Türkiye’nin uluslararası arenada diplomasi gücü her geçen gün yükselme eğilimini sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler’in 81’inci Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın etkisi başta İsrail ve Yunanistan olmak üzere çok sayıda ülkede hissedildi. Yunan basını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “KKTC’nin tanınması” ve “Ege ve Doğu Akdeniz'de mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini arzu ediyoruz” söylemini öne çıkardı. İsrail basını ise Maariv’den tutun, Israel Hayom’a kadar çok sayıda yayın organıyla Erdoğan’ın Filistin Devleti kurulmasından tutun da Gazze’nin bir toplama kampı olduğu vurgusuna kadar her bir satırını öne çıkardı. Hem de endişeli bir şekilde.

BM Zirvesi’nin yanı sıra Türkiye’nin son aylarda yaptığı diplomatik temasların yoğunluğu, adeta MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin hem Doğu hem de Batı’ya bakan “çift başlı Selçuklu Kartalı” modelini andırıyor. Türkiye, Çin basınında analiz edildiği üzere, giderek bölgeselleşen ve ağ tabanlı bir uluslararası sisteme uyum sağlamaya ve aynı anda farklı nitelikteki bölgesel ve kurumsal düzenlemelere katılarak stratejik manevra alanını genişletmeye çalışıyor. Bu da etki gücünü giderek artırıyor.

Sadece son iki ayda yaşanan yoğunluk bu gerçekliğin göstergesi.

Türk devletleri teşkilatı

Yoğunluk Mayıs ayından itibaren başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Kazakistan’ın Türkistan kentinde yapılan Gayriresmi Zirvesi’ne, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’in davetlisi olarak katıldı. Türkistan Kongre Merkezi'nde, "Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma" temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Zirvesi'nde bir konuşma yapan Erdoğan, Türk dünyasının dijital alan da dahil olmak üzere çok sayıda alanda ortak hareketinin önemine dikkat çekti. Erdoğan şu vurguları yaptı: “Geleceğe yön verme noktasında, dijitalleştirerek kalkınan Türk dünyası vizyonunu benimsememiz büyük önem taşıyor. Gaspıralı'nın 'Dilde, fikirde, işte birlik' şiarına 115 yıl sonra şimdi bizlerin, 'Dijital vizyonda birlik' ifadesini eklememizin zamanı gelmiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak Türk alfabesinin eğitimden kültüre, akademik iş birliğinden dijital dönüşüme kadar geniş bir alanda kullanılmasının önemli olduğunu bildirerek "Ortak dilimizin zenginliğini dijital dünyada görünür kılacak Türk dili modeli ve benzeri yapay zeka temelli girişimlerin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz." dedi. 

NATO Liderler Zirvesi

Ardından NATO Liderler Zirvesi, 7-8 Temmuz günlerinde başkentimiz Ankara’da yapıldı. Tüm dünyanın gözünün çevrildiği zirvede, Türkiye ile ABD öne çıkarken, NATO’nun geleceğinden çok Türkiye’nin gelişen savunma ve bununla bağlantılı diplomatik gücü öne çıktı. 

NATO Zirvesi’nden sonra önemli bir zirvede de yer aldık. 21 Temmuz 2026'da Filipinler'in başkenti Manila'da düzenlenen 59. ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda Türkiye resmen ASEAN diyalog ortağı statüsünü kazandı. Türkiye, 2019 gibi erken bir tarihte, Asya ülkeleriyle uzun süredir devam eden ve nispeten parçalı siyasi, ekonomik ve sosyal bağlarını yeniden düzenlemeyi amaçlayan "Yeni Asya Girişimi"ni (Yeniden Asya) resmen önermişti.

Türkiye'nin teşkilata üye ülkelere ihracatı 2021'de 2,4 milyar dolar seviyesindeyken 2025'te 2,8 milyar dolara çıktı. Böylece söz konusu 5 yıllık dönemde ihracat yüzde 17,1 artış gösterdi. Bu yılın 5 ayında da ASEAN'a ihracat 1,2 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. ASEAN üyesi ülkelerden gerçekleştirilen ithalat ise aynı dönemde yüzde 50,7 artışla 8,8 milyar dolardan 13,3 milyar dolara yükseldi. Bu yılın ocak-mayıs döneminde de ithalat yaklaşık 6 milyar dolar oldu.

Böylece Türkiye'nin bölgeyle dış ticaret hacmi 2025'te 16,1 milyar doları buldu.

Çin, Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Avustralya gibi büyük ekonomik güçlerle çevrili ASEAN ile kurulan bu ilişki, Türkiye’nin tamamen Batı’ya odaklı ekonomik perspektifinde de alternatif ilişkileri güçlendiriyor.

Mekke Savunma İttifakı

ABD-İsrail ikilisinin gerek birlikte gerek görünürde ayrı ayrı yürüttüğü soykırım, işgal saldırılarından etkilenin coğrafyamızda önemli bir savunma işbirliği merkezinde de Türkiye 3 başat güçten biri oldu. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte 7 Ağustos 2026'da Mekke'de bir araya gelerek, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzaladı.

Bu birliktelik daha sonra Mekke Savunma İttifakı adını aldı.

Bu birliktelik, Türkiye’ye ekonomik anlamda ciddi bir alan oluşturmanın da önünü açtı. Bir süredir bölge merkezli bir güvenlik şemsiyesi oluşturma ihtiyacı temelinde oluşturulan ittifakta, Suudi sermayesinin, Türkiye'nin olgun askeri-sanayi kompleksiyle birleşmesi durumunda şu olası kazanımlara dikkat çekiliyor:

- Bazı yüksek yatırım gerektiren, uzun vadeli projeler için yeni finansman ve ortak yatırım fırsatlarının önünün açılması,

- Siparişleri ve üretim ölçeğini genişleterek Ar-Ge ve ilk yatırım maliyetlerini potansiyel olarak azaltabilir.

Ayrıca küresel etki yapabilecek bir bölge merkezli bir güvenlik mimarisi, bölgede terörü ve işgalci güçleri durdurma imkanı sunacaktır. Özellikle İsrail’in yayılmacı, soykırımcı politikalarına karşı Mekke Savunma İttifakı daha şimdiden çok konuşulur oldu.

Putin ile görüşme

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eylül ayı başında, Şanghay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere bulunduğu Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşmede Türkiye ile Rusya arasındaki sıkıntıların giderilmesi, ortaklıkların, işbirliğinin çoğaltılması üzerinde duruldu.

Görüşmede iki liderin “Türkiye’ye en çok gelen yabancı turist sayısında Ruslar birinci sıraya yükseldi” gerçeğini açıklaması da önemliydi.

İki liderin, Karadeniz’de özellikle ticari gemilere yönelik saldırıların durdurulması konusunda ortak çaba gösterme işareti de iki ülkenin işbirliği potansiyelinin önemini gösteriyor.

Bu görüşmeler ve zirvelerin yanı sıra çok sayıda ikili görüşme gerçekleşti.

Türkiye’nin çok boyutlu ve altı dolu politik manevraları, geleceğin Türkiye’sinin, Türk-Türkiye Yüzyılının inşasının adeta taşlarının döşenmesi anlamına geliyor.

Tamamen NATO’ya odaklı olmak yerine kendi işbirliği zeminlerini milli çıkarları ekseninde oluşturma çabaları, Türkiye, geleceğin süper gücü hedefine adım adım yaklaştıracaktır.