Son dönemde dünya, 1973 petrol krizinden sonra görülen en zorlu enerji krizini yaşıyor. ABD-İsrail birlikteliğinin İran'a yönelik hava saldırıları sonrası, küresel petrol ve doğalgaz arzında önemli kayıplar yaşanmakta.
Bu durum, özellikle doğalgazın elektrik üretimindeki %20’lik payında %97 oranında ithalata bağımlı olan Türkiye için kritik bir uyarı niteliği taşıyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, son gelişmelerin enerji güvenliğinin ülkeler için bir varoluş sorunu olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, Türkiye'nin yenilenebilir enerjiye geçişini hızlandırması gerektiğini vurguladı.
Jeotermal enerji, yenilenebilir enerji kaynakları arasında en güvenilir olanıdır. Kındap, Türkiye’deki jeotermal kaynakların, Avrupa ülkelerindeki verimlilik düzeyinin çok üzerinde olduğunu dile getirdi. Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin toplam yeni jeotermal kapasitesinin 43 bin megavat (MW) seviyesinde artırılabileceği öngörülmektedir.
Türkiye, şu an jeotermal kullanımı açısından 20 bin MWe termal seviyesinde bir kapasiteye sahip. Yine de bu, keşif edilmiş potansiyelin üçte birinden daha az bir seviyedir. Kındap, Türkiye’nin jeotermal elektrik üretimini üç kat artırarak 5 bin MWe'a, ısınan konut sayısını ise 1 milyona, seracılık alanını ise 100 bin dönüme çıkarma hedefi olduğunu ifade etti.
Kındap, bu potansiyelin değerlendirilmesinin Türkiye'nin enerji bağımsızlığı ve iklim hedeflerinin gerçekleştirilmesi için stratejik olduğunu vurguladı. Jeotermal enerji, Türkiye’nin ‘2053 Net Sıfır’ hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynamaktadır.

JEOTERMAL ENERJİ DERNEĞİ (JED) YÖNETİM KURULU BAŞKANI ALİ KINDAP