“Baş gözü ile bakıp gördüğümüzün ardında göremediğimiz ama; bizi daim gören var. O’dur bize yâr.”
Diyerek ve O yâre sığınarak Biiznillah konuya başlıyorum...
Dindar olmaya çalışırken dinî hakikatlarımızı tahrip etmeyelim. Hz. Allah, bir döneme verdiği nimeti diğer başka bir dönemde yaşayan kullarından esirgemez. Hz. Allah adalet sahibidir ve haksızlık yapmaz.
“Evliya” için en yakın anlam; “yol gösterici” dir. Yol gösteren evliya aslında Hz. Allah’tır. Kulda bu sıfatı tecelli ederse velayet sahibi velî olur. “Veli” kelimesinin çoğulu ise “Evliya”dır. Evliya, Hz. Allah adına kullarına yol göstermekle görevli kimselerdir. Tıpkı Peygamber Efendilerimiz gibi.
Peygamberler, kendilerinden önceki peygamberin tebliğinde zaman içinde kullardan kaynaklanan anlam kaymasını yani sapmaları, içinde bulunduğu devrin idrakına göre düzeltir. Doğruyu ortaya koyar. Her kul nasibi olduğu oranda alır ya da almaz. Onu edinmek gayrete bağlıdır. Rabbim haksızlık yapmaz.
Hal böyle iken birileri ne biliyor da sonra geleni yok sayıyor? Risalet sona erdikten sonra güncelleme için görevlendirilen “Evliya” zümresi için “öyle bir makam ve zümre yok” diyorlar.
Sormak lazım; “Aradın mı? Niye yol kesicilik yapıyorsun? Gerçeğin farkında mısın? “Yok” diyerek Hz. Allah’ın iradesi ile var ettiğini nasıl yok ilan ediyorsun!
“Yok” diyenlere “Bak ayetler bu konuda ne diyor.” Demek lazım.
Birlikte bakalım, Kur’an ne diyor;
• “Allah, iman edenlerin velîsidir onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin evliyası azgın putlardır.” Bakara 257
• “Allah, müminlerin velîsidir” Âl-i İmran 68
• “Allah, size velî olarak yeter.” Nisa 45
• “Elbette Allah’ın evliyası için azap korkusu yoktur buyuruldu”. Yunus 62 buyuruluyor. (Rabbinizden indirilene uyun!) demek, (Kitap ve Sünnete)
• “Allah, onların velîsidir” En’am 127
Allah’ın, “yol gösterici” yani “evliya” görevi verdiği insanlar onun bu sıfatından yüklediği zatlardır demiştik yazımızın başında. Bakın bu konu ile ilgili olarak Kur’an bizlere ne diyor;
• “Allah, sâlihleri velî evliya, edinir” Araf 196
• “Allah, onların velîsidir (yol göstericisidir)” En’am 127
• Elbette Allah’ın evliyası için azap korkusu yoktur” (Yunus 62)
Peygamber ve evliya dışında bazı varlıklar da yol gösterici olabilirler;
• “Melekler, “Biz size evliyayız” dediler” Fussilet 31
Durum böyle iken;
“Vay efendim Evliya Allah’tır, kuldan Evliya olur mu?” diyerek hakikati saptırmaya ve bunu da “çok dindar” kisvesi ile yapanlara yazıklar olsun. Bunlar halkın bilgisizliği ile cehalet ve ihanette mesafe alıyorlar.
Kimi evliya edineceğimizi anlamak için gerekenleri de bilmekten sorumluyuz. Bu sorumluluğumuzu yerine getirmek ise hayati önem arz etmektedir. Kimlere uymamız gerektiği de net biçimde açıklanmaktadır ve ayet ile sabittir. Bakın ayetler bu konuda ne diyor;
• “İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri yol gösterici edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?
• “Allah'ı bırakıp da şeytanı velî edinen apaçık hüsrandadır.” Nisa 119
• “Uyun sizden bir ücret talep etmeden hakkın yoluna davet edenlere uyun.” Yasin 21
• “Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları evliya edinmeyin” Maide 51.
Özellikle verdiğimiz son ayet Maide 51’de iyi niyetliler ve akledenler için hakikatin gerçek açıklaması gayet nettir. Art niyetliler ise çeşitli sebeplerle anlamın kaydırılması suretiyle gerçeği saptırmaktadır. Naçizane ve zorunlu olarak bu konuya değineceğiz ve inşallah konuyu bu yönü ile de açıklamak sureti ile tamamlamış olacağız.
Evliya kelimesi Kur’an-ı Kerîm’in nüzulünden önce yoktu. “Evliya” kelimesi Ku'ran ile geldi ve gerek bilinçli gerek bilinçsiz olarak “Evliya” kelimesinin anlamı yanlış ifade edildi. Evliyanın gerçek anlamı dost değil yol göstericidir. Rehberdir.
“Dost” olarak ifade edildiğinde Kur’an’da birçok çelişki varmışçasına lanse edilmektedir. Oysa gerçek anlamı ile ifade edildiğinde adeta bütün taşlar yerine oturmaktadır.
Maide 51’de “Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin” demiyor. “Yahudi ve Hristiyanları evliya edinmeyin” diyor. Zira “Onların papazını, hahamını, rahibini vs. yol gösterici edinmeyin onlar siz kendi yoluna götürür” diyor.
Art niyetli birileri ise konuyu az evvel bahsettiğimiz şekilde, yani yanlış anlamı ile ifade etmek suretiyle, Hıristiyanlara ve Yahudilere “bakın Müslümanlar ikimizi dost ilan ettiler ve bizi kendilerine düşman olarak görüyorlar, bizleri dost olarak kabul etmiyorlar” şeklinde yorumlayarak nifak tohumlarını her yere serpiştiriyorlar… Sonuç mu? Şimdi Yahudi’nin ne derdi olsa Hıristiyanlar anında onlara destekçi. Bu durum ise konunun siyasi ve sosyolojik birçok olumsuz sonuçlar doğurmasına yol açıyor.
Ayrıca ayet ile sabit olduğu üzere biz Müslümanların, Yahudi veya Hıristiyan bir kadınla yani Ehl-i Kitap ile evlenme ruhsatımız var. Dost dahi edinmememiz gereken bir zümreyi hayat arkadaşı olarak kabul edebileceğimizi mi ifade ediyor Kur’an? Eğer onlardan bir kadın ile evlenirsek düşmanı koynumuza mı alıyoruz? Onlardan bir çocuğumuz olsa dedesi, dayısı, teyzesine çocuğumuz düşman mı olacak? Öyleyse Kur’an’da çelişki mi var! Hâşâ…
Akletmeyenler ve art niyetlilerin ortak çabasının mahsulü olan bu hatalı ifadelerin sonuçları ortada. Tabi ki bilinçli olarak gerçekleştirilen bu eylemin bir diğer amacı da ayetler arasında zıtlık var ederek Kur’an’ın mealini okuyanlar açısından şüphe yaratmak suretiyle imanda zaaf oluşturmaktır.
Ayrıca sosyolojik açıdan baktığımızda “merhabamız” dahi olmayan bir zümreyi kendi yolumuza nasıl davet edeceğiz? Bu durumda da art niyetli güruhun kötü emellerini destekler nitelikte, insanları ikna edebilme ihtimalimizin de önünü kapatarak kendilerince tedbir almış oluyorlar.
Peygamber Efendimiz’in (SAV) gıyabi cenaze namazını kıldığı Habeş kralı ve ehli kitaptan hemşehrisi var.
Rabbim bir tek Hz. İbrahim Efendimiz için dost demiş onu da Halil kelimesi ile ifade etmiştir.
• Nisa Suresi 125.Ayet “Allâhu ibrâhîme halîlâ(n).”
Birileri de “evliyanın anlamı dosttur” diyerek kendini Allah dostu ilan edip adeta “Var mı bana yan bakan!” edasıyla arzı endam etmektedir.
Gerçek evliya, gerçek mürşit, Hz. Allah’ın Resulünün varisidir ve hakiki yol gösterici yani evliya Hz. Allah'tır. Bu peygamber varisleri HU Allah’ın emrettiği şekilde zamana göre güncelleyerek Hz. Allah’ın ve resulünün emrettikleri ile kullarına kamilleştirici öğreti yaparlar.
Onlar Allah ile kulları arasına girmez. Kulların arasında durarak bunu yaparlar. Tıpkı güzel Peygamberimizin yaptığı gibi. O öncekilerin anlattıklarını güncelledi ve kulların içinde saltanatlı değil alçak gönüllü bir insan olarak bulundu. O’na selat ve selam olsun varislerine de …
•Sonuç
Evliya=Evliya
Yani güncelleyerek yol gösterendir. Ayrıca Rabbimizin İrşat etmek, ders vermek ve rüya tabir etmek yetkisi verdiği veliye Mürşid yani irşad edici denir.
Kul samimi gayreti ile irfanı artar ve böylece samimiyeti ölçüsünde arif hatta veli olabilir. Mürşid de velidir ama bu konumu ve irfanı doğuştan gelen bir takdiri ilahidir.
“İRFAN”, Allah ve O'nun sıfatları, fiilleri, isimleri ve tecellileri hakkında mânevî tecrübeyle veya doğrudan elde edilen bilgi anlamını ifade eden bir tasavvufi terimdir.
“ARİF” ise “İRFAN” sahibi kişidir.
“TARİKAT”, İrşad ile görevli evliyanın bu konuda yürüdüğü yoldur.
“DERVİŞ”, onun yoldaşı ve öğrencisidir.
KlDERGAH ise; Pîr velinin adı ile anılan tasavvuf okuludur.
- Evliya mı? Dost mu? Aramıza Nifak Sokanlara Cevap… 24.02.2026
- Laiklik ve Gerçek Anlamı Üzerine 23.02.2026
- Tümünü Gör