Mezar-ı Şerif’ten Silivri’ye uzanan ağ: Ömür Çelikdönmez Kozinoğlu dosyasını yazdı

Ömür Çelikdönmez’in kaleme aldığı analizde, MİT mensubu Kâşif Kozinoğlu’nun Silivri’deki şüpheli ölümünün perde arkasına ve Afganistan’da kesişen istihbarat ağlarına ilişkin detaylar yer aldı. Yazıda, Kozinoğlu’na Türkiye’ye dönmemesi yönünde uyarıda bulunan gizemli CIA görevlisinin eski CIA Başkan Yardımcısı Stephen R. Kappes olabileceği ifade edildi.


Mezar-ı Şerif’ten Silivri’ye uzanan ağ: Ömür Çelikdönmez Kozinoğlu dosyasını yazdı
Reklam

Ömür Çelikdönmez, kaleme aldığı analizde MİT mensubu Kâşif Kozinoğlu’nun adli yargıya da konu olan şüpheli vefatını yeniden gündeme taşıdı. Kozinoğlu’nun ölümünün doğal sebeplerden mi kaynaklandığı yoksa zehirlenme gibi dış etkenlerin mi sonucu olduğu sorusuna yanıt aranan yazıda; olayın siyasi bir tasfiye veya farklı bir ilişkiler ağının sonucu olabileceği değerlendirmelerine yer verildi.

Çelikdönmez, "Kozinoğlu gerçekten son görev yaptığı devasa coğrafyada ABD çıkarlarına zarar verdi mi?" sorusunu sorarak, olayların arkasında bilinenin ötesinde bir denklemin bulunabileceğine dikkat çekti.

İlişkiler ağının 1990’lı yılların başına, ABD Başkanı George H. W. Bush ile Başbakan Süleyman Demirel arasındaki diplomatik temaslara kadar uzandığı aktarıldı. Erol Mütercimler’in anlatılarına dayandırılan bilgilere göre; Afganistan’da hayati tehlike atlatan üst düzey bir CIA görevlisinin kurtarılması amacıyla Demirel’e ulaşıldığı, Türk güvenlik kanallarının devreye girmesiyle sahadaki operasyonu Kâşif Kozinoğlu’nun yürüttüğü ifade edildi.

Kappes’in kariyer çizgisi ve dikkat çeken detaylar

Yazıda, "Kozinoğlu’nun hayatını kurtardığı ve sonradan CIA’nın iki numarası olduğu" belirtilen profilin Stephen R. Kappes ile örtüştüğü ifade edildi. Kappes’in kariyerine ilişkin şu detaylar paylaşıldı:

Askeri Geçmiş: 1976-1981 yılları arasında Deniz Piyadelerinde subaylık yaptı, 1981’de CIA’ya katıldı.

Saha Deneyimi: Farsça ve Rusça bilen Kappes; Pakistan, İran, Orta Asya ve Güney Asya masalarında saha görevlisi ve istasyon şefi olarak çalıştı.

Üst Düzey Yönetim: 2004’te Operasyonlar Direktörlüğü (DDO) görevine getirildi; 2006-2010 yılları arasında ise CIA Başkan Yardımcılığı (DDCIA) makamında bulundu.

Afganistan, Mezar-ı Şerif ve eğitim ağı

Analizde, 1996 yılında Mezar-ı Şerif’te Afghan-Turk CAG Educational NGO bünyesinde açılan Afgan-Türk Erkek Lisesi’ne (sonradan Türkiye Maarif Vakfına devredilen okullar) ve ABD askeri kayıtlarında "Turkish School / FOB 53" olarak geçen karargâha dikkat çekildi. Binanın tüzel mülkiyetine dair kesinleştirilmemiş noktalar bulunmakla birlikte, 2001 yılındaki ABD müdahalesinde bu yapının operasyonel bir merkez haline geldiği aktarıldı.

23-24 Kasım 2001’de teslim olan yüzlerce Taliban ve El Kaide savaşçısını taşıyan konvoyun "Turkish School/FOB 53" civarında durdurulduğu, ardından götürüldükleri Qala-i-Jangi (Kal’a-i Cengi) Kalesi’nde çıkan esir ayaklanmasında CIA görevlisi Johnny “Mike” Spann’ın öldürüldüğü; Özbekçe bilen diğer CIA ajanı David Tyson’ın ise kurtulduğu ifade edildi. Olay üzerine General Abdürreşid Dostum’un danışmanlarının FOB 53’e gelerek Amerikan Özel Kuvvetlerinden yardım istediği ve kurtarma ekibinin "Turkish School"dan hareket ettiği kaydedildi. Yazıda; Dostum, Mezar-ı Şerif, CIA ile Amerikan-İngiliz özel kuvvetlerinin aynı operasyon sahasında buluştuğu bu tablonun, Kozinoğlu’nun yıllardır görev yaptığı bölgenin 2001 sonrasında CIA için de kritik bir merkez haline geldiğini gösterdiği belirtildi.

Bush-Demirel hattı ve "The Great Santini" lakaplı Stephen R. Kappes

İlişkiler ağının 1990’lı yılların başına, ABD Başkanı George H. W. Bush ile Başbakan Süleyman Demirel arasındaki temaslara dayandığı aktarıldı. Erol Mütercimler’in "Kozinoğlu’nun hayatını kurtardığı Amerikalı daha sonra CIA’nın iki numarası oldu" anlatısı ile emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım’ın 2012 yılındaki mahkeme beyanları birlikte değerlendirildiğinde, okların Stephen R. Kappes’i gösterdiği ifade edildi.

Yazıda, 22 Ağustos 1951 doğumlu Kappes’in kariyerine dair şu ayrıntılar paylaşıldı:

1976-1981 arasında Deniz Piyadelerinde subaylık yaptı, 1981’de CIA’ya katıldı. Gizli operasyon kanadından yetişti; Farsça ve Rusça bilen Kappes, Pakistan, İran, Kuveyt ve Moskova’da istasyon şeflikleri dâhil kritik saha görevlerinde bulundu. Katolik inancına bağlılığı ve disiplini nedeniyle kurum içinde "The Great Santini" lakabıyla anıldığı belirtildi.

Mısırlı din adamı Abu Omar’ın 2003’te Milano’da kaçırılması ("extraordinary rendition") olayında üst yönetimde yer aldığı ifade edildi.

2004’te Operasyonlar Direktörü (DDO) olan Kappes, yönetim içi anlaşmazlıklar nedeniyle ayrılsa da 2006’da CIA Başkan Yardımcısı (DDCIA) olarak geri çağrıldı ve Mayıs 2010’a kadar görevini sürdürdü.

Silivri duruşması, "Dubai teklifi"

Hasan Ataman Yıldırım’ın aktarımına göre Kozinoğlu’nun, Afganistan’dayken bir CIA mensubundan "Türkiye’ye gitme, seni tutuklayacaklar. İstersen seni Dubai’ye götürelim" uyarısını aldığı hatırlatıldı. Bu uyarıya rağmen 9 Mart 2011’de Türkiye’ye dönen Kozinoğlu’nun ertesi gün tutuklandığı ve ilk duruşmasına kısa süre kala 12 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybettiği dile getirildi.

Ölümünün ardından yayımlanan "Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar" kitabındaki "Son 3 CIA Başkanı ve şimdiki beni çok iyi tanıyor" ile Norveç Kralı'nın teşekkür mektubuna dair ifadeler de ele alındı. Yazıda, bu el yazısı notların Kozinoğlu hayattayken kendisi tarafından yayımlanmadığı, ölümünden sonra başkalarının eline geçip kitaplaştırıldığı vurgulanarak; söz konusu cümlelerin özgün metinde mi yer aldığı yoksa sonradan mı eklendiği hususunun sorgulanması gerektiği ifade edildi.

MİT internet sitesi detayı ve üçüncü aktör ihtimali

Ömür Çelikdönmez, analizinde şu kritik soruları ve hususları da kamuoyunun dikkatine sundu:

Eylül 2010’da Asya Bölgesi Başmüşavirliğine getirilen ve yıllarca en riskli sahalarda görev yapan Kozinoğlu’nun adının, MİT’in kamuoyuna açık şehit ve anma kayıtlarında neden yer almadığı, geçmişte yer alıp sonradan kaldırılıp kaldırılmadığının araştırılması gerektiği belirtildi.

Orta Asya’daki FETÖ yapılanmasından duyduğu rahatsızlığı üst makamlara ileten bir istihbaratçının, Amerikalı meslektaşları tarafından neden el üstünde tutulduğu sorgulandı.

Kozinoğlu ile FETÖ yapılanması arasındaki çatışmadan Türkiye veya ABD bağlantılı üçüncü aktörlerin yararlanmış olabileceği ihtimali dile getirilerek, "Çatışan aktörler, üçüncü bir tarafın çıkarları doğrultusunda birbirlerine karşı kullanılmış olabilir mi?" sorusu yöneltildi.

Beren Alpuğan
Editör: Beren Alpuğan

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!