Etiket: Kitap Konusu

"Kitap Konusu" etiketine ait 22 haber bulundu.

26 Haziran 2021, 18:06

Jose Saramago’nın Körlük Kitabının Özeti Nedir?

Körlük kitabının yazarı Jose Saramago, bir kafede otururken; “Şu an hepimiz kör olsak nasıl olurdu?” diye düşünüp böyle bir roman yazmaya karar veriyor. Kitap ise kısaca şöyle özetlenebilir; Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansızın kör olur. Arkasından, körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılmasını anlatan roman, kentteki akıl hastanesinde karantinaya alınan, oradan kurtulunca da birbirinden ayrılmayan, biri çocuk yedi kişiler etrafında anlatılır.Jose Saramago’na 1998 Nobel edebiyat ödülünü getiren Körlük kitabı büyülü gerçeklik akımı ile yazılmıştır. Jose Saramago bu başyapıtı olan roman bakabiliyorsan gör, görebiliyorsan gözle sözleriyle başlar. Ardından Arabasında kör olan adamın yardımına giden hırsız, ve bu iki adamı tedavi etmeye çalışan doktor hepsi kör olurlar. İktidar derhal çözümü bulur! Bu insanları eski bir akıl hastanesine kapatır.KÖRLÜK KİTABININ ÖZETİ NEDİR?Hastane görünümlü bu yeni hapishanede kör insanların sayısı her geçen gün artar ve bireyler oto kontrolü yavaş yavaş terk ederler. Çeteler, ölümler ve açlık sıradanlaşır; yani insanlar gitgide şaşkınlıklarını ve onurlarını kaybetmeye başlarlar. Romanda en dikkat çeken özelliği gerçek denilen kavramın modern insanın zihninde nasıl bir çelişkiler yumağına dönerek kavramın özünün akıp gitmesidir.Doktor, karısı ve etrafındaki insanlar gitgide daha zor duruma düşerler. İşler o noktaya gelir dayanır ki doktorun karısı kendilerine baskı yapan çetenin başında bulunan adamın boynunu makasla parçalar. Saramago, ahlak, seçme özgürlüğü, ve insanın yapabileceklerinin sınırlarını en derin sorularla sorguluyor. Romanın yazarı Jose Saramago, insan denilen varlığın ne tam iyi, ne de tam kötü gibi nitelemelerle anlaşılamayacağını anlatır. Doktorun karısı, insan denilen varlığın hem ışığı doğuran, hem ışık söndüren, nevi şahsına münhasır var oluşu olduğunu ifade eder. “Bir insan öldürdüm, bunu yapabileceğime hiç düşünmezdim. Ama şimdi bir insan daha öldürüp öldüremeyeceğimi bilmiyorum!” şekildeki sözleri bu durumun en açık örneklerinden biridir.Körlük romanın ilerleyen kısımlarında artık ülkede gören kimse kalmamıştır, kahramanlarımız düştükleri hapishaneden büyük bir yangın neticesinde kurtulurlar. Yavaş yavaş ilk şoku üzerlerinden atmaya çalışırken diğer yandan da hayatta kalmak için uğraşı içerisine girerler. Doktorun karısının gözlerinin görmesi, ve olaylar karşısındaki sakin fakat mantıklı davranışları ise çağımızdaki insanların ruh haliyle bire bir örtüşüyor. Romanın on bölümde ise doktorun evine ulaşılır ve eski kurallar anımsanmaya, ve yeniden bir düzen kurulmaya girişilir. Son sahne ise belleğimize çıkmamak üzere kazınır! Salgın bitmiş ve herkes tekrar görmeye başlamıştır. Doktorun karısı ise her an beklediği körlüğün artık kendisini bulduğuna inanır, ancak gördüğü herkes onu da görmektedir.

22 Haziran 2021, 14:26

Doğan Cüceloğlu’nun Son Kitabı “Var Mısın?” Konusu Nedir?

Doğan Cüceloğlu psikoloji konusunda seminerleri, kitapları, yetiştirdiği öğrenciler insan hayatına doğrudan dokunan cümleleriyle bu coğrafyanın en önemli ilim insanlarından biridir. Türkiye’de doğup büyüyen ve eğitim alan Doğan Cüceloğlu her ne kadar yurt dışında uzun yıllar bulunmuş olsa da Türk insanının düşünce, duygu ve davranışlarını bilimsel olarak psikoloji dalında inceleyen ve aktaran Cüceloğlu, pek çok eser kaleme aldı. Vefat etmeden önce çıkardı son kitabı olan Kendini Keşfetmeye Zorluklarla Başa Çıkmaya Var Mısın? kitabıyla okurlarına, severlerine, öğrencilerine ve ailesine veda etti. Bir hayat muhasebesi ve hayatının her ânına ilmek ilmek işlediği dersler… Var mısın? her bir bölümü, her bir cümlesi ile herkesin kendinden bir şeyler bulacağı, insana dair bir tanıtım kılavuzu.Kendini Keşfetmeye Zorluklarla Başa Çıkmaya Var Mısın? kitabı gazeteci ve programcı Deniz Bayramoğlu ile birlikte gerçekleştirdikleri söyleşilerden oluşuyor.  Doğan Cüceloğlu bu son kitabında sadece psikolojik, akademik ve eğitimci kimliğinin yanı sıra 14 maddede de 82 yıllık hayat tecrübelerini okurlarına aktarıyor.HAYATIN ANLAMI NEDİR?14 Madde oluşan kitap, “Hayatın Anlamı Nedir?” sorusuyla başlıyor. Yaşamın temel biriminin birey olduğunu ve yaşamın doğası gereği bir ekip işi olduğunu ifade eden Doğan Cüceloğlu, aile, işte, toplumda birey hep bir ekibin içinde yaşadığını ifade ediyor. Ekip içerisinde olan kişi sorun yaratmak yerinde toplumdaki sorunlara çözüm üretmenin peşine düşüyor.Doğan Cüceloğlu, bütün toplum olarak, ana-baba, eğitim sistemi olarak bireyin üzerine odaklanılması gerektiğini ve bireyi ekibin bir parçası olarak hayata dahil etmek gerektiğini belirtiyor. İnsanın gelişimini iki tür kültür sayesinde olduğunu söyleyen Cüceloğlu, Birincisi denetim odaklı korku kültürü diğeri ise gelişim odaklı değerler kültürü. Diğer ise gelişim odaklı değerler kültüründe ise kişi bir işi yaparken önce kendi özüne, vicdanına hesap verir. Cüceloğlu, hayatın anlamını keşif ve keşfetme yolculuğu olarak tanımlıyor.Kitabın ikinci bölümünde “İnsan kendini nasıl geliştirir?” sorusuna  cevap aranıyor ve insan kendini içindeki potansiyeli ortaya çıkardığı zaman geliştirir. Kısacası insan biz potansiyelini ortaya çıkarınca kendini keşfedebilir. Kitabın üçüncü bölümünde “umutsuzluğu nasıl aşarız?” sorusunu soranlar için. Kişi hayatındaki en önemli kişinin kendisi, en önemli tanıklığın da kendi tanıklığı olduğunu fark etmezse hiçbir zaman hayatla ilişkisini doğru kuramaz. Umutsuzluğu önce sen sonra senden başlayarak toplumla birlikte ortadan kaldırılabilir. Ayrıca kişi kendisiyle olan ilişkisinde ne kadar dürüst ise o kadar umut dolu oluyor. Umutsuzluğun yarattığı ruh halinden kurtulmak isteyen kişinin, başka meşgaleler yaratmaya çalışırken işkolik, alkolik ya da çarpık ilişkiler yaşar halde bulunma olasılığı vardır.İÇİMİZDEKİ ÖZÜ NASIL BULURUZ?Kitabın dördüncü bölümde; Toplumda insana insan olduğu için değil toplumdaki gücü ve varlığı kadar değer veriliyor. Sadece iyilik potansiyeli olduğu gibi kötülük yapabilme potansiyeli de var. İnsanın bunu fark etmesi hayatın özüdür. Kitabın altıncı bölümde; İnsan içinde bulunduğu çevrenin keyifli ve anlamlı olmasını ister. Diğer türlü insan yaptığı işten yeteri kadar verim alamaz ve yeteri kadar verimli olmaz. Bunun sonucunda da gelişme olanağı olmaz. Altıncı bölümde, Kendimiz hayatımızın en güçlü ve sürekli tanığıyız. Dolayısıyla bize kendimizden daha çok kimse yardımcı olmaz. Önce içinizdeki duyguları ve kendinizi tanıyın. Kendilerini tanıma yolunda gençlerin gönlüne dokunarak katkı sağlayarak etkileşim içinde olunursa hem toplum hem de kendiniz kazanabilirsiniz.Kitabın yedinci bölümden; Richard Layard,  Mutluluk isimli kitabında refah düzeyi ve mutluluk arasında bir ilişki olmadığı gibi mutluluğun, yaş, cinsiyet, zeka seviyesi ve eğimle de herhangi bir ilgisi olmadığını ifade ediyor. Ancak mutluluğun; aile ilişkilerinin, belirli gelir seviyesinin, mesleğin ve yaptığı işin kişi için anlamlı olup olmaması, dost-arkadaşların, cesaret ve özgürlüğün, sağlık ve değerleri  ile ilişkisi var. Kısacası mutluluk toplumla ne kadar ilişki kurduğunuza göre değişiyor.Kitabın sekizinci bölümünde; eş seçiminde dikkat edilmesi gerekenler ve bu sürecin ayrıntıları veriliyor. İlişkilerde ne alırım veya ne verebilirimden ziyade çiftlerin birbirine iyi bir yoldaş olunabilir mi gözüyle bakmak gerekiyor. Kendini Keşfetmeye Zorluklarla Başa Çıkmaya Var Mısın? Kitabında dokuzuncu bölümde insan zihninin nasıl işlediğine dair belli bir plan dahilinde organize olmuş bir şekilde çalışıyor. Zihnini daha etkili kullanabilmek için; geleceğini belirle, ufkunu a.acak etkinlikler ve eğitimler de bulun, kariyer hedeflerini belirli, zamanını, iyi yönet ve bütçeni iyi yönet.BEN OLMAKTAN BİZ OLMA AŞAMASINA NASIL GEÇİLİR?Meslek seçimi konusunda kitabın onuncu bölümünde, iş ve eş seçimi kişinin hayatını doğrudan etkiliyor.  Toplumda iş ve eş seçimiyle ilgili nasihat var ama sohbet yok. “Sen kimsin?”, işin anlamı nedir, eşin anlamı nedir, eşine evlilik denen bu yolculukta nasıl bir ilişki içerisinde olacaksın? sorularının cevabı konusunda kocaman bir boşluk var. On birinci bölümde ise ben kavramından biz kavramına geçiş yapılıyor ve nasıl biz olunur sorusunun cevabı aranıyor. . Gerçeğe saygı, hakkaniyet, halden anlama, işbirliği ve güvenilir insan olmak birer değer olarak toplumda yoksa, yüzlerce üniversite, binlerce akademisyen olsa bile o toplumda az sayıda bilim insanı yetişir. Akademik hayat mevki ve makam peşinde koşan insanlarla dolar taşar.Kitabın on ikinci bölümünde yine biz kavramından yola çıkarak toplum doğru şekilde nasıl dönüşür sorusunun cevabı aranıyor. Bir toplumu değiştirmek açısından yasalar, kanunlar önemli… Ama toplumun yasa ve yönetmelik çıkaracak değişimi beklemek saflıktır. Değişim için her bir anne babanın, her bir öğretmenin, her bir üniversite öğrencisinin, yani her bir vatandaşın önce kendisiyle sohbet edebilecek gelişmişliğe ulaşması lazım. Kendini terbiye edemeyen çocuğu terbiye edemez. On üçüncü bölümde ise sosyal hayat ele alınarak okuma ve gezme noktasında soruları cevaplıyor. Buna göre, Doğan Cüceloğlu’nun 82 yıllık hayat tecrübesi ile okuma listesi şöyledir;Bir Dinazorun Anıları- Mina UrganKırk Yıl- Halit Ziya UşaklıgilTarihin Saklana Yüzü- İdam Edilen 44 Vezir-i Azam’ın Dramı, öldürülmüş Şehzadeler ve Devrilmiş Padişahlar- Çetin AltanBir Türk Ailenin Öyküsü- İrfan OrgaMeral Çelen’in Anıları/Çocukluk ve İlk Gençlik Yıllarım/ Aziz Nesin’li Yıllar- Meral ÇelenBirlikte Yaşadıklarım, Birlikte Öldüklerim- Aziz NesinMemeleketimden İnsan Manzaraları- Nazım HikmetSevme Sanatı- Erich FrommGerçek Mutluluk- Martin SeligmanKişi Olmaya Dair- Carl R. RogersTogether (Birlikte)- Vivek H. MurthyGüven- Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması- Francis FukuyamaKalıcı Olmak- Geleceğin Güçlü Kurumlarını Yaratmak- James C. Collins ve Jerry I. PorrasEtkili İnsanların 7 Alışkanlığı- Stephen R. CoveyKüçük Ağaç’ın Eğitimi- Forrest CarterBizi Biz Yapan Seçimlerimiz- Shad HelmstetterSahip Olmak yada Olmak- Erich FrommOutliers( Çizginin Dışındakiler)- Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?- Malcolm GladwellHayat İçin Oyun Planı- John WoodenFilm Kulübü- David GilmourYaşamın Anlam ve Amacı- Alfred Adlerİşim ve Ben- Yıldız HacıevliyagilOtuz Milyon Kelime ve Çocuğunuzun Beynini Gelştirin- Dana SuskindHayatımızı Şekillendiren On Yıl-Meg JayKozmos- Carl SaganBir Yogi’nin Otobiyografisi- Paramahansa Yoganandaİç Özgürlük- Jiddu KrishnamurtiMesnevi-Mevlana( Şefik Can’ın tercümesi)Beyaz Zambaklar Ülkesinde- Grigory Petrovİslam Tasavvufunun Meseleleri- Erol GüngörGarplılaşmanın Neresindesiniz?- Mümtaz TurhanBir Medeniyet Teorisi ve Kültür ve Medeniyete Yeni Bir Bakış – Yılmaz ÖzakpınarNutuk- Mustafa Kemal AtatürkSiddhartha- Hermann HesseYüreğinin Götürdüğü Yere Git- Susanna Tamaroİnce Memed 1-4 – Yaşar KemalMedeniyetler Çatışması- Samuel P. HuntingtonErmiş- Halil CibranYüzyıllık Yalnızlık- Gabriel Garcia MarquezSuç ve CezaSünger Avcısı- Panait Istratiİnsanın Anlam Arayışı- Victor E. FranklHasta Toplumlar- Robert B. Edgertonİçimizdeki Şeytan- Sabahattin AliYabancı- Albert CamusNietzche Ağladığında- İrvin YalomFatih Harbiye- Peyami SafaSatranç- Stefan ZweigBir İdam Mahkumunun Son Günü- Victor HugoKiralık Konak- Yakup Kadri KaraosmanoğluSaatleri Ayarlama Enstitüsü- Ahmet Hamdi TanpınarMutluluğun Kitabı- Dlai Lama- Desmond Tutu- Douglas AbramsEsir Şehir Üçlemesi: Esir Şehrin İnsanları, Şehrin Mahpusu, Yol Ayrımı- Kemal TahirÇavdar Tarlasında Çocuklar- J. D. SalingerOblomov- İvan Aleksandroviç GonçarovDoğan Cüceloğlu’nun film listesi ise;Sürü (1979)- Zeki ÖktenBabam ve oğlum (2005)- Çağan IrmakBir Zamanlar Anadolu’da (2011) – Nuri Bilge CeylanKış Uykusu (2014)- Nuri Bilge CeylanUmut (1970)- Yılmaz Güney, Şerif GörenZüğürt Ağa (1985)- Nesli ÇölgeçenNamuslu (1985)- Ertem EğilmezBisiklet Hırsızları (1948)- Vittorio De SicaHayat Güzeldir (1997)- Roberto BenigniOniki Öfkeli Adam (1957)- Sidney LumetForrest Gump (1994)- Robert ZemeckisÖlü Ozanlar Derneği (1989)- Peter WeirUmudunu Kaybetme (2006)- Gabriele MuccinoÖzgürlük Yolu (2007)- Sean PennBaba (Godfather) (1972)- Francis Ford Coppola 

22 Haziran 2021, 11:26

Ahmet Ümit’in Yeni Romanı Kayıp Tanrılar Ülkesinin Konusu Ne?

Polisiye ve tarihi romanlarıyla tanınan Ahmet Ümit, son çıkardığı kitabı Kayıp Tanrılar Ülkesinde polisiye ve tarihi konusunun yanı sıra bu sefer mitolojik öğeleri de yeni çıkardığı eserinde ele alıyor. Kitapları 30 dile çevrilen Ahmet Ümit , “İnsanlar, bir Çinli, bir Meksikalı benim kitabımı neden okur diye. Sonra anladım ki aslında dilimiz, dinimiz, kültürümüz ne olursa olsun hepimiz insanız ve insanı anlattığımız sürece dünyanın neresinde olursa olsun farklı dillere çevrildiği zaman o kitaplar okunabiliyor” diyor. Kitaplarında temel olarak insanı ve insan ilişkilerini anlatan Ahmet Ümit, yeni kitabında da Permagon ve Berlin arasında geçen iki bin yıllık antik bir hikayeyi anlatıyor.BERGAMA’DAN BERLİN’E UZANAN BİR HİKAYEKayıp Tanrılar Ülkesi kitabında Antik bir şehrin bir ailenin hayatını nasıl etkilediği anlatılıyor. 1960’lı yıllarda Bergama’dan Almanya’ya işçi olarak göç eden Ölmez ailesinin cinayete kurban giden aile üyesi Cemal Ölmez’in evinde vahşice öldürülmesi ile başlıyor. Berlin’de doğmuş büyümüş Yıldız Karasu ise iki kültür arasında sıkışıp kalmış bir göçmen kızıdır. Aynı zamanda da vahşice öldürülmüş olan Cemal Ölmez cinayetini sorgulayan Başkomiserdir. Berlin Cinayet Masası’nın en başarılı isimlerinden biri olan Yıldız Karasu, ailesinin bütün karşı çıkmalarına rağmen polis olmuştur. Yıldız Karasu Yardımcısı Tobias Becker ile birlikte Cemal Ölmez cinayetinin izlerini sürerken bir anda ailenin diğer fertlerinin de belirli aralıklarla öldürülmesiyle çok çetrefilli bir seri cinayet vakasının içinde buluyor kendini.Polisiyeyi arkeoloji ve mitolojiyle harmanlayan Ahmet Ümit, bir polisiye romanını edebi bir üslupla anlatıyor. Zeus Altarı ve Pergamon Tapınağı’nın gölgesinde mitlere günümüzde yeniden hayat verirken, suçun çağlar ve kültürler boyu değişmeyen doğasını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. İki bin yıllık bir hikaye ile 1960’larda yaşanan bir cinayeti kusursuz bir şekilde birleştiren Ahmet Ümit, benlik saygısını da kitapta ele alıyor. Romanın arkeoloji ve mitolojiden oluşan ana ekseni ise Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde bulunan antik dünyanın sekizinci harikası Zeus Altardır. Kayıp Tanrılar Ülkesi romanını mitolojik bir roman yapan kahramanlardan biri de Zeus’dur.CİNAYETEN ZEUS ATLARINA GEÇİŞKayıp Tanrılar Ülkesi Bergama’daki köklerinden sökülüp Berlin’e gitmesini izin verilen Zeus Altarı ekseninde tarih bilinci üzerine de çeşitli eleştiriler yapılıyor. Ayrıca Tanrı savaşlarındaki erk kavgası da romanda işlenen konular arasında. Okurları etkileyen bir diğer öğe ise günümüzde oldukça popüler bir konu olan ırkçılıktır. Nazi düşüncesinin alt yapısını genel hatlarını ırkçılık düşüncesi üzerinde Ahmet Ümit okura aktarıyor.Birbirinden apayrı birçok faklı konuyu bir araya getiren Ahmet Ümit; Anaerkillikten ataerkilliğe geçiş, suçlunun davranış modelleri, insanlarla onların yarattığı pagan kültüründeki tanrıların benzerliği, Pergamon Müzesi’nin hikâyesi, görmeye değer bir Berlin panoraması, Bergama hüznü, baba oğul çatışması, kimlik, aidiyet, aile kavramı… Üstelik hiçbiri bir diğerinin sahnesini çalmıyor. Hepsi de yazının başında sözünü ettiğim kusursuz matematikle kurgulanıp büyük bir roman oluşturuyor.Kitap acımasız, sevgisiz, hoyrat bir dünyayı olanca gerçekliğiyle seriyor önümüze. Dahası bu dünyaya katilden maktüllere tüm kahramanların verdiği tepkileri analiz ediyor. Biz de aynı dünyadan muzdaribiz. Onunla başa çıkmanın, bu acımasız, sevgisiz, hoyrat dünyaya kafa tutmanın en etkin yollarından biri de edebiyat. Ahmet Ümit ise bu konuları anlatmada oldukça usta bir edebiyat dili kullanıyor. 

21 Haziran 2021, 17:45

Yeşilin Kızı Anne Kitabının Konusu Nedir?

Türkçeye ‘Yeşilin Kızı Anne’ olarak çevrilen kitabın İngilizce adı, Anne of Green Gables’dır. Aslında Lucy Maud Montgomery tarafından yazılan Yeşilin Kızı Anne, 1908 yılında basıldığı dönemde oldukça genç olmasına rağmen ülkenin en tanınmış roman yazarı, Anne ise en tanınmış kurgusal roman kahramanı haline gelmiştir.Yeşilin Kızı Anne ÖzetYeşilin Kızı Anne, her yaşta okunabilecek şekilde yazılmış bir roman olmasına karşın klasik çocuk edebiyatı romanı olarak kabul edilmiştir. Yayımlandığı tarihten itibaren milyonlarca adet satılan kitap, 20 dile çevrilmiştir. Montgomery’nin dünya çapında adı duyulan ve çok okunan kitabı Yeşilin Kızı Anne, pek çok ülkede  TV dizisi olarak çekilmiş, ülkemizde de 90’lı yıllarda televizyon kanallarında gösterilmiştir. Romanın birçok çizgi film uyarlamaları, animasyonları ve sinema filmi de yapılmıştır. Yeşilin Kızı Anne en çok satan kitap olmasının yanı sıra, aynı yazar tarafından seri olarak basılmaya devam etmiştir. Toplam 8 kitaptan oluşan seride, Anne’nin küçüklüğünden başlayarak genç kızlığına, sonrasında evlenip çocuklarını yetiştirmesine kadar tüm hayatını anlatmaktadır.Kimsesiz bir kız olan Anne Shirley, Kanada'nın Prens Edward Adası'ndaki Green Gables adlı çiftlikte yaşayan Marilla ve Matthew Cuthbert kardeşler tarafından evlat edinilir. Çevre sakinleri tarafından huzurlu ve sakin bir aile olarak bilinen Cuthbert’ler, kendilerine çiftlikte yardım edecek bir erkek çocuğu evlat edinmek istemişler fakat karşılarına Anne çıkmıştır. Anne’yi geri göndermek isteyen iki kardeş, Anne’nin gözyaşlarına dayanamayıp evlat edinmişlerdir. Kızıl saçlı, çilli, mavi gözlü, konuşkan bu şirin bir küçük kız çok zekidir ve hayal gücü çok gelişmiştir. Ancak Anne, hayallere daldığı anda her şeyi unutur.Komşu çiftlikte yaşayan Diana ile arkadaş olur. Okula gitmeye başlar, hayal gücü ile herkesin dikkatini çeker. Okuldaki bazı çocukların saç rengiyle alay etmeleri yüzünden Anne saçlarını siyaha boyamak ister fakat saçları yemyeşil olur. Büyüdükçe güzelleşen Anne, okulda başarılara imza atan bir genç kız olmuştur. Bu çiftlikte ailesinin yanında mutlu ve huzurlu bir çocukluk geçiren Anne’i birçok sorun beklemektedir. Matthew amca ölür, Matilda teyzenin ise görme yetileri zayıflamaya başlamıştır. Bu duruma çok üzülen Anne, onu yalnız bırakmaz.

21 Haziran 2021, 17:27

Simyacı’nın Yazarı Paulo Coelho Kimdir?

Dünyaca ünlü Brezilyalı roman ve söz yazarı Paulo Coelho kitapları ile ülkemizde adından söz ettiriyor. Simyacı, Casus, Elif ve Hac isimli kitapları ile ülkemizde tanınan Paulo Coelho, roman ve söz yazarlığının yanı sıra bir süre de gazetecilik yaptı. 1988 yılında yayınladığı ve gezi yazısı niteliğindeki Simyacı ile dünya çapında tanınan bir yazar oldu. İşte hayatı ve bilinmeyenleri...KİMDİR?24 Ağustos 1947 yılında Brezilya’da dünyaya gelen Paulo Coelho, Eğitimine San Ignacio'daki bir ilkokulda başladı. San Ignacio'daki okulunda iken ilk edebi ödülünü okulundaki bir şiir yarışmasında aldı. Romanlarıyla tanınmadan önce Brezilya’da şarkı sözü yazarı olarak tanınan Paulo Coelho, bu süreçte tiyatro yönetmenliği, oyunculuk, şarkı sözü yazarlığı ve gazetecilik yaptı. 1986’da yayımlanan 'Hac' adlı ilk romanını yayınladı. Coelho, Hac (Pilgrimage) adlı romanında Hristiyanların Batı Avrupa’dan başlayarak İspanya'da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel hac yolculuğunu anlatmıştır. Ardından 1988 yılında yayınladığı Simyacı kitabı Paulo Coelho, onun en başarılı ve dünya çapında üne erişmesine neden olan kitap oldu.GUİNNESS REKORLAR KİTABINA GİRDİ1988 yılında yayımlanan Simyacı adlı kitabı onun en başarılı kitabı oldu. 42 ülkede yayımlanan, 56 dile çevrilen Simyacı, benzersiz bir başarıya ulaştı ve bu kitap sayesinde Gabriel Garcia Marquez'den sonra en çok okunan Latin Amerikalı yazar oldu. Paulo Coelho Simyacıyı yayınlamasının ardından ‘Yaşayan bir yazara ait en çok tercüme edilen kitap’ olarak Guinness Rekorlar Kitabına girdi. 1988 yılında yayınlanan Simyacı, 20. yüzyılın en önemli yayıncılık olaylarından biri oldu, 56 dile çevrildi ve 65 milyon sattı.Paulo Coelho, 1980’li yıllardan itibaren başaralı bir şekilde devam eden edebi hayatının yanı sıra karısıyla birlikte kurdukları Paulo Coelho Enstitüsü'nde Brezilya’daki yoksul çocuk ve yaşlılara yardım etmesiyle de biliniyor. 2002 yılında Brazilian Academy of Letters'a üye kabul edildi ve ülkesi adına hizmet etti. Ayrıca 2000’li yılların başından itibaren Paulo Coelho, 1979 yılındaki İslami Devrim'den sonra İran'a fikir alışverişi için davet edilen ilk Müslüman olmayan yazar oldu. Paulo Coelho, aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulundadır.AKIL HASTANESİ SÜRECİÜç kere akıl hastanesine gönderilen Paulo Coelho, bir dönem ailesi tarafından akli dengesi bozuk sanıldı. Paulo Coelho akıl hastanesi dönemindeki tecrübelerinden yola çıkarak "Veronika Ölmek İstiyor" adlı romanını yazdı. Coelho aynı zamanda Unesco'nun "Kültürlerarası Diyaloglar" programında danışman olarak görev yapmaktadır.ESERLERİ- Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım (1995)- Hac (1997)- Simyacı (1998)- Beşinci Dağ (1998)- Veronika Ölmek İstiyor (2000)- Şeytan ve Genç Kadın (2001)- Işığın Savaşçısının El Kitabı (2003)- On Bir Dakika (2004)- Zahir (2005)- Portobello Cadısı- Elif- Kazanan Yalnızdır- Brida- Akra'da Bulunan Elyazması