sınırına set yapma fikrini ise ilk defa Çin’in ilk imparatoru olan Çin Shi Huang tarafından dile getirilmiştir. Bu fikri ortaya atmasında en etkili durum ise iktidarı kaybetmekten çok korkuyor olmasıdır. Çin’in İlk Hükümdarı anlamına gelen Çin Shi Huang, ömrü boyunca imkansız sayılanı başarmak için oldukça ilginç emirlerde bulunmuştur. Bunlar arasında Çin Seddi ve ölümsüzlük arayışları da vardır. ÇİN SEDDİ HANGİ ÜLKEDEDİR?Bazı yapılar, isimlerinde bulunan ülke veya şehirlerde yer almayabiliyor. Çin Seddi için durum aynı değil. Çin'in kuzeybatı boyunca ilerleyen, 21 bin kilometreden uzun bir savunma hattıdır. 

8 Temmuz 2021, 15:42

Dünyanın Yeni 7 Harikası Nelerdir, Nasıl Seçildiler?

Dünyanın 7 harikası insanoğlu tarafından inşa edilmiş olağanüstü yapı ve yapıtlardan oluşuyor. Eski ve yeni dünyanın 7 harikası diye ikiye ayrılan bu yapıtlar farklı zaman dilimlerinde yapılmış olmasına rağmen hala daha varlıklarını veya isimlerini sürdürmüşlerdir. Antik dönemin 7 harikası olarak da bilinen eski dünyanın 7 harikası ilk defa Milattan Önce 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya çıkarılan bu kavram günümüzü kadar gelmiştir.NASIL SEÇİLDİ?Dünyanın Yedi Harikasına alternatif olacak adaylar belirlendi. Dünyanın Yedi Harikası Unesco tarafından desteklenmektedir. Yeni Yedi Harika ise İsviçre merkezli New7Wonders Vakfı tarafından açılan oylamayla belli oldu. 200 yapıdan 21 finalist eser ilk 7'ye girmek için yarıştı. Oylamaya dünyanın birçok yerinden 100 milyon kişi katıldı. NE ZAMAN SEÇİLDİ?Dünyanın Yeni 7 Harikası oylamaları 2000 yılında başladı. 7 Temmuz 2007’de biten oylama sonucunda belirlendiler. Uzun yıllardır ayakta kalmaya devam eden bu eserler, benzersiz bir zeka, iş gücü ve mimari örneğidir.Birçoğunun hikayesi günümüze ulaşmamış olmasına rağmen bu yapılar varlıklarını koruyabilmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Tarihte yaşayan insanlara ve döneme ışık tutan bu yapılar, ilk yapıldıkları günden bu güne kadar şöhretlerinden hiçbir şey kaybetmemiştir.ADAYLAR NELERDİR?21 finalistten ilk 7'ye seçilmeyen 13 aday yapı şunlardır: - Akropolis (Yunanistan)- El Hamra Sarayı (İspanya)- Angkor (Kamboçya)- Moai (Şili)- Eyfel Kulesi (Fransa)- Ayasofya (Türkiye)- Kiyomizu-dera (Japonya)- Kızıl Meydan (Rusya)- Neuschwanstein (Almanya)- Özgürlük Heykeli (ABD)- Stonehedge (İngiltere)- Sydney Opera Evi (Avustralya)- Timbuktu (Mali)DÜNYANIN YEDİ HARİKASI NELERDİR?Dünyanın 7 Harikası şunlar; - Keops Piramidi- Babil'in Asma Bahçeleri- Zeus Heykeli- Rodos Heykeli- İskenderiye Feneri- Kral Mausollos'un Mezarı (Halikarnas Mozolesi)- Artemis Tapınağı. Bu listede yer alan Dünyanın Eski 7 Harikasından sadece Keops Piramidi ayaktadır, diğerleri ise yok olmuştur. Bundan dolayı da Dünyanın Yeni 7 Harikası fikri ortaya çıktı ve İsviçre merkezli 'New7 Wonders Vakfı' kuruldu ve bu görevi üstlendi.

7 Temmuz 2021, 10:14

Yaşam Alanlarınızı Temizleyecek NASA Onaylı Bitkiler

Koronavirüs salgınıyla beraber günümüzün büyük bir bölümünü evde geçirmeye özen göstermeye başladık. Peki yaşam alanlarınızı temizleyecek NASA onaylı bitkiler neler biliyor musunuz? Sizin için araştırdık…

6 Temmuz 2021, 13:41

Osman Hamdi Bey Eserleri Nedir?

Türk sanat ve düşünce hayatının büyük katkılar sunmuş olan Osman Hamdi Bey, ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablosuyla tanınıyor. Osmanlı Devleti’nin son döneminde kültür, sanat ve siyaset hayatına önemli katkılar sunan Osman Hamdi Bey, çok yönlü bir Osmanlı aydınıdır. 1860’lı yıllarda Paris’te hukuk ve güzel sanatlar eğitimi alan Osman Hamdi Bey, ülkeye döndükten sonra çeşitli devlet makamlarında çalıştı. Osman Hamdi Bey yoğun çalışma dönemine rağmen resim yapmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi.Türk sanat tarihinde ilklerin sanatçısı olarak isimlendirilen ve daha çok oryantalist anlamda eserler veren Osman Hamdi Bey, devlet kademelerindeki görevi ve sanat eserlerinin yanı sıra, Türkiye’deki arkeoloji ve müzecilik alanlarında geçmişten bugüne kadar önemli katkılar sunmuş bir isimdir. Bugün Türkiye’nin en önemli müzelerinden ve en önemli sanat okullarından biri olan İstanbul Arkeoloji Müzesi ve İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurulmasında öncülük etmiştir.OSMAN HAMDİ BEY’İN BAŞLICA ESERLERİKahve Ocağı (1879)Haremden (1880)İki Müzisyen Kız (1880)Kuran okuyan Kız (1880)Çarşaflanan Kadınlar (1880)Vazo Yerleştiren Kız (1881)Gebze’den Manzara (1881)Çekik Gözlü Kız-Tevfika (1882)Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız ITürbe Ziyaretinde İki Genç Kız II (1890)Feraceli Kadınlar (1904)Pembe Başlıklı Kız (1904)Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)Mimozalı Kadın (1906)Şehzade Türbesinde Derviş (1908)Silah Taciri (1908)Beyaz Entarili Kız (1908)Sarı Kurdeleli Kız (1909)Kaplumbağa terbiyecisiLeylak Toplayan KızGeyikli Peyzaj

6 Temmuz 2021, 12:37

Antienflamatuar Diyeti Nedir?

Antiinflamatuvar diyeti nedir? Antiinflamatuvar diyeti Nelere iyi gelir? Son zamanların en sık karşılaşılan problemlerinden biri olan obezite adeta çağın hastalığı olarak tanımlanmaktadır. Değişen yaşam koşulları, modern yaşamın getirdiği rahatlık ve hareketsizliğin yanında sağlıksız beslenme şekilleri obeziteyi artırarak ciddi hastalıkların oluşmasına neden oluyor. Tüm bu sağlıksız yaşama iten süreçlerin üzerine bir de pandemininde oldukça ağır sonuçları doğurmasıyla iyice hareketsiz yaşama sürüklenirken hastalıkları da beraberinde getirdi.  En sık karşılaştığımız şikâyetlerin başında obezitenin etkisiyle oluşan osteoartritin, bel ve sırt bölgesinde meydana getirdiği ağrılardaki artış gelmektedir. Antiinflamatuvar diyet ve kilo kaybı ile bu ağrıları azaltmamız mümkün. ANTİENFLAMATUAR DİYETİ NEDİR?Diğer diyetlerin aksine Antienflamatuar diyetinin amacı diyet programında tüketilen besinlerin kalori miktarı ile değil, kalitesi ile ilgilenmektedir. Yüksek kolesterol, diyabet ve kalp hastalıkları gibi bir ok önemli hastalıklara karşı korumaktadır ve bu özelliği sebebiyle ''hastalık karşıtı'' bir diyet olarak da adlandırılmaktadır. Özellikleri sebebiyle sürdürülebilir bir diyet olarak da kabul edilebilir.- Antiinflamatuvar diyet genel ilkeleriyle; çeşitli ve değişik türde taze besinler ile bol meyve ve sebze tüketimine yönlendirerek, işlenmiş ve fast food besin tüketimini en aza indirgemeyi amaçlar.- Kişinin beslenme öyküsü, yaş, cinsiyet, sosyoekonomik durumuna göre tamamen kişisel ve uygun beslenme planının uzman diyetisyen eşliğinde hazırlanması gerekmektedir.- Patates ve soğan dışında bol sebze ve meyve tüketilmelidir.- Omega-3 içeren; zeytinyağı, keten tohumu, ceviz, kabak çekirdeği, somon, uskumru mutlaka beslenme planında yer almalıdır.- Beyaz ekmek ve pirinç gibi rafine karbonhidratlar, diğer rafine tahıllar, sofra şekeri ve hamur işi, kurabiye, kek, enerji barları gibi şeker içeren ürünler kesinlikle tüketilmemelidir.- Beslenme programlarında tavuk ve balık gibi yağsız protein kaynaklarına yer verilmelidir.- Kırmızı et, yumurta, yağlı süt ve yoğurt kısıtlı tüketilmelidir.- Zencefil, köri, zerdeçal ve biberiye gibi antiinflamatuvar etkili baharatların tüketimine özen gösterilmelidir.ANTİOKSİDANLAR NASIL TÜKETİLMELİDİR?Ana öğünlerde antioksidanlar;- Hindi eti ve balık etini fırında pişirerek,- Kuru bakliyatlar grubundan fasulye, nohut gibi besinleri etsiz pişirerek,- Marul, domates, ıspanak gibi sebzelerle hazırlanmış olan salata şeklinde,- Tam tahıllı ekmek şeklinde,Ara öğünlerde ise ceviz, badem, kuru üzüm, yulaf, az yağlı süt ve çilek gibi antioksidan besin maddeleri tercih edilebilir ve antioksidan açıdan zengin olan sağlıklı besin maddeleri tüketimini artırabilirsiniz.Hastalıktan kurtulabilmenin hastalıktan korunmaktan daha da zor olduğunu ve sağlıklı beslenerek hastalıklardan korunma aşamasında ne kadar önemli bir yer edindiğini unutmayın. Antienflamatuar diyetinin sloganı ise, ''besinler ilacınızdır'' BİR GÜNLÜK ANTİENFLAMATUAR DİYETİ ÖRNEK LİSTESİ -Antienflamatuar diyeti gün içinde dört öğünden oluşuyor. - Üç ana ve bir ara öğün ve ara öğün sadece öğle yemeği ile akşam yemeği arasında olması gerekiyor. - Ara öğünü yapmak yerine yapmayıp daha az yiyerek kilo verebilirim diye düşünmeyin çünkü ara öğünü yapmak büyük ölçüde önem taşıyor. - Çoğu kişi az yediği halde kilo veremediği için üzülüyor. Bunun en önemli sebebi ara öğün yapmıyor olmasıdır. - Ancak her zaman üzerinde önemle durduğumuz konu az yiyerek değil çok yiyerek kilo veriminin gerçekleşebileceğidir. - Her dört saat aralığında küçük porsiyonlar halinde tüketeceğiniz yiyecekler metabolizmanızı hızlandırmakta fakat vücudunuz yemek yenilmediği zaman yağ depolamaktadır.ÖRNEK DİYET LİSTESİSabah Kahvaltısı- Yulaf- Ceviz- Çilek- Badem sütü- Öğle Yemeği- Tam tahıllı ekmek- Hindi eti- Marul- Domates- Rokalı sandviçAra Öğün- Bir avuç yaban mersini- BademAkşam Yemeği- Fırında somon- Ispanak salatası- Fırında tarçınlı şeftaliANTİENFLAMATUAR DİYETİNİN VAZGEÇİLMEZ BESİNLERİ NELERDİR?Porsiyonlara ya da kalori hesaplarına göre değil sağlıklı besinlere dayanan Antienflamatuar diyetinin olmazsa olmaz, vazgeçilmez besinlerini sizler için bir araya getirdik. İşte o besinler...Ayrıca yağ yakımını hızlandırıp kas yapan besinler için linki tıklayabilirsiniz.

4 Temmuz 2021, 18:41

Araç Kullananlar Dikkat! 7 Soruda Uyku Apnesi Testi

Gece uyurken nefesin aniden durması şeklinde meydana gelen uyku apnesi oldukça tehlikeli olabilmektedir. Tedavi edilmezse ölüme bile neden olabilen uyku apnesi, trafik kazalarını 6 kat artırıyor. Uzun yolculuğa çıkacakların dikkatli olması gerekiyor.

2 Temmuz 2021, 10:33

Ahmet Haşim Kimdir?

Şiirlerinde yansıttığı renklerle "akşam şairi" olarak anılan Ahmet Haşim, bugün hala ilgiyle okunan şairler arasında. Sözleri birçok yerde karşımıza çıkan Haşim'in şiirleri estetik zevkle okunmaya devam ediyor. İşte hayatı ve bilinmeyenleri...KİMDİR?Ahmed Haşim’in annesi ve babası Bağdat’ın seçkin ailelerindendir. Ailenin üç çocuğundan en  büyüğü olan Ahmed Haşim, Bağdat’ta doğdu ve ilk çocukluk yıllarını da burada geçirdi. 1887 yılında doğan Ahmed Haşim, babasının Arabistan vilâyetlerindeki vazifeleri sebebiyle düzensiz bir tahsil gördü. Annesinin sürekli hasta olmasından dolayı da hüzünlü bir çocukluk geçirdiği tahmin ediliyor. Ahmed Haşim henüz 8 yaşında iken annesini kaybetti. Annesini kaybetmesi Haşim’in küçücük dünyasının en büyük olayı olmuş, onda derin ve silinmez izler bıraktı. Ahmed Haşim’in babası Bağdat’ın en eski ve seçkin ailelerinden olan Alusizadelere mensup annesi ise Kahyazade ailesine mensuptu.AHMET HAŞİM NEDEN TÜRKÇE BİLMİYORDU?Annesinin ölümü üzerine 1895 yılında babasıyla birlikte İstanbul’a gelen Ahmed Haşim, Bağdat’ta ve bulunduğu Arap vilayetlerinde sadece Arapçayı öğrenmişti dolayısıyla Türkçe bilmiyordu. İstanbul’a geldiği ilk yılı Nümune-i Terakki okulunda geçirip, pek iyi bilmediği Türkçesini kuvvetlendiren Ahmed Haşim, 1897 yılında Galatasaray Sultanisine başladı. Öksüzlüğü, yaşının küçüklüğü ve yabancı bir çevre, onun üzerinde hep olumsuz ve ürkütücü etkiler bırakıyordu. Bu yıllarda edebiyatla ilgilenmeye başlayan Ahmed Haşim, edebiyat öğretmeni Ahmed Hikmet Müftüoğlu’nun da etkisi altında kaldı. Galatasaray Sultanisindeki okul arkadaşları olan Hamdullah Suphi Tanrıöver, Emin Bülent Serdaroğlu, Abdülhak Şinasi Hisar ile şiir ve edebiyat sohbetleri yapıyorlardı. Ahmed Haşim, Galatasaray’daki öğrencilik yıllarında Fransız şiirini, özellikle Fransız ve Belçikalı sembolistleri, bu yolla da Batı edebiyatının estetik ve poetik temelini yakından tanımaya çalışmıştır. FECR-İ ATİ HAREKETİNE NASIL KATILDI?Ahmed Haşim 1907'de mezun olunca o zamanlar Osmanlı Devleti’nin tütün inhisarını elinde bulunduran Reji İdaresine memur olarak girdi. Bir taraftan da Mekteb-i Hukuk'a devam etti. Birkaç yıl sonra hukuk öğreniminden vazgeçen ve yarıda bırakan Ahmed Haşim, 1909’da başlayan Fecr-i Ati hareketine katıldı. Ahmed Haşim "Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek" prensibinden hareket eden Fecr-i Atİ grubunun yayın organı Servet-i Fünun dergisinde şiirler yayınladı ve Servet-i Fünun - Edebiyat-ı Cedide - topluluğuna yapılan hücumlara makaleleriyle katıldı. Tanınmış dergilerde şiirleri yayımlandı. Göl Saatleri ve Şi’r-i Kamer isimli şiirleri büyük ilgi uyandırdı. Böylece günün sayılı şairleri arasına girmiş oldu. Haşim, her ne kadar Fecr-i Ati hareketi içinde görülse de bu gurubun toplantılarında hemen hemen hiç bulunmadı. Bir kez bulunduğunda da guruba yeni giren bir şairin nutkunu okudu, ama nutuk arkadaşları tarafından beğenilmeyince kızdı, bir daha da oraya ayak basmadı. Ahmed Haşim I. Dünya Savaşı'ndaki askerliği (1914 - 1918) sırasında Çanakkale Cephesinde bulundu. Ayrıca Ahmed Haşim Anadolu'nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu. Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile birlikte Birinci Dünya Savaşı’na katılan Ahmed Haşim, dört yıl boyunca zabitlik yaptı. Savaştan sonra Düyun-u Umumiye İdaresine ve bu kurumun dağılmasından sonra da Osmanlı Bankası’na girdi. Bu görevini ileriki yıllarda Sanayi-î Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi) estetik ve mitoloji öğretmenliği, Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi Fransızca öğretmenlikleri takip etti. Memuriyet hayatına devam ederken İstanbul’da çıkan Akşam gazetesine fıkralar, tenkitler ve kronikler yazmaya başladı.AHMET HAŞİM ŞİİRLERİNİ NASIL YAZDI?1921’de Dergâh dergisinde yayımladığı şiirlerinin bir kısmını Göl Saatleri adıyla bastırdı. 1926’da da yine Resimli Kitap, Dergâh ve Yeni Mecmua’da vaktiyle yayımladığı şiirlerini bir araya getiren Piyale adlı kitabını yayımladı. Daha sonra Piyale’nin mukaddimesi olarak “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” adıyla neşredilen bu yazıda Haşim, şiirde mana ve anlaşılabilirlik aranmayacağını ve şiirin sözden çok musikiye yakın ifade sanatı olması gerektiğini ileri sürer. Ahmet Haşim’in şiirlerinin hemen hepsinde derin bir melankoli, müphemlik, uzak ve meçhul diyarlara duyulan nostalji ve çok defa psiko-analitik yorumlara muhtaç renkler ve musiki hissedilir.Ahmet Haşim’in nesir yazıları, şiirinden farklı bir karakter gösterir. Nesir yazıları şiirlerine göre açık, berrak, sade, nükteli hatta müstehzi bir ifadesi vardır. Ahmet Haşim, siyasî ve edebî akımların dışında kendisine has bir şiir ve nesir anlayışının tek temsilcisi olarak kaldı. Haşim, toplum meselelerine karşı en ilgisiz şairlerimizdendir. Önemli şairler arasında isimi olmasına bu yıllarda, Türk toplumunun içinde bulunduğu çalkantılar ve çağdaşları olan diğer şairlerin katıldıkları siyasi ve fikri akımlar göz önüne alınırsa, onun bu tarafı daha da dikkati çeker. Ahmed Haşim Dış dünya gözlemlerini kendi prizmasından geçirerek anlatır; sonbahar, akşam kızıllığı ve karamsarlık önemli temalardır. Ahmet Haşim fıkraları, denemeleri ve gezi yazılarıyla da önemli bir yazardır. Ahmed Haşim’in düz yazılarında dili sade ve oldukça başarılıdır.1924’te Düyun-ı Umumiyye’den aldığı ikramiye ile Fransa’ya giden Ahmed Hâşim, o yılın yazını Paris’te geçirdi. 1928’de ikinci defa, bu sefer tedavi için Paris’te bulundu. Son olarak yine tedavi için gittiği Frankfurt’tan iyileşemeden döndü. 4 Haziran 1933’te Kadıköy’deki evinde öldü. Mezarı Eyüp’tedir.ESERLERİŞiirleri- Ağaç- Akşam yine toplandı derinde- Bahçe- Bir günün sonunda arzu- Bir Yaz Gecesi Hatırası- BülBül- Gece- Gelmeden Evvel Geldin Birlikte- Havuz- Karanfil- Karanlık- Kari'e- Mehtabda Leylekler- Merdiven - Mukaddime- O belde- O Eski Hücreye Benzer ki- Orman- Öğle- Parıltı- Seher- Sonbahar- Süvari- Şafakta- Şairsiz Dünya- Tahattur- Yarı Yol- Göl saatleri- PiyaleDiğer Eserleri- Gurabahane-i Laklakan (1928)- Bize Göre (1928)- Frankfurt Seyahatnamesi (1933)

1 Temmuz 2021, 17:27

Mezopotamya Uygarlıklarının Bilinmeyen Tarihi

Doğu ve Batı sınırı arasında kalmış olan Mezopotamya uygarlıkların beşiği olarak adlandırılıyor. İnsanlık tarihi açısından siyasi, sosyal ve kültürel olarak önemli gelişmelere ev sahipliği yapan Mezopotamya geçmişten günümüze birçok medeniyete de ev sahipliği yaptı. Mezopotamya bölgesinde ortaya çıkan ilk şehirler, şehir devletleri ve bu kavramlarla ilgili olarak ortaya yönetimler çıktı. Her medeniyette olduğu gibi Mezopotamya medeniyetinin temelinde de su yolları vardır. Dicle ve Fırat nehirlerinin hayat verdiği Mezopotamya coğrafyası, zamanın akışı içerisinde sakinleri tarafından farklı isimlerle anılmıştır.TARİHİN EN ETKİLİ KÜLTÜRLERİTarih boyunca Mezopotamya’da birçok farklı halk, kültür, medeniyet ve imparatorluk doğup gelişmiş. Bunlardan biri de yaptıkları keşifler ve geliştirdikleri teknolojiler geçmişten bugüne dünyamızı şekillendiren Sümerler. MÖ 4. binyılda ortaya çıkıp yayılan Sümerler her ne kadar güçlü bir devlet kurmuşlarsa da politik olarak yekparelikten uzaktı. Çokça bilinen bir diğer Mezopotamya halkı ise Asurlardı. Antik dönemlerde Orta Doğu’nun büyük bölümü boyunca uzanan bir imparatorluk inşa eden bu halk Asur, Ninova ve Nimrud da dahil birçok kent kurmuştu. Günümüz Asurları bugün hala Irak ve Suriye’de yaşamaya devam ediyor.Mezopotamya’da doğup gelişen halklar arasında Babiller de bulunuyor. Yaklaşık 2.500 yıl önce en güçlü dönemlerinde Basra Körfezi’nden Mısır sınırlarına kadar uzanan devasa bir imparatorluk kuran Babiller matematik ve astronomide de çığır açan keşifler yapmıştı. Mezopotamya’da kurulan medeniyetlerin hem adı hem de yapmış oldukları faaliyetler günümüze kadar gelmiştir.MEZOPOTAMYA’DA KURULAN MEDENİYETLERMezopotamya bölgesi günümüzde; kuzeyde Toros Dağları, güneyde Basra Körfezi, doğuda Zagros Dağları, batıda da Suriye Çölü tarafından çevrelenen alan için kullanılır. Dicle ile Fırat arasındaki bu geniş vadi, kuzeyde ve batıda aşılması güç coğrafi etmenler tarafından kuşatılmış olsa da, diğer yönlerden dış dünyaya açıktı. Mezopotamya bölgesi, kuzey ve doğudan Anadolu-İran yüksek yaylaları, güneybatıdan Arabistan masifi, batıdaki Akdeniz kıyılarından da Filistin ve Lübnan dağları olarak da tanımlanabilir.Söz konusu coğrafyaya, her ne kadar Dicle ve Fırat nehirleri hayat verse de, bu nehirleri ve bu coğrafyanın imkânlarını bir zanaatkar ustalığıyla işleyerek orada medeniyetin meşalesini yakanlar, bu coğrafyanın en eski sakinleridir. Mezopotamya coğrafyası, Aşağı ve Yukarı Mezopotamya olmak üzere iki farklı ekolojik, kültürel ve sosyal bölgeyi içeriyor.Fırat ve Dicle nehirleri arasında dünyanın en eski ve en verimli toprakları olan Mezopotamya bölgesinde birçok medeniyet kuruldu. En verimli toprakların bulunmasından dolayı bölge tarih boyunca farklı kavimlerden ve farklı medeniyetlerden göç almasına neden oldu. Bunun en önemli siyasi sonucu ise tek bir medeniyetin Fırat ve Dicle arasındaki bu bölgesine tek bir siyasi güç hakim olamamıştır. Pek çok kadim medeniyete ev sahipliği yapan Mezopotamya topraklarına göçen insanlar, bu coğrafyada dünya kültür mirasının temelleri atılmıştır.Mezopotamya, göç yollarını kapsaması, iklim şartlarının iyi ve toprağın bereketli olması nedeniyle birçok kez istilaya uğradı. Bu da sürekli hüküm süren uygarlıkların değişmesine neden oldu. Bu uygarlıklardan en çok bilinenleri;– M. Ö. 4000-2350 yılları arasında hüküm süren Sümerler (ilk uygarlık),– M. Ö. 2350-2150 yılları arasında hüküm süren Akadlar,– M. Ö. 2000-609 yılları arasında hüküm süren Assur Krallığı,– M. Ö. 1894-1595 yılları arasında hüküm süren Babiller,– M. Ö. 1595-1347 yılları arasında hüküm süren Kassitler,– M. Ö. 1500-1274 yılları arasında hüküm süren Hurriler,– M. Ö. 609-539 yılları arasında hüküm süren Yeni Babil İmparatorluğu,– M. Ö. 538-330 yılları arasında hüküm süren Ahameniş İmparatorluğu’dur.

1 Temmuz 2021, 10:45

Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Nedir, Ne Zaman İlan Edildi?

Osmanlı'da limanların kapitülasyonlar sebebiyle uluslararası şirketlere bırakılması ve yabancılar tarafından işletilmesi, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin aşması gereken bir sorun haline gelmiştir. Bu sebeple Kabotaj Bayramı, devletçi ve yerelci bir anlayışın en önemli başarılarından biridir.KABOTAJ NE DEMEK?Kabotaj, bir ülkenin kendi karasularında ve kendi limanlarında arasında gemi işletme ve her türlü liman hizmetini kendi kontrolünde bulundurma hakkı olarak bilinmektedir. Kabotajın kelime anlamı ise; Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işidir.NE ZAMAN İLAN EDİLDİ? 1 Temmuz 1926 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nde çıkarılan yasanın ardından 1935 yılından itibaren kutlanan Kabotaj Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. Uzun yıllardır Kabotaj Bayramı olarak kutlanılan bu bayram 2007 tarihinden itibaren kabotaj kelimesine denizcilik kelimesi de eklenerek Denizcilik ve Kabotaj Bayramı oldu.KABOTAJ BAYRAMI TARİHÇESİ NEDİR?Osmanlı Devleti döneminde kapitülasyonlar çerçevesinde yabancı ülkelerin gemilerine kabotaj ayrıcalığı tanınıyordu. Batılı ülkelere verilmiş olan kapitülasyon hakları sebebiyle Osmanlı Devleti kıyılarında yabancı bandıralı tekneler hizmet görürlerdi. Ancak 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması uyarınca kapitülasyonlar kaldırılmasıyla birlikte batılı ülkelere tanınan bu iltimas ortadan kalktı. Böylece Türkiye kabotaj hakkına kavuştu. Türkiye’nin büyük ölçüde bir yarım ada ülkesi oluşu ve kıyı uzunluğunun 8333 kilometre olduğu dikkate alınırsa bu Türk denizciliğine büyük bir imkân tanıyordu.İLK NE ZAMAN KUTLANDI?Gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra 19 Nisan 1926 tarihinde çıkarılan 815 sayılı yasaya göre Türkiye limanları arasında sadece Türk teknelerinin hizmet görmesi zorunluluğu getirildi. Yasa 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girdi. Yasanın yürürlüğe girdi tarihten sonra 1935 yılından itibaren Kabotaj Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. 2007 yılında kabotaj kelimesine denizcilik kelimesi de eklenerek bayramın adı Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olmuştur. Bu bayramda genel tatil yoktur. Ayrıca; dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirilebileceği belirtildi. Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edildi.DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI ÖNEMİÜlkemizde, 20 Nisan 1926 Tarihinde kabul edilmiş olan kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926'da yürürlüğe girmiş ve bu Kanun, “Türkiye Limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, Türk Vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır” hükmünü getirildi. Daha önceden yabancılara açık olan bu faaliyetleri bundan böyle sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yapabileceğini belirtildi. Bu nedenle her yıl 1 Temmuz gününü “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” olarak kutlanıyor.NEDEN KUTLANIR?Kabotaj Kanunu Türkiye karasularının egemenlik kavramının denizler için oluşturulmuş halidir. Bu süreç 24 Temmuz 1923’te Lozan’da kapitülasyonların kaldırılması ile başlamış, 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Kanununun yürürlüğe girmesi ile de başka bir noktaya, denizlerimiz üzerinde egemenliğimizin tamamı ile tesis edildi. Lozan’da alınan kararların ardından oluşan Kabotaj Kanununu, Mavi Vatan kavramının oluşması sürecini de doğrudan etkiledi. Ayrıca Mavi Vatan kavramı ile yeni Türk devletinin attığı ilk adım olarak da kabul edebilir.1 Temmuz 1926’dan itibaren yürürlüğe giren bu kanun ile akarsularda, göllerde, Marmara denizi ile boğazlarda, bütün kara sularında ve bunlar içinde kalan körfez, liman, koy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma; bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk vatandaşlarına verilmiştir. Limanlarımız arasında yük ve yolcu taşıyan tüm gemilerin kendi bayrağını taşıyan ve kendi vatandaşları ile donatılan gemiler olmasına ve yer hizmetleri ile limanlarda da tamamen kendi vatandaşlarımızın çalışabileceğine hükmedilmesi tarihi bir adımdır.KABOTAJ BAYRAMI MESAJLARI- Mavi Vatan ifadesini daha anlamlı kılan Kabotaj Bayramı kutlu olsun.- Üç tarafı denizle çevrili olan, bir de iç denizi olan, halkın % 70'inin,denizcilerinin de % 60'ının yüzme bilmediği sevgili ülkemin Kabotaj Bayramı kutlu olsun.- Deniz ticareti, ulaşımı ve kültürünün daha da gelişeceği bir gelecek dileğiyle denizlerdeki bağımsızlığımızın simgesi Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlu olsun.- Türk denizciliğinin dönüm noktası, bayrağımızı denizlerde sonsuza kadar dalgalandıracak “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı” kutluyoruz. Mavi vatana selam olsun! Tam yol ileri!...- “Tam bağımsızlık denildiği zaman, doğal, siyasal, mali, adli, askeri, kültürel ve her alanda tam bağımsızlık anlaşılır.” Mustafa Kemal Atatürk  - Vatanımızın güvenliği, denizlerden başlar. Türk Milletinin geleceği Mavi Vatan'dadır. Denizcilik ve Kabotaj Bayramımız kutlu olsun.- Kabotaj hakkımız ve denizlerdeki bağımsızlığımız, özgürlüğümüzün ve milli egemenliğimizin temel teminatlarından biridir. Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlu olsun.- Türk denizciliğinin dönüm noktası, bayrağımızı denizlerde sonsuza kadar dalgalandıracak Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı kutluyoruz.- Türk Denizlerinde, Türk’ün egemen olmasının bayramı olan, 1 Temmuz Kabotaj Bayramımız kutlu olsun.