Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin terör meselesini çözme konusunda önemli bir fırsat yakaladığını belirterek, bu sürecin provokasyon ve dezenformasyon girişimleriyle sabote edilmemesi gerektiğini söyledi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen “11. Anadolu Medya Ödülleri” programına katıldı. Burada konuşma yapan Yılmaz, bölgenin uzun süredir savaşlar, çatışmalar ve krizlerle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Kuralsızlığın giderek yaygınlaştığı bu ortamın kadınların, çocukların, sivillerin ve gazetecilerin hayatına mal olduğunu belirten Yılmaz, Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana 270’in üzerinde gazetecinin İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini hatırlattı.
İsrail’in üzerinde “PRESS” ibaresi bulunan yelekler taşıyan gazetecileri de hedef aldığını savunan Yılmaz, basın mensuplarının görevlerini yapmasını engellemek amacıyla çeşitli hukuksuz uygulamalara başvurulduğunu söyledi.
“Zalimleri en fazla korkutan hakikattir”
Uluslararası medya kuruluşlarının Gazze’de gazetecilere yönelik saldırılar karşısındaki tutumunu eleştiren Yılmaz, basın özgürlüğü ve tarafsız habercilik konusunda yüksek sesle konuşan bazı kuruluşların yaşananlara sessiz kaldığını ifade etti.
Yılmaz, şöyle konuştu:
“Basın özgürlüğü, tarafsız habercilik, haber alma hürriyeti, medya ve savaş hukuku söz konusu olduğunda yüksek perdeden konuşan pek çok yabancı basın kuruluşu, İsrail'in gazetecilere yönelik saldırılarını sadece seyretmekle yetindiler. Katliamları haberleştirirken bile failleri perdeleyen bir dil kullandılar. Gezi olaylarında ülkemizde haftalarca kamp kuran bu kuruluşlarının gözünde 73 bin masum ve 270 gazeteci sadece birer istatistiğe dönüştü.
Zalimlerin korkulu rüyası hakikatin aydınlığıdır. Zalimleri en fazla korkutan hakikattir, bunun aydınlığıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın mazlumlardan yana hakikatleri gür bir şekilde ifade eden liderliğinde, bu zor zamanlarda insani değerleri yaşatan, destekleyen basın mensuplarını yürekten tekrar kutluyorum. Hükümet olarak, Türkiye Cumhuriyeti olarak, işini hakka, hukuka, hakikate dayalı olarak yapan bu basın mensuplarının yanında olmaya devam edeceğimizi, her zaman kalbimizin, gönlümüzün onlarla birlikte attığını ifade etmek istiyorum.”
Yerel medyanın rolüne vurgu
Basının toplumun ve hayatın aynası olduğunu belirten Yılmaz, halkın sesini ve ülkenin ortak hafızasını taşıyan basın kuruluşlarının önemli bir görev üstlendiğini söyledi.
Yerel medyanın, basın ve yayın ekosisteminin önemli unsurlarından biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Türkiye Basın Federasyonunun da çok sayıda yerel ve bölgesel radyo, televizyon, gazete ve dergiyi bünyesinde barındırdığını ifade etti.
Federasyonun 16 yıllık birikimiyle Anadolu medyasının dayanışma gücünü artırdığını belirten Yılmaz, yerel basının sesini daha geniş kitlelere ulaştırmasının önemine işaret etti.
“Milletçe çok uyanık olmamız gerekiyor”
“Terörsüz Türkiye” hedefinin milletin geleceğini ve kardeşliğini doğrudan ilgilendiren önemli bir süreç olduğunu vurgulayan Yılmaz, TBMM’de kabul edilen yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz, şunları söyledi:
“Dün milli irademizin tecelligahı olan Gazi Meclisimizde 467 kabul oyuyla tarihi bir yasa geçmiş oldu. Bu çok önemli bir gelişme. 467, hatırladığım kadarıyla hiç olmadı. Varsa da ben bilmiyorum doğrusu. Çok tarihi bir oy oranı. Bu yüksek destek, Terörsüz Türkiye konusunda milli iradenin tavrını, toplumun desteğini ve ulaşılan siyasi mutabakatı göstermesi bakımından son derece anlamlı, değerli bir oy oranı. Bu açıdan gerçekten önemli bir gün yaşadık dün.
Türkiye, 10 binlerce canına ve en az 2,3 trilyon doları aşan ekonomik kaynağına mal olan terör meselesini çözme yolunda çok önemli bir fırsat yakalamıştır. Bu fırsatın heba edilmesine veya sabote edilmesine asla izin vermemeliyiz. Bu süreçte çeşitli provokasyonlar, dezenformasyon çabaları olabilir. Hassas bir sürece girmiş durumdayız. Özellikle silahların bırakılmasını kapsayan bu hassas dönemde basına da medyaya da çok önemli bir görev düştüğünün altını çizmek isterim. Depremlerde, çeşitli krizlerde de yaşıyoruz. Sosyal medyanın da etkisiyle hiçbir hakikate dayanmayan dezenformasyon çabalarıyla ülkemizi rayından çıkarmaya çalışan çevreler olabilir. Bu beladan Türkiye'nin kurtulmasını istemeyen, bu prangalardan ülkemizin kurtulmasını istemeyen çeşitli güç odakları olabilir ve bunların çabaları olabilir. Buna karşı milletçe, bütün kesimler olarak çok uyanık olmamız gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Meydanı terör üzerinden siyasi hesap yapan ve ülkemizin huzurunu kendi çıkarlarına feda eden çevrelere bırakmamalıyız.”
Yılmaz, sürecin başarıya ulaşması için siyasetin, medyanın ve toplumun ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin önem taşıdığını söyledi.
Medya mensupları başta olmak üzere kamuoyuna yönelik açıklamalarda bulunan herkesin kullandığı dile ve oluşturduğu etkiye dikkat etmesi gerektiğini belirten Yılmaz, tarihin Türkiye’nin terörden kurtulmasına katkı sağlayanları da süreci engellemeye çalışanları da kaydedeceğini ifade etti.
“Bu süreç bir Türkiye modeli”
Yılmaz, “Terörsüz Türkiye” sürecinin tamamen bir “Türkiye modeli” olarak başladığını ve bu şekilde devam ettiğini belirtti.
Sürecin üçüncü bir gözün bulunmadığı, milli irade ve Türkiye’nin kendi kapasitesiyle temel sorunlarını çözme gücünü ortaya koyduğu bir süreç olduğunu dile getiren Yılmaz, Türkiye’nin bu alanda elde edeceği başarının diğer sorunların çözümünde de ülkeye güç kazandıracağını söyledi.
“Ortak paydamız Türkiye Cumhuriyeti”
Eleştirinin olmadığı yerde gelişmenin de mümkün olmadığını belirten Yılmaz, hakkaniyetli eleştirinin ilerleme ve sorun çözmenin önemli unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
Yılmaz, farklı görüşlerin ve değerlendirmelerin bulunabileceğini ancak ortak paydanın Türkiye Cumhuriyeti, milletin huzuru ve ülkenin güçlü geleceği olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Doğru bir usulle, doğru bir üslupla ifade edilemeyecek hiçbir fikir yoktur. Elbette bazı konularda farklı düşünebiliriz, farklı fikirlerimiz olabilir. Meselelere farklı açılardan bakabilir, geçmişe ve geleceğe ilişkin ayrı değerlendirmeler yapabiliriz. Ama unutmamalıyız ki ortak paydamız Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin huzuru, ülkemizin güçlü ve müreffeh geleceğidir. İsimlerimiz farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçmişteki vesayetçi medya düzeninin geride bırakıldığını savunan Yılmaz, Türkiye’nin normal demokrasiye geçişinin medya açısından da daha özgürlükçü bir ortam oluşturduğunu söyledi.
Anadolu medyasının karşılaştığı sorunların farkında olduklarını belirten Yılmaz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yerel medyanın sorunlarının çözülmesi ve daha iyi çalışma koşullarına kavuşması için destek vermeye devam edeceklerini ifade etti.
Yılmaz, 11. Anadolu Medya Ödülleri’nin hayırlı olmasını dileyerek ödül alan kurum, kişi ve medya mensuplarını tebrik etti.
Program, ödüllerin sahiplerine takdim edilmesinin ardından sona erdi.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!