TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu: Köprü ve otoyollar özelleştirilemez

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, çalışma hayatındaki sorunları değerlendirerek vergi ve gelir dağılımında adalet, çalışanların alım gücünün korunması, kamuda taşeron çalışmaya son verilmesi ve emeklilerin koşullarının iyileştirilmesini talep etti.


TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu: Köprü ve otoyollar özelleştirilemez
Reklam

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, çalışma hayatındaki gelişmeler ile çalışanların ve emeklilerin yaşadığı sorunları değerlendirmek üzere toplandı. Toplantının ardından yayımlanan bildiride; vergi ve gelir dağılımında adaletin sağlanması, çalışanların alım gücünün korunması, sendikal hakların güçlendirilmesi, taşeron çalışmaya son verilmesi ve emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi yönünde talepler sıralandı.

Kurulun gündeminde ayrıca kamuya ait köprü ve otoyolların özelleştirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçen işçilerin sorunları, çıraklık ve staj sürelerinin emeklilik hesabında değerlendirilmesi, banka promosyonları, okul güvenliği ile fon ve sermaye piyasalarında yaşanan mağduriyetler de yer aldı.

Vergi ve gelir dağılımında adalet talebi

Bildiride, Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek belirginleştiği, ücretli çalışanlar, dar gelirli kesimler ve emeklilerin satın alma gücünün gerilediği belirtildi. Çalışanların önemli bir bölümünün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı ve asgari ücretin yaygın ücret haline geldiği ifade edildi.

Vergi sistemindeki mevcut yapının da ücretlilerin üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekilen bildiride, çalışanların yılın başında elde ettikleri net ücretin vergi dilimleri nedeniyle yılın ilerleyen dönemlerinde azaldığı belirtildi.

Bildiride, 2026 yılında aylık brüt 82 bin 575 lira, yani brüt asgari ücretin 2,5 katı ücret geliri elde eden bir çalışanın kümülatif vergi matrahı üzerinden yapılan hesaplamada yılın ilk iki ayında yüzde 15, mart ayında yüzde 20 ve haziran ayında yüzde 27'lik vergi dilimine ulaştığı örneği verildi.

TÜRK-İŞ, ekonomik ve sosyal politikaların adil gelir dağılımı ve insanca yaşam esas alınarak oluşturulmasını isterken, ücretlilerin alım gücünün korunması ve vergi dilimlerinin çalışanları mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Köprü ve otoyolların özelleştirilmesine tepki

Bildiride, kamuya ait otoyol ve köprülerin özelleştirme kapsam ve programına alınmasının yalnızca çalışanların iş ve gelir güvencesi açısından değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi.

Karayollarının ulaşım sistemi, ekonomik hayat, kamu güvenliği ve afetlere müdahale kapasitesi açısından stratejik öneme sahip olduğu vurgulanarak, Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğundaki otoyol, köprü, bağlantı yolları ile bakım ve işletme tesislerinin kamu hizmetinin sürekliliği anlayışıyla değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Bakım, onarım ve işletmede kârın kamu hizmetinin önüne geçmemesi gerektiği belirtilen bildiride, yol güvenliği ve hizmet kalitesinin tasarruf yapılacak alanlar olmadığı kaydedildi.

Kamuya ait otoyol ve köprülerin değerinin yalnızca özelleştirme kapsamında elde edilecek gelir üzerinden ölçülemeyeceği belirtilerek, bu yapıların gelecekte sağlayacağı gelir, toplumsal değer ve Türkiye'nin uzun vadeli ulaşım ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, "otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine karşı olduğumuzu" belirterek, konunun yalnızca YOL-İŞ ve karayolu çalışanlarının değil, kamu hizmetinin, vatandaşların ulaşım hakkının ve Türkiye'nin geleceğinin meselesi olduğunu ifade etti.

Ücretlerin enflasyon karşısındaki kaybının önlenmesi istendi

Yüksek enflasyon nedeniyle ücret artışlarının kısa sürede etkisini kaybettiği ve çalışanların gerçek satın alma gücünün gerilediği belirtildi.

Ücret politikalarında yalnızca nominal artışların değil, çalışanların gerçek satın alma gücü ile yaşam maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiği ifade edilerek, ücretlilerin alım gücünü koruyacak ve insan onuruna uygun yaşam standardı sağlayacak ekonomik ve sosyal politikaların uygulanması talep edildi.

Sendikal hak ve özgürlükler için düzenleme çağrısı

Bildiride, sendikal örgütlenmenin önündeki yasal ve uygulamadan kaynaklanan sorunların devam ettiği belirtildi.

İşçilerin sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılmalarının önüne geçilmesi, baskı, tehdit ve sendikasızlaştırma uygulamalarına karşı etkili tedbirler alınması istendi.

Toplu iş sözleşmesi, yetki ve işkolu uyuşmazlıklarında yaşanan uzun yargı süreçleri ile grev hakkına ilişkin sınırlamaların giderilmesi gerektiği ifade edilirken, çalışma mevzuatının ILO normlarıyla uyumlu hale getirilmesi çağrısında bulunuldu.

İş sağlığı ve güvenliğinden taviz verilmemesi istendi

İş kazaları ve meslek hastalıklarının çalışma hayatının önemli sorunları arasında yer aldığı belirtilen bildiride, hiçbir ekonomik gerekçenin işçinin yaşam ve sağlık hakkından daha önemli olmadığı vurgulandı.

İşverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesinin sağlanması, denetimlerin güçlendirilmesi ve gerekli önlemlerin maliyet gerekçesiyle ertelenmesinin önüne geçilmesi istendi.

696 sayılı KHK ile kadroya geçen işçilerin sorunları

696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçirilen işçilerin ücret, ikramiye, sosyal haklar, çalışma koşulları, tayin, pozisyon değişikliği, meslek kodları ve diğer özlük haklarına ilişkin sorunlarının tamamen çözülemediği belirtildi.

Aynı kamu hizmetini yerine getiren işçiler arasındaki farklı uygulamaların sona erdirilmesi gerektiği ifade edilerek, söz konusu işçilerin diğer kamu işçileriyle eşit haklardan yararlanması talep edildi.

Emekli olan işçilerin yerine yeni işçi alımlarının yapılması gerektiği de bildiride yer aldı.

Kamuda taşeron çalışmaya son verilmesi istendi

Taşeron çalışmanın güvencesizlik, eşitsizlik ve hak kayıplarına yol açmaya devam ettiği ifade edildi.

696 sayılı KHK ile önemli sayıda taşeron işçinin kadroya geçirilmesinin önemli bir adım olduğu belirtilirken, başta Kamu İktisadi Teşebbüsleri olmak üzere kapsam dışında kalan işçilerin sorunlarının sürdüğü kaydedildi.

Kamuda taşeron istihdamına son verilmesi, kapsam dışında kalan işçilerin ayrım yapılmaksızın kadroya alınması ve eşit işe eşit ücret ilkesinin hayata geçirilmesi istendi.

Çıraklık ve staj süreleri için emeklilik düzenlemesi talebi

Çıraklık ve staj dönemlerinde yalnızca belirli sigorta primlerinin yatırılmasının, bu sürelerin emeklilik açısından başlangıç tarihi olarak değerlendirilmemesine yol açtığı belirtildi.

Çalışma hayatına genç yaşta başlayanların sosyal güvenlik haklarının korunması gerektiği ifade edilerek, çıraklık ve staj sürelerinin emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini sağlayacak yasal düzenleme yapılması istendi.

Banka promosyonlarının çalışanlara ödenmesi istendi

Çalışanların ücretlerinin banka aracılığıyla ödenmesi karşılığında elde edilen banka promosyonlarının çalışanlara verilmesi gerektiği belirtildi.

Özellikle özel sektör işyerleri ile kamuya bağlı alt işveren uygulamalarında promosyonların çalışanlara ödenmemesinin önüne geçilmesi ve elde edilen tutarın tamamının çalışanlara verilmesini güvence altına alacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi talep edildi.

Emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi istendi

Uzun yıllar çalışma hayatında yer alan emeklilerin gelirlerinin insan onuruna uygun bir yaşam sürdürebilecek seviyeye çıkarılması gerektiği belirtildi.

Emekli aylıklarının satın alma gücünün korunması, ekonomik ve sosyal yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve geçmiş dönemlerde ortaya çıkan hak kayıplarının giderilmesi gerektiği ifade edildi.

En düşük emekli aylığının prim ödeme gün sayısı esas alınarak belirlenmesi ve asgari ücretin altında olmaması talep edildi.

Öğrencilerin güvenliği gündeme getirildi

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bir okulun yakınında meydana gelen silahlı saldırıda öğrencilerin yaralanmasına da bildiride yer verildi.

Öğrencilerin bulunduğu okul ve çevrelerinin güvenliğinin devletin ve ilgili kurumların öncelikli sorumluluğu olduğu belirtilerek, benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması istendi.

Okullarda ve okul çevrelerinde güvenlik tedbirlerinin vakit geçirilmeden artırılması ve sorumlular hakkında hukuk çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılması talep edildi.

Fon ve sermaye piyasalarındaki mağduriyetler

Bildiride, son dönemde fon ve sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler nedeniyle birikimlerini değerlendiren çok sayıda yatırımcının mağduriyet yaşadığına ilişkin endişelere de dikkat çekildi.

Özellikle çalışanların uzun yıllar boyunca alın terleriyle oluşturduğu tasarruf ve birikimlerin korunmasının önemine vurgu yapıldı.

Sermaye piyasalarında güvenin sağlanması, yatırımcıların haklarının korunması, şeffaflık ve denetimin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Yaşanan gelişmelerden zarar gören yatırımcıların mağduriyetlerinin giderilmesi, varsa hak kayıplarının tespit edilerek karşılanması ve sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlar hakkında hukuk çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılması gerektiği belirtildi.

TÜRK-İŞ, çalışanların ve küçük yatırımcıların birikimlerinin korunması, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması ve yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Safiye İşgören
Editör: Safiye İşgören

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!