Etiket: Osmanlı Devleti

"Osmanlı Devleti" etiketine ait 137 haber bulundu.

21 Haziran 2021, 12:19

Barbaros Hayrettin Paşa Kimdir?

Denizcilerin Piri olarak adlandırılan Barbaros Hayrettin Paşa, Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki gücü ve temsilcisi olmasının yanı sıra tarihin en büyük denizcilerinden birisidir. Barbaros Hayrettin Paşa, 16. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Akdeniz ve Adriyatik Deniz’inde hakim olan sayılı denizcilerden biridir. Dünya deniz teknolojisine getirdiği yenilikler ve denizlerde kazandığı zaferlerle 500 yıldır adından söz ettiriyor. Barbaros Hayrettin Paşa’nın hayatı denizlerde geçtiğinden dolayı Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini iyi bilirdi.Akdeniz’i bir Türk gölü haline getiren Barbaros Hayrettin Paşa, Osmanlı Devleti’nin de Kaptan-ı Deryasıdır. Asıl adı Hızır olduğu halde Barbaros ve Hayreddin lakaplarıyla tanınan Barbaros Hayrettin Paşa’ya batılılar havuç rengine çalan kırmızı sakalından dolayı ağabeyi Oruç’a verdikleri Barbarossa adını daha sonra Hızır için de kullandıklarından Barbaros diye tanınmıştır. Barbaros Hayrettin Paşa ‘dinin hayırlısı’ anlamına gelen Hayreddin lakabını ise kendisine Yavuz Sultan Selim vermiştir.BARBAROS KARDEŞLER KİMDİR?Asıl adı Hızır Reis olan Barbaros Hayrettin Paşa’nın babası Yakup Ağa, Vardar Yenicesi'nin ardından fethedilen Midilli'ye yerleşmesinden sonra 1478'de dünyaya geldi. Dört kardeşin en küçüğü olan Hızır Reis, küçük yaştan itibaren denizcilik ve ticaretle uğraşmıştır. Barbaros Hayrettin Paşa, gençliğinden itibaren yaptırdığı gemiyle Midilli Selanik ve Eğriboz arasında ticaret yaptı. Ağabeyi Oruç Reis’in Rodos şövalyelerine esir düşmesinin ardından Oruç ve Hızır kardeşler Şehzade Korkut'un himayesine girdi. Bu tarihten sonra İspanyolların Batı Akdeniz’de hakimiyet kurmasını önlemek için Hızır Reis ve Oruç Reis Akdeniz’de deniz gazisi olarak hakimiyet mücadelesine girdi.1516’da Akdeniz’de ele geçirdikleri yüklü bir gemiyi Osmanlı Devleti padişahı Yavuz Sultan Selim'e hediye olarak gönderirler. Böylelikle Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis Osmanlı desteğini de alarak 1516-1517 yıllarında İspanyol ve Cenevizlilerle yaptıkları savaş sonucunda Cezayir’i kendi denetimleri altına alarak Kuzey Afrika’da toprak edinirler.HAYRETTİN LAKABINI KİM VE NASIL VERDİ?Şerşel ve Cezayir Sultanı ilan edilen Oruç Reis, 1518’de İspanyollara sığınan Tlemsen Beyi'nin  karşı saldırı yapması ile şehit oldu. Ayrıca bu saldırı sırasında Barbaros Hayrettin Paşa'nın diğer kardeşi İshak Reis de şehit olmuştur. Üç kardeş olarak çıktıkları Akdeniz seferlerinde tek başına kalan Hızır Reis, Osmanlı Devleti’nin daha fazla desteğini alabilmek için stratejik bir kararla Yavuz Sultan Selim'e bir heyet göndererek topraklarının Osmanlı hakimiyetine kabulünü istedi. Böylelikle Kuzey Afrika topraklarındaki Mısır’ın ardından Cezayir’de Osmanlı toprağı oldu. Yavuz Sultan Selim adına para bastırarak, hutbe okutarak bağlılığını bildiren Hayrettin Reis, Cezayir Beyi olarak atandı.Barbaros Hayrettin Paşa’ya Anadolu’da gönüllü asker toplama imtiyazı tanıtan Osmanlı Devleti ayrıca yeniçerilerle topçulardan oluşan 2000 kişilik bir yardımcı birlik gönderilmesi kararlaştırıldı. 1519’da Yavuz Sultan Selim Hızır Reis’e dinin hayırlısı anlamına gelen, Hayrettin lakabını kendisine vermesiyle Hayrettin Paşa olarak da anılmaya başlandı. Sicilyalıların seksen gemiden oluşan bir filo ile yaptığı çıkarmayı püskürten Hızır Reis bu tarihten itibaren, Avrupalılar Hızır’a Oruç Reis’e verdikleri gibi Barbarossa lakabını verdiler.Çeşitli baskı ve zulümlere uğrayan, Endülüslü Müslümanları Barbaros Türk gemileriyle Afrika sahillerine taşıyan Hayrettin Paşa, 70 bin Endülüs Müslümanı bölgeye yerleştirdi. Ayrıca bu seferler sırasında ele geçirilen ganimetlerle Cezayir zenginleşti. Yavuz Sultan Selim'in ardından Kanuni Sultan Süleyman döneminde de büyük başarılara imza atan Barbaros Hayrettin Paşa bölgedeki Ceneviz, Fransız ve İspanyollara karşı Osmanlı Devleti adına önemli zaferler kazandı.Kanuni Sultan Süleyman, Kemankeş Ahmed Paşa’nın yerine 1534te Barbaros Hayrettin Paşa'yı  Kaptan-ı Derya ilan etti. Ardından Mora kıyılarındaki Hristiyan denizcilerin üzerine de Hayrettin Paşa’yı gönderdi. 1534'te Gelibolu sancak beyliği payesiyle Kaptan-ı Derya ve beylerbeylik derecesine yükseltilmiş oldu.PREVEZE DENİZ ZAFERİ NASIL KAZANILDI?Barbaros Hayrettin Paşa Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’de üstünlük kurabilmesi için güçlü ve düzenli bir donanma olası noktasında çalışmalar yaptı. Avrupalılar ise Akdeniz’deki bu Türk gücünü kırabilmek amacıyla Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekiz gemilerinden oluşan ve başında Andera Doria'nın bulunduğu bir Haçlı Donanması kuruldu.Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekiz Andera Doria komutasında bulunan 208 veya 246 gemilik donanması ve yaklaşık 60 bin askerine karşı Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı Devleti’nin 122 gemi ve 20 bin asker vardı. Tarihin en kalabalık deniz muharebesinin gerçekleştiği Preveze Deniz Muharebesi’nde taraflar Arta Körfezi’nde 25 Eylül 1538’de karşı karşıya geldi. Ayırca Preveze Deniz Muharebesi’nde görev alan Turgut Reis de bu savaşla birlikte ön plana çıkmaya başlamıştır.Andera Doria komutasındaki Haçlı donanması büyük bir bozguna uğratılarak 128 gemisi kaybetti 2175 kişiyi ise esri aldı. Buna karşılık Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması ise 29 gemi ve 400 levendini şehit verdi.  Preveze Savaşı sonrasında, Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki egemenliği pekişti. Şarlken, Preveze'nin intikamını almak için 1541'de Cezayir'e saldırdı ancak başarılı olamadı.HAYRETTİN PAŞA FETİHLERİHaçlı Donanmasının başında yer alan ve Hristiyanlar arasında oldukça büyük bir üne sahip olan Andera Doria, bir daha Barbaros Hayrettin Paşa’nın karşısına çıkmaya cesaret edememiştir. Uzun süre Akdeniz’deki tek hakim güç olarak kalan Osmanlı Devleti, 16. yüzyıla kadar kara unsurları oldukça güçlü iken bu tarihten itibaren deniz gücü de en az kara kuvvetleri kadar güçlü ve yenilmez bir konuma gelmiştir.Fransa Kralı 1. François'in Şarlken'e karşı yardım istemesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin Paşa'yı Fransa'nın Akdeniz kıyılarına gönderdi. 1543 yılında Osmanlı ve Fransız donanması birleşerek Nice’yi zapt etti. Ayrıca buradan dönüş yolunda Cenovalılara esir düşmüş olan Turgut Reis’i de kurtarmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı denizciliği Barbaros Hayrettin Paşa ile birlikte bir kara imparatorluğundan deniz imparatorluğuna ulamış ve açık denizlerde de etkinlik göstermeye başlamıştır.1543 yılında yapılan bu Nice seferi Barbaros Hayrettin Paşa’nın son seferi olmuştur. Bu tarihten itibaren donanma ve yeni denizcilerin yetiştirilmesi için çalışan Barbaros Hayrettin Paşa , 16. yüzyılda Barbaros Hayrettin Paşa devletin deniz politikasını belirlemesinin yanı sıra Tersane-i Amire'nin, dönemin en başarılı gemi üretim ve teknoloji merkezi olmasını sağladı. Onun mektebinde yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu deniz gücü varlığını bir süre daha devam ettirdi.BARBAROS HAYRETTİN PAŞA'YI NASIL ÖLDÜ?İnternet üzerinde her ne kadar birçok insan "Barbaros Hayrettin Paşa'yı kim öldürdü?" diye aratıyorsa da işin asıl bu değildir. Nice Kuşatması sonrası yaşlılığının verdiği yorgunlukla birlikte seferlerden ziyade İstanbul'daki tersane işlerine ağırlık veren Paşa, 5 Temmuz 1546 yılında kısa bir hastalık sonucu hayatını kaybetti. Ölümü için, "Denizin Reisi Öldü." demişlerdir. Yani Barbaros Hayrettin Paşa idam edildi sözleri yanlıştır.TÜRBESİ NEREDEDİR?68 yıllık yaşamına birçok fetih ve kuşatmayı sığdıran Hayrettin Paşa, İstanbul'da hayata gözlerini yumar ve İstanbul'a defnedilir. Türbesi Beşiktaş iskelesinde bulunmaktadır. Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi'ni Mimar Sinan yapmıştır.BARBAROS HAYRETTİN PAŞA’NIN KİŞİSEL ÖZELLİKLERİ NEDİR?Dönemin kaynaklarına göre Barbaros Hayrettin Paşa’nın ömrü denizlerde geçtiğinden dolayı Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini iyi bilirdi. Hayrettin Paşa, iri yapılı, kumral tenli, saçı, sakalı, kaşları ve kirpikleri çok gürdü. Ömrü denizlerde geçmiş olmasına rağmen İstanbul'da bir cami, bir medrese bir de sıbyan mektebi inşa ettirdi.68 YILLIK HAYATINDA BARBAROS HAYRETTİN PAŞA'NIN KATILDIĞI SAVAŞLARAdını Türk ve Dünya denizcilik tarihine yazdıran Barbaros Hayrettin Paşa'nın denizlerdeki bazı önemli zaferleri sırasıyla şöyle:- 1519 İspanya donanmasını bozguna uğrattı.- 1520-1525 yılları arasında Akdeniz'in Avrupa kıyılarını vurarak, büyük ganimetler elde etti.- 1530'da Cezayir'i yeniden ele geçirdi.- 1534'te Akdeniz'e açıldı ve İtalya kıyılarına seferler düzenledi.- 1534'te Tunus'u ele geçirdi.- 1536'da daha güçlü bir donanma ile İtalya kıyılarına saldırdı.- 1536-37'de Ege Denizi'ndeki bütün Venedik adalarını fethetti.- 1538'de Preveze Deniz Savaşı'nda Haçlı Donanması'nı yendi.- 1543'te Fransız Donanması ile birleşerek, Kutsal Roma Germen ittifakını yenerek Nice'i aldı.Piri Reis hakkında bilgi almak için bu içeriğe göz atabilirsiniz.

4 Haziran 2021, 12:47

Sultan Abdülaziz Kimdir?

32. Osmanlı padişahı ve 111. İslam halifesi olan Sultan Abdülaziz, tahta çıktığında 31 yaşındadır. 4 Haziran 1876 tarihinde (46 yaşında) öldürüldüğü yönünde iddiaları bulunmaktadır. Toplum içerisinde merak edilen konulardan birisi olan Sultan Abdülaziz hakkında detayları haberimiz içerisinde bulabilirsiniz.SULTAN ABDÜLAZİZ HAYATISultan Abdülaziz 8 Şubat 1830 tarihinde doğmuş 4 Haziran 1876'da vefat etmiştir. 32. Osmanlı padişahı ve 111. İslam halifesi olan Sultan Abdülaziz, II. Mahmud ve Pertevniyal Sultan'ın oğlu, Sultan Abdülmecid'in de kardeşidir. Sultan Abdülaziz 25 Haziran 1861 tarihinde kardeşinin ölümü neticesinde, 31 yaşında iken Osmanlı Devleti'nin tahtına geçmiştir. Sultan Abdülaziz tahttan indirilip öldürülen son padişah olarak kabul edilir.SULTAN ABDÜLAZİZ OSMANLI DONANMASI İÇİN NELER YAPTI?Güreş, cirit, av ve bilek güreşi sporlarına büyük bir merakı bulunan padişahın tahtta kalmış olduğu süre içerisinde en çok üzerinde çalışmış olduğu konu Osmanlı Donanması'nın modernizasyonu idi. Bu sebeple mevcut dönemler içerisinde Avrupa devletlerinden alınan kredilerin büyük bir çoğunluğu bu konuda kullanıldı. Sayısı gün be gün artan Osmanlı Ordusu'nun askerlerine yetecek miktarda dönemin son model top ve tüfeklerinin de temininin sağlanması hususunda Abdülaziz döneminde gerçekleşmiştir.Hükümdarlığı içerisinde sık sık ülke içi ve ülke dışı temasları olmuş ayrıca geziler düzenlemiştir. I. Selim'in ardından Mısır'ı ziyaret eden ilk ve tek Osmanlı padişahıdır.SULTAN ABDÜLAZİZ DÖNEMİ'NDE OSMANLI-AVRUPA İLİŞKİSİ NASILDI?Eyaletlerin yanı sıra Batı Avrupa bölgesine ziyaretler gerçekleştiren ilk ve tek padişahtır. 1867 tarihinde Paris'te açılmış olan büyük bir sanat sergisine III. Napolyon'un daveti üzerine katılım gösterdi. Serginin ardından imparator ile temaslarda bulunmuş ve bununla birlikte de İngiltere, Belçika, Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ziyaretlerinden sonra da geri dönüş yapmıştır.Richard Wagner'in Bayreuth operasına maddi destek göstermiş ve davet de edilmiştir. Ziyaretleri esnasında İngiltere kraliçesi Victoria, Belçika kralı II. Leopold, Prusya kralı I. Wilhelm, Avusturya-Macaristan imparatoru François-Josef ve Romanya Prensi I. Karol ile görüşmeler gerçekleştirmiştir.ABDÜLAZİZ DÖNEMİ'NDE OSMANLI DEVLETİ'NDE YAPILAN YENİLİKLER NELERDİR?Osmanlı Devleti'nde Abdülaziz dönemi içerisinde Batı dünyası ile iyi ilişkiler kurulmasına öncelikle dikkat edildi. Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Devleti'nin girmiş olduğu 'Batılılaşma' süreci bu dönem içerisinde de sürmüştür. Ülke genelinde yeni vilayetler ilan edilmiş ayrıca İstanbul Üniversitesi, Fransız eğitim sistemi baz alınarak tekrar düzenlenmiştir. Doğu Ekspresi'nin bir durağı olan Sirkeci Garı'nın temelleri Sultan Abdülaziz devrinde atılmıştır. Abdülaziz'in 15 yıl süresince devam eden hükümdarlığı içerisinde yapmış olduğu bazı yenilikler şu şekildedir;İlk kez posta pulu basıldı. (1863)Bank-ı Osmani-i Şahane açıldı. (1863)Osmanlı Donanması'na ilk zırhlı savaş gemisi eklendi. (1864)Vilayet Nizamnamesi ile birlikte yeni idari yapı ve bunun uygulanması ile vilayet meclisleri oluşturuldu. (1864)Mekteb-i Sanayi (Sanayi Okulu) açıldı. (1865)Darülfünûn (İstanbul Üniversitesi) faaliyete açıldı. (1868)Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) eğitime açıldı. (1868)Divan-ı Ahkâm-ı Adliye (Yargıtay) açıldı. (1868)Şura-yı Devlet (Danıştay) açıldı. (1868)Mecelle yayınlandı. (1869)Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) kuruldu. (1870)Belediyeye bağlı olan ilk modern İtfaiye teşkilatı açıldı. (1871)Darüşşafaka kuruldu. (1873)Mekteb-i Maadin (Maden Mektebi) açıldı. (1874)SULTAN ABDÜLAZİZ ÖLÜMÜOsmanlı Devleti'nin 32. padişahı olan Sultan Abdülaziz'in ölümü hep bir tartışma konusu olarak ele alınmıştır. Resmî tarih olarak intihar etmiş olduğu yazılıyor olsa da özellikle son yıllar içerisinde öldürülmüş olduğuna yönelik iddialarda artış bulunmaktadır. Bahattin Öztuncay'ın hazırlamış ve Aygaz tarafından yayımlanan Hatıra-i Uhuvvet: Portre Fotoğraflarının Cazibesi 1846-1950 isimli kitap içerisinde ilk kez yayınlanan bir resimde Abdülaziz'in Osmanlı tahtından indirilmesinin ardından ve ölmeden önce çekilmiş olan son fotoğrafı yer almaktadır. Söz konusu resimde saray hizmetçileri laubali hareketler içerisinde padişaha dirsek dayamış, padişah ise eski bir üst baş ile birlikte etrafa öfke ile bakan gözler ile dikkat çekmektedir.ABDÜLAZİZ'İN EŞLERİ KİMLERDİR?Dürrinev Kadınefendi: Başkadınefendi (15 Mart 1835-4 Aralık 1892)Hayranıdil Kadınefendi: İkinci Kadınefendi (2 Kasım 1846-26 Kasım 1898)Edâdil Kadınefendi: İkinci Kadınefendi (25 Temmuz 1845-12 Aralık 1875)Neşerek Kadınefendi: Üçüncü Kadınefendi (1 Nisan 1848-11 Haziran 1876)Gevheri Kadınefendi: Dördüncü Kadınefendi (8 Temmuz 1856-20 Eylül 1894)ABDÜLAZİZ'İN ERKEK ÇOCUKLARIYusuf İzzeddin Efendi (10 Ekim 1857 - 1 Şubat 1916)Mahmud Celaleddin Efendi (16 Kasım 1862 - 1 Eylül 1888)Mehmed Selim Efendi (28 Eylül 1866 - 21 Ekim 1867)Abdülmecid Efendi (30 Mayıs 1868 - 23 Ağustos 1944)Mehmed Şevket Efendi (5 Haziran 1872 - 22 Ekim 1899)Mehmed Seyfeddin Efendi (21 Eylül 1874 - 19 Ekim 1927)ABDÜLAZİZ'İN KADIN ÇOCUKLARINazime Sultan (14 Şubat 1866 - 1947)Esma Sultan (21 Mart 1873 - 7 Mayıs 1899)Emine Sultan (24 Ağustos 1874 - 29 Ocak 1920)Saliha Sultan (9 Ağustos 1862 - 1942)Emine Sultan (30 Kasım 1866 - 23 Ocak 1867)Fâtıma Sultan (1874 - 1875)Münire Sultan (1877)

1 Haziran 2021, 10:59

Kuvel Kalesini Kim Fethetti, Kuvel Kalesi Nerede?

Ekranlarda yayınlanan Uyanış: Büyük Selçuklu dizisinin sezon finali bölününde işlenen Kuvel Kalesi, seyircilerin Kuvel Kalesi'ne dair ayrıntıları araştırmasına sebep oldu. Dizinin sevenleri Kuvel Kalesi'nin tarihi önemini ve söz konusu kaleyi kim tarafından fethettiğini merak etmeye başladı. Araştırma konsu olan Kuvel Kalesi, Kveli Kalesi veya Kol Kalesi olarak da bilinmektedir. Peki, tarih boyunca büyük bir öneme sahip olan Kuvel kalesini kim aldı? Kuvel Kalesini Melikşah mı fethetti? gibi merak konusu olmuş sorularını haberimiz içerisinde yanıtını bulabilirsiniz.KUVEL KALESİ'Nİ KİM ALDI?Kveli Kalesi veya Kuveli ile birlikte Kol Kalesi olarak da bilinen Kuvel Kalesi, Türkiye sınırları içerisinde olan Yalnızçam Dağları'nın zirvesinde, Kolköy Köyü'nde yer alan Orta Çağ Gürcü kalesidir. "Kol" adı dilimize "Kveli" yahut "Kueli" sözcüklerinden gelmektedir.Kol Kalesi, tarihte ilk kez 10. yüzyılın başlarındaki Gürcü kaynaklarında ismi geçmektedir. 16. yüzyıl içerisinde Osmanlı İmpratorluğu'nun ele geçirmiş olduğu bu söz konusu kale, fethedilene kadar da Samtshe eyaletinin temel tahkimatı görevini karşılamaktaydı.KUVEL KALESİ NEREDE?Kol Kalesi, artık büyük bir ölçüde harap olup, günümüzde Gürcistan sınırına yakın konumlanan Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Ardahan ilinin Posof ilçesinde bulunan Kolköy köyündedir. Tarihte İlk defa 10. yüzyılın başlarında Gürcüce yazılmış olan haber metni içerisinde Stepane Mtbevari'nin Gürcü kaynaklarından Azerbaycan Emiri olan Yusuf Ibn Abi'l-Saj-Abu l'K'asim'in işgal ordusuna direniş merkezi olarak Gobron'un tutkusu ile birlikte sözü geçer. Bu kaynağa göre, Kol Kalesi 28 günlük kuşatma neticesinde düştü ve ayrıcalıklı bir Hristiyan olan Gürcü komutanı Gobron, İslam'a geçmeyi kabul etmediği için öldürüldü.KOL KALESİ'NİN STRATEJİK ÖNEMİ NEDİR?Kol Kalesi, stratejik konumu sebebi ile, tarih süresince pek çok askeri çatışma, savaş ve kuşatmalar yaşatmıştır. Kale 1040'lı yıllar içerisinde isyancı Gürcü Generali IV. Liparit'in kontrolüne geçmiş, fakat Liparit 1059 yılında Gürcistan Kralı IV. Bagrat tarafından yenilgiye uğratılmasının ardından geri alınmıştır. 1060'lı yıllarda ise kalenin eristavisi (yönetici veya dük) Cakeli Hanedanı'ndan Murvan'a verilmiş, fakat 1065 yılında Gürcü seferleri esnasında Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan'ın hakimiyetine geçmiştir. 1080 yılında, muhtemelen Revvadi/Mamlān kökenli olan Emir Ahmed yönetiminde olan Türkler, kale içerisinde mevzilenen Gürcistan Kralı II. Giorgi'yi mağlup etmişlerdir. 16. yüzyıl içerisinde Kol Kalesi, güneybatı Gürcistan'ın çoğu ile birlikte Osmanlı yönetimine alınmış ve geçmiş yıllardaki önemi azalmıştır.

28 Mayıs 2021, 16:48

II. Selim Kimdir?

Osmanlı Devleti’nin 10. padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın oğlu olan Şehzade Selim, Topkapı Sarayı’nda 1524 yılında doğmuştur. İstanbul’da doğarak tahta çıkan ilk sultan olan  II. Selim sarayda iyi bir eğitim alarak büyümüş ve erken yaştan itibaren Anadolu’da devlet işleri ile görevlendirilmiştir. 1543 yılında abisi Şehzade Mehmet’in ölmesi ile birlikte öne çıkan Şehzade Selim, tahta aday şehzadelerin gittiği Saruhan Sancağında nakledilir. Sultan Süleyman ile birlikte Nahcivan Seferine çıkması Şehzade Selim’e olan bakış açısını değiştirir.ŞEHZADE SELİM VE ŞEHZADE BAYEZİT TAHT MÜCADELESİŞehzade Bayaezit’ın taht için çalışmaya başlamasından dolayı iki kardeş arasında zaman zaman çatışmalar yaşanır. 1559 yılına kadar kardeşi Şehzade Bayezit ile taht kavgasına tutuşan Şehzade Selim kardeşini bozguna uğratarak tahtın ek varisi olur. 1566 yılında Zigetvar Kalesi önlerinde Sultan Süleyman’ın vefat etmesi ile birlikte tahta oturan II. Selimi kız kardeşi Mihrimah Sultan tarafından Topkapı Sarayında karşılanmıştır.OSMANLI DENİZ HAKİMİYETİ NASIL KURULDU?II. Selim Osmanlı tahtına oturduktan sonra ilk seferini Avrupa’ya düzenler ve Osmanlı Devleti sınırlarını Orta Avrupa’ya kadar genişletir. Osmanlı güney sınırlarını da genişleterek Kıbrıs ve Tunus’u kılıç sallamadan alır ve Osmanlı topraklarına katar. Osmanlı’nın kara devleti olmaktan çıkıp deniz devleti olması yönde önemli başarıların elde edildiği II. Selim döneminde deniz sınırları da genişlemiştir. Ege adalarını feth etmek için deniz seferleri düzenlenmesi yönünde emir veren II. Selim Sakız adasının fethi ile boğazların güvenliğini de büyük oranda sağlamış olur.Sultan II. Selim kara seferlerden daha çok deniz seferlerine önem vermiş bundan dolayı da Osmanlı deniz hakimiyetini pekiştiren bir sultan olarak bilinir. Portekiz tehlikesi altındaki Açe Sultanlığı’na  çıkarma yapan Hızır Reis komutasındaki Osmanlı Devleti, Kızıldeniz’i de Osmanlı toprakları içerisine katar. 1570 yılında ki Kıbrıs Seferi ise dönemin en önemli harekatları arasında gösterilir ve Osmanlı toprağı haline getirilir.II. SELİM’İN ÖLÜM SEBEBİ1574 yılına gelindiğinde II. Selim’in sağlığı bozulduğundan dolayı rivayete göre kalp krizi geçirmesinin ardından vefat etmiştir. Kısa saltanat hayatının ardından Kıbrıs, Tunus ve Açe Sultanlığı ile Kızıldeniz’e hakim olan Osmanlı Devleti’nin hem batı da hem de güney de sınırlarını genişletmesinde önemli rol oynamıştır. Vefatının ardından oğlu Sulan III. Murad tahta geçerek Osmanlı Devleti’nin 12. Padişahı olmuştur. 

28 Mayıs 2021, 15:28

Osmanlı – Rus Savaşı ve Bükreş Anlaşması (1806 – 1812)

19. yüzyılın ilk Osmanlı-Rus savaşı olan bu savaşta; Eflak ve Buğdan’daki ayaklanama hareketlerinden dolayı bölgedeki beyleri azleder. Bu olaya karşı çıkan Rusya ve İngiltere ise Osmanlı Devleti’ne baskı uygulayarak kararından vazgeçmesini ister. İngiltere ve Rusya’nın Fransa ile devam eden savaştan dolayı daha fazla baskılara dayanamayarak Eflak ve Buğdan beylerini görevlerine tekrar geri döndürür. Bu sonuç Fransa için her ne kadar kötü olmasa da Rusya ve İngiltere için ise diplomatik zafer niteliğinde olmuştur.İNGİLİZ DONANMASI NASIL BOZGUNA UĞRATILDI?Osmanlı Devleti’nin Eflak ve Buğdan beylerini tekrar atamasına rağmen 1806’da Rusya Eflak ve Buğdan’ı işgal ettiğini açıklar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş ilan eder. İngiltere Osmanlı Devleti’nden savaşa son vermesi için baskı uygular ancak sonuç vermeyince Mısıra saldırı ve İngiliz donanması bozguna uğratılır. Tam da bu dönemde Napolyon Rus kuvvetlerini yenilgiye uğratmasından dolayı Rusya Osmanlı cephesinde de zor duruma düşer. Bu olaylar yaşanırken III. Selim tahttan indirilir ve öldürülmesi ise bir takım iç karışıklıklara neden olur.Osmanlı Rus Savaşı devam ederken Rusya, Fransa ile anlaşarak Eflak ve Buğdan konusunda ikna etti. Fransa ile bu yakınlaşmasından dolayı Rusya’nın kendisine ihanet ettiği kanısına varan İngiltere Osmanlı Devleti ile bozulan ilişkilerini düzeltmek için harekete geçer. İngiltere ve Osmanlı Devleti arasında 1809 yılında imzalanan Çanakkale Anlaşması ile İngiltere ile gizli bir ittifak yapılmıştır. Tam da bu dönemde Rusya ve İngiltere ile arasındaki münasebetleri düzeltmek amacıyla Osmanlı Devleti’ne 1812 yılında barış teklif eder ve Bükreş Anlaşması imzalanır.BÜKREŞ ANLAŞMASI’NDA OSMANLI NE KAZANDI?Avrupalı devletlerin kışkırtması ve Fransız İhtilalin etki ile özerklik isteyen Sırplar savaş süresince Osmanlı Devletine karşı Ruslarla birlikte savaşmıştır. 1806-10812 yılları arasında devam eden Osmanlı Rus savaşı sonucunda Bükreş Anlaşması ile özerklik kazanan Sırplar özerklik kazanan ilk azınlık olmuştur. Ayrıca Osmanlı-Rus sınırı Prut ve Tuna nehri olarak belirlenmiş ve Besarabya bölgesi Ruslara bırakılmıştır. Sırplara verilmiş olan bu özerklik sonrasında Balkanlardaki diğer azınlık milletler için de örnek teşkil etmesinden dolayı uzun vaade de Osmanlı Devleti açısından olumsuz sonuçlar doğuracaktır. 

28 Mayıs 2021, 11:32

Kars Anlaşması Nedir, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Nasıl Kuruldu?

Mehmet Emin Resulzade önderliğinde kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Devleti Türk cumhuriyetleri arasındaki ilk demokratik devlet olması nedeniyle diğer ülkelere nazaran ayrı bir öneme sahiptir. 28 Mayıs 1918 yılında Azerbaycan Milli Konseyi tarafından başkanlığa seçilen Mehmet Emin Resulzade tarafından Tiflis’te ilan edilmiştir. İlk demokratik Türk cumhuriyeti olması nedeniyle ayrı bir öneme sahip olan Azerbaycan Cumhuriyeti kurulduğu dönemde Ermeni ve Bolşevik çeteleriyle çatışmaya devam ediyordu.BAŞKENT TİFLİS Mİ? BAKÜ MÜ?Bilindiği üzere Rus İmparatorluğu’nda  1917 yılında gerçekleşen Şubat Devrim ve Ekim Devrimlerinin ardından Kafkasya bölgesinde Türklerin aleyhinde olan birtakım siyasi gelişmeler olmuştur. Azerbaycan bugün ki başkenti olan Bakü’nün Bolşevik ve Ermeni çeteleri tarafından işgal edilmesi nedeniyle Azerbaycan Milli Konsey tarafından Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Geçici Azerbaycan Milli Konsey’in başkanlığına ise Mehmet Emin Resulzade seçilmiştir. Böylelikle Azerbaycan Cumhuriyeti resmen kurulmuştur.Bu süreçte Türkiye ile yakın siyasi ilişkiler kuran Azerbaycan, bağımsızlığını devam ettirebilmesi ve asıl başkenti olan Bakü’yü işgalden kurtarabilmesi için Osmanlı Devleti’nin yardımına ihtiyacı vardır. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk ülke Osmanlı Devleti olmasının yanı sıra 4 Haziran 1918 tarihinde de Azerbaycan – Türkiye Dostluk Anlaşması imzalamıştır.KAFKAS İALMA ORDUSU AZERBAYCAN’DAOsmanlı Devleti ve Azerbaycan arsında imzalanan anlaşmanın ardından Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam ordusu yola çıkarak Azerbaycan ordusuna yardıma gider. Nuri Paşa komutasındaki ordu yaşana bütün olumsuzluklara rağmen Kafkasya’da bulunma amaçlarını unutmayarak başta Gökçay, Salyan, Ağsu ve Kürdemir olmak üzere 18 Eylül 1918’de de Bolşevik, Ermeni ve İngiliz işgalindeki Bakü’yü kurtarır. Bakü zaferinin bedeli olarak da 1200 Türk şehit olmuştur.Bu büyük zaferin ardından Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin başkenti Gence’den Bakü’ye taşınır. Irk, din, dil, mezhep ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bütün halka eşit haklar veren Azerbaycan Devleti’nde ekonomiden sosyal ve siyasal hayata birçok reform yaptır. Ancak 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan dolayı Osmanlı birlikleri Bakü ve Azerbaycan’ı terk etmek zorunda kalır.  Osmanlı birliklerinin ülkeden çıkması ile birlikte 28 Nisan 1920’de Ermeni ve Rus askerler Bakü’yü tekrar işgal eder. AZERBAYCAN VE TÜRKİYE ARASINDA YAPILAN KARS ANLAŞMASI NEDİR?Yeni kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti komşu devletleriyle yaptığı anlaşmalar hem bu devletleri birbirine yaklaştırmış hem de iyi ilişkilerin kurulması için yapılan anlaşmalardan biridir. Kars Anlaşması’nın yapılmasının bir diğer nedeni de Türkiye’nin doğu sınırını korumaktır. Kars Anlaşması; TBMM, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan arasında yapılmıştır. Barış anlaşması, Kars Konferansı görüşüldükten sonra 13 Ekim 1921 tarihinde imzalanmıştır.Kars Anlaşması’yla birlikte Kurtuluş Savaşı’nda açılan Doğu Cephesi kapanmış ve Türkiye’nin doğu sınırı çizilmiştir. Moskova Anlaşması’nda temelleri atılan Kars Anlaşması’na Doğu Cephesi komutanı Kazım Karabekir’in katılımıyla gerçekleşmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Kurtuluş Savaşı kazanılacağına olan inanç artmış ve bu doğrultuda adımlar atılmaya başlanmıştı.KARS ANLAŞMASININ MADDELERİKars Anlaşması TBMM, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasında imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Kurtuluş Savaşı’nda Doğu Cephesi kapandı ve Türkiye’nin doğu sınırının belirlendi. Türkiye’nin doğu sınırı çizilirken TBMM’yi en çok uğraştıran Ermeni sorunu bu anlaşma ile ortadan kaldırıldı. 20 maddeden oluşan Kars Anlaşması’nın maddeleri ise şöyledir.- Boğazlarda Ticaret yapılması İstanbul'un güvenliğine bağlı olacaktır.- Nahçivan bölgesi özerklik verilecektir.- Batum toprakları Gürcistan'a verilecektir.- Anlaşmada herhangi bir devletin maddeleri tanınmaması halinde diğer devletler de tanımayacaktır.- Anlaşmaya dahil olan Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ülkeleri azınlık haklarını koruyarak ülkesinde bulunan insanlara iyi davranacak,-Kars Anlaşmasını imzalayan devletler, imza tarihinden itibaren 3 ay içerisinde konsolosluk sözleşmelerini imzalayacaktır.- 2 ay içerisinde bütün taraflar askeri ve sivil mahkumları göndermeyi kabul edecektir.- Kafkas cephesinde savaş sırasında işlenen savaş suçları da dahil tüm suçlar için tam bir af ilan etmeyi Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ülkeleri kabul edecektir.- Ülkeler arasında dostluk ve ticari ilişkileri daha iyi duruma getirmek için Tiflis'te bir konferanstoplanacak. Bu maddeler devletlerin açık ve net bir şekilde eşitlik ilkesine dayanarak birbirlerinintanıdığı haklar görülmektedir.KARS ANLAŞMASININ ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİTürkiye’nin doğu sınırının belirlenmesi açısından Kars Anlaşması oldukça önemlidir. Türkiye’nin doğu sınırında Birinci Dünya Savaşı’ndan önce başlayan çatışmalar savaşın başlaması ile şiddetini arttırarak devam ettirmiştir. Kars Anlaşması ile birlikte Ermeni çetelerin ve Rus birliklerinin zulmü sona ermiştir. Bölgedeki devletler doğu sorunun çözülmesi için büyük bir özveriyle çalıştı. Sonuçta bölge güvenliği sağlanmış oldu.Doğu bölgesindeki devletler kargaşadan uzak kalarak daha rahat hareket eme imkanı buldu. Ermenilerin çıkaracağı sorunlara karşı oldukça önemli olan Kars Anlaşması aynı zamanda Azerbaycan ile yapılan en önemli anlaşmadır. Ermenilere karşı Azerbaycan Türk kuvvetleri sınırlarını korumuştur. Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan Kars Anlaşmasının maddelerine birebir uygularken Ermenistan, ise maddelerde değişiklik yaptı ve bazı maddeleri uygulamadı. Erivan ise anlaşmayı uygulamadı.Anlaşmanın Türkiye tarafından en olumsuz tarafı ise Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer alan Batum’un Gürcistan’a bırakılmış olmasıdır. Sovyet Rusya’nın dağılmasından sonra bağımsızlığını elde eden ve bölgenin sorunlu ve saldırgan devleti olmuştur. Ermenistan devleti 13 kim 1921 yılında imzalanan Kars Anlaşmasını tanımayarak Sevr Anlaşmasını tanımıştır. Bölgedeki sorunların ana sebebi olarak gösterilen Ermenistan Azerbaycan Devleti sınırları içerisinde olan Dağlık Karabağ bölgesini işgal etti. Ermenistan’ın bu işgali Sevr Anlaşmasını tanımasından kaynaklanmaktadır. 

26 Mayıs 2021, 10:23

Ahmet Cevdet Paşa Kimdir?

Osmanlı Devleti’nin son dönemine damga vuran Ahmet Cevdet Paşa; hukukçu, tarihçi, şair, devlet adamı ve Osmanlı’nın önde gelen düşünürlerindendi. 1822’de bugün Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Lofça’da dünyaya gelen Osmanlı’nın dahi devlet adamı, 1895’in 26 Mayıs günü Bebek’teki yalısında vefat etti. İşte hayatı ve bilinmeyenleri...HANGİ MAKAMLARDA GÖREV ALDI?Ahmet Cevdet Paşa, henüz 22 yaşında iken kadılık görevi ile devlete hizmet etmeye başladı. Çalıştığı kurum ve görevlerindeki başarılarından dolayı devlet kademelerinde hızla yükselen Ahmet Cevdet Paşa tam da bu yıllarda Türkçe, Arapça ve Farsça’dan oluşan ilk Osmanlı gramerini Fuat Paşa ile birlikte kaleme aldı. Osmanlı Devleti’nde özel bir değere sahip olan Paşa; 1856’da Galata, 1857’de Mekke ve 1861’de de İstanbul kadılığına kadar yükseldi.Nişan-ı Osmani ödülüne layık görülmesine neden olan, İbn Haldun’un Mukaddimesini Osmanlı Türkçesine kazandıran Ahmet Cevdet Paşa, bu başarısının ardından paşa oldu ve Halep valiliğine tayin edildi. Ahmet Cevdet Paşa 1868’de kurulan ve bugünkü Danıştay’ın ilk başkanı olarak tayin edildi. Başkanlık görevi sırasında hukuk sistemindeki ihtiyaçlara göre devrin önde gelen fıkıh alimleri ile birlikte Mecelle’nin ilk 4 kitabını yayımladı.CEVDET PAŞA’NIN KIZI FATMA ALİYE KİMDİR?Ahmet Cevdet Paşa’nın iki kızından biri olan Fatma Aliye Hanım Osmanlı Devleti’nin ilk kadın romancısı olarak edebiyat tarihine geçti. Fatma Aliye roman, felsefe, İslam, kadın hakları ve tarih üzerine eserler vermiştir. Yaşamı boyunca Türk edebiyatına beş eser kazandıran Fatma Aliye Hanım 1891 yılında Ahmet Mithat Efendi ile birlikte Hayal ve Hakikat adlı romanın da yazarıdır.MAKAMLARI NASIL ISLAH ETTİ?Bernard Lewis tarafından dahi hukukçu olarak nitelendirilen Ahmet Cevdet Paşa farklı zamanlarda Adliye, Maarif (Eğitim), Evkaf (Vakıf), Dahiliye (İç İşleri), Ticaret ve Ziraat Nazırlığı (Bakanlık) görevlerinde bulundu. Ayrıca Osmanlı’nın ilk modern hukuk fakültesi olan bugünkü adıyla İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kurulmasında çaba sarf etti.Her makamda ıslah edici ve kural koyucu olarak anılan Ahmet Cevdet Paşa 1890’da siyasi ve idari vazifelerinden emekliliğe ayrılarak vaktini bilimsel çalışmalarına ayırdı. 6 Mayıs 1895’te Bebek'teki yalısında vefat etti ve cenazesi Fatih Camisi haziresine defnedildi. 

23 Mayıs 2021, 17:27

Orta Oyunu Nedir?

Orta Oyunu nedir ve nasıl oynanır? Orta oyunu özellikleri nelerdir? Osmanlı'da orta oyunu ismi nereden gelmektedir?

18 Mayıs 2021, 11:56

Topkapı Sarayı’nı Kim Yaptırdı?

TOPKAPI SARAYI'NI KİM YAPTIRDI?Fatih Sultan Mehmet'in emriyle 1478'te yaptırılan bu saray Abdülmecid'in Dolmabahçe Sarayı'nı yaptırmasına kadarki sürede birçok padişaha, sultana, saray kişilerine ev sahipliği yapmıştır. Birçok şehzade yetiştiren ve savaşları gören bu saray tarihin en önemli noktalarından biridir. Diğer önemli saraylar yapılana kadar padişah ve sultanların yaşadığı bir yer olarak bilinmektedir. Sonradan Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı gibi yapıların olmasıyla beraber Topkapı Sarayı eski işlevini yitirmiştir.TOPKAPI SARAYI'NIN MÜZE OLARAK AÇILMASITopkapı Sarayını Kim Yaptırdı: Padişah ve sultanların vazgeçilmez yeri olan Topkapı Sarayı yönetim ve idarenin merkez noktası olarak bilinmektedir. Sarayın müze olarak açılması ise Abdülmecit dönemine denk gelmektedir.Gelen İngiliz elçisine sarayın hazinesindeki eşyalar gösterilir. Bu dönemden sonra saraydaki eski eşyaları gelen yabancı milletlere tanıtmak ve göstermek klasik bir gelenek haline geldiğini söyleyebiliriz. Abdülaziz döneminde ampir üslupla vitrinler yapılmıştır.TOPKAPI SARAYI'NIN BÖLÜMLERİ NELERDİR?Topkapı Sarayını Kim Yaptırdı: İstanbul ve Haliç'in ortasında kalan muhteşem manzarasıyla dikkat çeken saray birçok bölüme sahiptir. Devletin yönetildiği, eğitimin yapıldığı ve padişahlarının yetiştiği bir yer olması açısından son derece önemlidir.  Saray kara ve deniz kapılarıyla birçok yere açılmaktadır. Bölümlerinden biri Saltanat Kapısı'dır. Birun ve Enderun gibi önemli bölümleri de bulunmaktadır. Avlu, Harem gibi birçok ayrı bölümlere ayrılmaktadır. Haremde padişahın eşleri ve çocukları bulunmaktadır.Çeşitli organizasyon ve faaliyetlere ev sahipliği yaparak entrikaların baş merkezidir. Harem özel ve yasaklanan bir yer olarak dikkat çekmektedir. Aile kavramının karşılandığı bir yerdir. Mimari olarak dikkat çeken bir görüntüsü vardır. Padişah ve ailelerinin müzikli eğlenceleri, toplantı ve bayramlaşmalar sarayın bu bölümünde gerçekleşmektedir.Kılıç kuşanma törenleri ve padişahların tahta çıkışında önemli bir noktada bulunmaktadır. Sultanların doğumu, büyümesi ve eğitimi burada gerçekleşmektedir. Aynı zamanda nişan ve düğün için yapılan eğlencelerin baş merkezi haremdir. Sultan Hamamı ise padişahların kişisel temizliğini gerçekleştirdiği bir yerdir. Hem mimarisi hem de kullanışlılığı ile dikkat çeken hamam padişahların kullandığı önemli bölümlerinden biridir. Yemiş Odası olarak bilinen bölüm ise diğer bir adıyla yemek odası olarak bilinmektedir.Duvarlarında bulunan meyve ve çiçek simgeleri mimarisini hoş bir hale getirmektedir. Bu oda aynı zamanda III. Ahmet'in odası olarak da bilinir. Valide Sultan Dairesi ise padişahın annesinin kaldığı bir yer olarak dikkat çekmektedir. Topkapı Sarayı'nın en önemli noktalarından biridir. Padişahın ailesi ve annesinin kaldığı yer son derece güzel bir mimariyle yapılmıştır. Haremin bilinen en üst liderleri validelerdir.

12 Şubat 2021, 14:47

Paleografi Ne Demek?

Paleografi nedir? Palegrafya ne demek, neyi inceler ve önemi nedir? Yunanca 'palaios graphe' anlamında kullanılan paleografya hakkında merak edilenleri derledik.