Eski ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, Sosyal Medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD’nin NATO’dan ayrılma ihtimalini Türkiye-İsrail ilişkilerindeki gerilime bağladı.
Kent, Başkan Donald Trump’ın NATO eleştirilerine ilişkin yorumunda, “Ne yazık ki NATO’dan ayrılmak dış çatışmalardan kaçınmak için olmayacak; Türkiye ile İsrail Suriye’de er ya da geç karşı karşıya geldiğinde İsrail’in yanında yer alabilmek için NATO’dan ayrılacağız” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında, Suriye’deki gelişmelerin iki ülke arasında olası bir çatışmaya zemin hazırlayabileceğini savunan Kent, bu senaryoda ABD’nin NATO üyeliğinin İsrail’e yönelik destek açısından engel teşkil edeceğini ileri sürdü. Kent, daha önce İran’daki askeri operasyonu “vicdanen destekleyemediği” gerekçesiyle görevinden istifa etmişti.
Söz konusu iddia, Türkiye’nin NATO’nun kurucu üyelerinden biri olduğu ve ittifakın 5. Maddesi’nin bir üye ülkeye yönelik saldırıda tüm üyeleri savunma yükümlülüğü getirdiği gerçeğiyle dikkat çekiyor.
Analiz
Joe Kent’in açıklaması, Türkiye’nin bölgesel ağırlığının ve stratejik öneminin Washington nezdinde ne kadar ciddiye alındığının açık bir göstergesidir. NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye, ittifakın doğu kanadının vazgeçilmez bir unsuru olarak, ABD’nin Orta Doğu politikalarında dengeleri belirleyen kritik bir aktördür.
Bu tür provokatif değerlendirmeler, aslında Türkiye’nin bağımsız ve çok yönlü dış politikasının yarattığı rahatsızlığı yansıtmaktadır. Ankara, Suriye’de terör örgütleriyle mücadele ederken, mülteci krizini yönetirken ve bölgesel istikrarı savunduğu her adımda, hem NATO müttefiki sorumluluğunu hem de ulusal çıkarlarını kararlılıkla korumaktadır.
Kent’in iddiası, NATO’yu “İsrail’in yanında yer alabilmek için” terk etme fikrinin ne kadar gerçekçi olmadığını da ortaya koymaktadır. Böyle bir adım, ittifakın temelini sarsar, Avrupa güvenliğini riske atar ve ABD’nin küresel liderlik iddiasını ağır biçimde zedeler. Türkiye ise bu süreçte, NATO üyeliğinin getirdiği hak ve sorumlulukları titizlikle hatırlatarak, aynı zamanda kendi ulusal güvenliğini ve bölgesel barış vizyonunu kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
Sonuç olarak, bu açıklama Türkiye’nin ne kadar güçlü ve vazgeçilmez bir müttefik olduğunu bir kez daha teyit etmekte; Ankara’nın “stratejik özerklik” ilkesine dayalı politikalarının ne denli haklı ve sürdürülebilir olduğunu vurgulamaktadır. Türkiye, nezaket ve diplomasi ile birlikte, gerektiğinde her türlü senaryoya hazır olduğunu her platformda ortaya koymaya devam edecektir.