Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs meselesinin temel taşlarından biri olan Güven Artırıcı Önlemler (GYÖ) ve Kıbrıs Türk halkına onlarca yıldır uygulanan uluslararası izolasyonlar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Kıbrıs Türk tarafının çözüm iradesinin istismar edilmemesi gerektiğinin altını çizen Erhürman, Rum diplomasisinin uluslararası alanda yürüttüğü engelleme kampanyalarının iki toplum arasındaki güveni zedelediğini ve barış arayışlarına doğrudan zarar verdiğini vurguladı.
"Güven artırmak isteniyorsa mevcut güveni sarsacak adımlardan kaçınılmalı"
Güven Artırıcı Önlemler’in (GYÖ) Kıbrıs müzakere tarihinde yerleşik ve kritik bir kavram olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, iki toplum arasındaki tarihsel süreçten kaynaklanan güven eksikliğine dikkat çekti.
Bu güvensizliği aşmanın yolunun samimi adımlardan geçtiğini belirten Erhürman, "İki toplum arasındaki güveni artıracak önlemler son derece önemlidir. Ancak bir yandan güven artırıcı adımlardan bahsederken, diğer yandan var olan güveni de ortadan kaldıracak faaliyet ve engellemelerden kesinlikle uzak durulması gerekir" ifadelerini kullandı.
Rum tarafının "konforlu alan" stratejisine sert tepki
Kıbrıs Türk halkının 2004 yılından bu yana uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde izolasyonların kaldırılması için meşru bir mücadele yürüttüğünü belirten Erhürman, Rum yönetiminin son dönemdeki diplomasisini eleştirdi.
Rum tarafının, "İzolasyonların kaldırılması Kıbrıslı Türklerin çözüm isteğini köreltir ve statükoyu konforlu bir alana dönüştürür" şeklinde mantık dışı bir propaganda yürüttüğünü ifade eden KKTC Cumhurbaşkanı, yaşanan somut engellemeleri şu örneklerle gözler önüne serdi:
Diplomatik Engeller: Kıbrıslı Türk görüşmecinin uluslararası büyükelçilerle temas kurmasının bizzat Rum diplomasisince engellenmesi,
Kültürel Ve Sanatsal İptaller: Girne'de düzenlenmesi planlanan uluslararası bir sanat etkinliğinin baskılar sonucu iptal ettirilmesi,
Gençlere Ve Sporculara Tecrit: Kıbrıslı Türk sporcuların, gençlerin ve halk dansları ekiplerinin uluslararası organizasyonlara ve müsabakalara katılımına zorluk çıkarılması.
"Çözüm istemek sadece 'çözüm isterim' demekle olmaz"
Söz konusu ambargo ve engellemelerin "çözümü teşvik etme" kılıfı altında sunulmasının büyük bir tutarsızlık olduğunu kaydeden Erhürman, BM'nin son dönemde güven artırıcı önlemlere yaptığı vurguların da Kıbrıs Türk tarafının haklılığını desteklediğini söyledi.
Gerçek bir çözümün ancak eşitlik temelinde inşa edilebileceğini vurgulayan Erhürman, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Çözüm istemek yalnızca lafta 'çözüm isterim' demekle mümkün değildir. Bunun gerçek yolu, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların eşit olduğunu ve eşit haklara sahip bulunduğunu samimiyetle kabul etmekten geçer. İki taraf arasındaki ilişkileri geliştirecek yolları açmak yerine kapamak, söylem ile uygulama arasında büyük bir uçurum yaratmaktadır."
"KKTC makamları olarak bu haksızlığı tüm dünyaya anlatacağız"
Rum tarafının baskıcı yaklaşımı karşısında KKTC makamlarının uluslararası diplomaside çok daha aktif bir tutum sergileyeceğini ilan eden Tufan Erhürman, mesajını net bir restle tamamladı:
"Hiç uzatmadan bir kez daha açıkça ifade edelim: Güven artırıcı önlemlerde isteksiz davranılması, izolasyonların kaldırılmasının hatta hafifletilmesinin engellenmesi ve Kıbrıslı Türklerin dünyada görünmez kılınmaya çalışılması çözüme katkı sağlamıyor, aksine süreci tahrip ediyor.
Kıbrıs Türk halkı güçlü bir çözüm iradesine sahiptir. Ancak bu irade, asla ve asla çocuklarımızın dünyadan izole edilmesini, gençlerimizin geleceğinin karartılmasını sineye çekeceğimiz anlamına gelmez. Bu haksızlığı uluslararası topluma her platformda, bıkmadan ve daha etkili bir şekilde anlatmaya devam edeceğiz."
Kaynak: İHA
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!