İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, görevde geçirdiği son iki yıla ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, ülkesinin devrim sonrası dönemin en ağır süreçlerinden birini yaşadığını söyledi. İran resmi haber ajansı IRNA’ya konuşan Pezeşkiyan, ülkenin bugüne kadar ayakta kalabilmesini halkın birlik ve dayanışmasına bağladı.
Görev süresi boyunca İran’ın birçok krizle aynı anda mücadele ettiğini belirten Pezeşkiyan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin Tahran’da düzenlenen hava saldırısında öldürülmesini, ülkede yaşanan elektrik, doğal gaz ve su sıkıntılarını, Batılı ülkelerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yaptırımlarını yeniden devreye sokma girişimlerini, İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaşı ve Aralık 2025-Ocak 2026 dönemindeki sokak olaylarını hatırlattı.
Bu süreçte dış güçlerin temel amacının İran’ı içeriden bölmek olduğunu savunan Pezeşkiyan, “Bugüne kadar ayakta kaldıysak, bu bizi bir arada tutan asil İran halkı sayesinde oldu. Halk yalnızca sokaklara çıkanlardan ibaret değildi; kırgınlığı ve şikâyeti olmasına rağmen ülkesine zarar vermeyen, aksine dayanışma gösteren herkes bu direnişin parçası oldu” dedi.
Konuşmalarında sık sık kullandığı “halk” kavramına açıklık getiren Pezeşkiyan, bu ifadeyle inancı, görüşü, cinsiyeti ve etnik kökeni ne olursa olsun İran’da yaşayan herkesi kastettiğini belirtti. Devletin tüm vatandaşlara eşit ve adil davranması gerektiğini söyleyen İran Cumhurbaşkanı, bu konuda eksiklikler bulunduğunu kabul ederek bunların giderilmesi için zamana ihtiyaç duyduklarını ifade etti.
1979 İslam Devrimi’nden bu yana ülkenin karşı karşıya kaldığı en zor dönemin yaşandığını dile getiren Pezeşkiyan, yaptırımların ağırlaştırıldığını, bankacılık ve finans sisteminin hedef alındığını, ardından savaş ve kuşatma girişimleriyle İran’ın çökertilmek istendiğini savundu.
“Halkla birlikte olduğumuz sürece hiçbir güç bizi deviremez” diyen Pezeşkiyan, dış baskıların temel amacının toplumsal memnuniyetsizlik oluşturmak ve protestoları körüklemek olduğunu öne sürdü. İran halkının buna rağmen ülkesine sahip çıktığını belirten Pezeşkiyan, “Bu değerli insanlara söz veriyoruz; nefes aldığımız sürece bütün gücümüzle onlara hizmet edeceğiz” ifadelerini kullandı.
İç siyasette “uzlaşı” tartışmalarına da değinen Pezeşkiyan, devlet görevlerinin siyasi yakınlık ya da grup aidiyetine göre değil, liyakat esas alınarak dağıtılması gerektiğini söyledi.
“Görevleri kendi yakınlarımıza değil, liyakat sahibi insanlara vermeliyiz. Üstünlüğün ölçüsü takvadır. Ekonomi, sanayi, tarım, sanat ya da yönetim fark etmeksizin önemli olan işi en iyi yapabilecek kişilerin göreve gelmesidir. Parti, grup veya siyasi görüş değil, yetenek ve performans belirleyici olmalıdır” diye konuştu.
ABD ve İsrail’i sert sözlerle eleştiren Pezeşkiyan, İran’ın bilimsel ve teknolojik kapasitesini hedef aldıklarını savundu.
“Düşman, gücümüzü simgeleyen her şeyle sorun yaşıyor. İnsan hakları ve özgürlük söylemleri artık tamamen çökmüştür. Liderimiz hangi suçtan dolayı öldürüldü? Komutanlarımız, bilim insanlarımız ve çocuklarımız neden hedef alındı? Bunun hiçbir mantıklı açıklaması yok. Üniversiteleri, uzay merkezlerini, yapay zeka çalışmalarını ve bilim insanlarını hedef alıyorlar. Çünkü bizim güçlü ve yetkin insanlara sahip olmamızı istemiyorlar” dedi.
Pezeşkiyan, eski dini lider Ali Hamaney’in öldürülmesine ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Saldırı sırasında toplantıda olduklarını anlatan Pezeşkiyan, “Burası vurulduğunda bunu hissettim. Çok büyük bir değeri ve desteği kaybettik. Kendisi hükümete adeta bir dağ gibi destek veriyordu. Onun desteği olmasaydı toplumsal gerilimler daha erken ortaya çıkabilirdi. Düşman da füzelerle saldırarak ülkeyi devirebileceğini düşündü ancak başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.
Ali Hamaney’in ardından dini lider olarak seçilen Mücteba Hamaney hakkında da değerlendirmelerde bulunan Pezeşkiyan, yeni liderin sürecin devamı açısından önemli bir güç olduğunu söyledi.
“Mücteba Hamaney ile iletişim kurmak şu anda çok zor ancak müzakere sürecinde nihai olarak ilerlemeye izin verdi. Bazı çevreler bu konuyu siyasi amaçlarla büyüttü” dedi.
Yurt dışında yaşayan İranlıların ülkeye dönüşü konusunda da konuşan Pezeşkiyan, hiçbir İran vatandaşının ülkeye girişte engelle karşılaşmaması gerektiğini belirtti.
“Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlara gerekli talimatları verdik. Ülkeye dönmek isteyen hiçbir İranlı sorun yaşamamalı. Ülkeye girdikten sonra gözaltına alınmamalı ya da geri çevrilmemeli. Her İranlı ülkesine güven içinde dönebilmeli” ifadelerini kullandı.
Aralık 2025-Ocak 2026 dönemindeki sokak olaylarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Pezeşkiyan, yaşananlardan duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
“Bu noktaya gelmesine izin vermemeliydik. Olaylar sırasında çok sert adımlar atıldı. Hazırlık eksikliği nedeniyle birçok kişi yaralandı, gençler hayatını kaybetti ve bazıları uzuvlarını kaybetti. Bunları hâlâ unutamıyorum” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump’ı da hedef alan Pezeşkiyan, protestolar sırasında silahlı grupların desteklendiğini savundu.
“Korkak Trump’ın kendisi de bu kişilerin silahlı olduğunu açıkça söyledi. Elbette aralarında haklı taleplerini dile getiren masum insanlar da vardı. Ancak bazı gruplar bu ortamı kendi amaçları için kullanınca süreç kontrolden çıktı” diye konuştu.
Sokak olaylarında hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin yurt dışındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunan Pezeşkiyan, “Bazı medya kuruluşları 40 bin ya da 60 bin kişinin öldüğünü iddia etti. Biz tüm ölenlerin isimlerini ve kimlik bilgilerini açıklamak istedik. Yaklaşık 3 binlik bir rakamı 30-40 bine çıkararak kamuoyunu yanıltmaya çalıştılar” ifadelerini kullandı.
Yeni dini lider Mücteba Hamaney ile yaptığı yazışmalara da değinen Pezeşkiyan, kendisiyle tüm düşüncelerini paylaştığını belirterek, “Kendisi bize anlayış, mantık ve uygun bir tutumla yaklaştı. Bazı çevrelerin çizdiği portre ile benim tanıdığım kişi aynı değil. Hakkında oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum” dedi.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!