Türkiye’nin tek, birleşik ve güçlü Libya politikası meyvelerini veriyor. Bingazi’de gördüğüm kardeşlik havası, Türkiye-Libya ilişkilerinin geleceği açısından son derece umut verici.

Son iki ay içerisinde Libya’nın Bingazi kentine iki ayrı ziyaret gerçekleştirdim.

Her iki ziyaretimden de büyük bir memnuniyetle, Türkiye-Libya ilişkilerinin geleceğine dair güçlenmiş bir inançla ve son derece olumlu izlenimlerle ayrıldım.

Öncelikle çok açık ifade etmek isterim:

Libya’nın doğusunda, Mareşal Halife Hafter’in etkili olduğu bölgede, Türkiye’ye ve Türk Milletine karşı çok güçlü bir sevgi, saygı, güven ve kardeşlik havası bulunmaktadır.

Bu benim uzaktan yaptığım bir değerlendirme değildir. İki ay içerisinde gerçekleştirdiğim iki ayrı ziyarette bizzat gözlemlediğim, akademisyenlerle, devlet yöneticileriyle, diplomatlarla, iş insanlarıyla ve halkla temaslarımda hissettiğim bir gerçektir.

Geçmişte Türkiye ile Libya’nın doğusundaki yönetim arasında yaşanan siyasi ve askeri görüş ayrılıkları düşünüldüğünde, bugün gelinen noktanın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

Bingazi’de karşılaştığım tablo, Türkiye’nin Libya’nın doğusu ve batısıyla ilişkilerini geliştirme politikasının ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermiştir.

İki ayda  İki ziyaret, iki önemli akademik buluşma

Yaklaşık iki ay önce Bingazi Üniversitesinin açılışı vesilesiyle düzenlenen uluslararası akademik programa katıldım.

Bu ilk ziyaretimde, yaklaşık 1.500 kişinin bulunduğu geniş katılımlı bir konferansta yer aldım.

Dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenlerin, uzmanların ve temsilcilerin katıldığı bu toplantıda dikkatimi çeken önemli bir husus vardı.

Konferansta İngilizce, Fransızca ve Türkçe olmak üzere üç dilde eş zamanlı tercüme yapılıyordu.

Türkçenin uluslararası bir akademik toplantıda tercüme yapılan üç dilden biri olması benim için son derece anlamlıydı.

Bu durum, Türkiye’ye ve Türk akademik dünyasına verilen önemin, Türk katılımcılara gösterilen saygının güzel bir göstergesiydi.

Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü devletler arasındaki yakınlık yalnızca resmi açıklamalarda değil, böylesine anlamlı ayrıntılarda da kendisini göstermektedir.

İkinci ziyaretimi ise 3-5 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirdim.

Bu defa Libya Silahlı Kuvvetleri ile Bingazi Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği Terörizmle Mücadele ve Düzensiz Göçün Azaltılmasına Yönelik Uluslararası Ortaklık Konferansı’na katıldım.

Konferansta:

“Three Dimensions of Security: Reconciling National Security, Societal Security, and Migrant Human Security in the Governance of Irregular Migration”

yani

“Güvenliğin Üç Boyutu: Düzensiz Göçün Yönetiminde Ulusal Güvenlik, Toplumsal Güvenlik ve Göçmenlerin İnsan Güvenliğinin Uzlaştırılması”

başlıklı akademik tebliğimi sundum.

Tebliğimde düzensiz göçün ulusal güvenlik, toplumsal güvenlik ve göçmenlerin insan güvenliği boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ele aldım.

İtalya, Almanya, Çin, Hollanda, Rusya ve başka ülkelerden akademisyenler, uzmanlar ve temsilcilerle bir araya gelme imkanı buldum.

Bingazi Üniversitesi Rektörü, Libyalı ve yabancı akademisyenler, diplomatlar, devlet yöneticileri ve üst düzey yetkililerle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdim.

Her iki ziyaretimde de gördüğüm yakın ilgi ve samimiyet, Türkiye ile Libya arasındaki kardeşlik bağlarının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha hissettirdi.

Türkiye-Libya Anlaşmasının Libya'ya kazandırdıklarını anlattım

Son ziyaretimde üzerinde özellikle durduğum konulardan biri, 27 Kasım 2019 tarihinde imzalanan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması oldu.

Mimarı olduğum, haritasını ve koordinatlarını hazırladığım bu anlaşmanın yalnızca Türkiye’nin değil, Libya’nın da milli menfaatlerini koruduğunu ayrıntılı biçimde anlattım.

Anlaşmanın Libya açısından deniz yetki alanlarının korunması, enerji kaynaklarının araştırılması, denizcilik, balıkçılık, ekonomik kalkınma ve Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunun güçlendirilmesi bakımından taşıdığı önemi haritalar üzerinden izah ettim.

Hazırladığım sınırlandırma hesaplamalarına göre, Yunanistan’ın yaklaşımıyla karşılaştırıldığında Libya lehine yaklaşık 40.000 kilometrekarelik deniz alanı farkı ortaya çıkmaktadır.

Bu büyüklüğün Libya için ne ifade ettiğini muhataplarımla paylaştım.

Özellikle vurgulamak istediğim bir başka husus ise şudur:

Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması’nın bilimsel hazırlıkları, anlaşmanın imzalanmasından yıllar önce yapılmıştır.

Anlaşma imzalanmadan önce yayımladığım, Türkiye ile Libya’nın denizden komşuluğunu ortaya koyan bilimsel kitabımın Arapça versiyonunu Bingazi’de tanıttım.

Kitabımın Arapça nüshasını göstererek haritaları, coğrafi gerçekleri ve anlaşmanın Libya açısından taşıdığı önemi anlattım.

Bu kitabın yeni yayımlanmış bir eser olmadığını, anlaşmadan önce ortaya konulmuş bilimsel çalışmaların bir ürünü olduğunu özellikle belirttim.

Kitabıma ve açıklamalarıma gösterilen ilgi beni ziyadesiyle memnun etti.

Kitaplarımı imzaladım, çok sayıda katılımcıyla hatıra fotoğrafları çektirdim, basın mensuplarına röportajlar verdim.

Ancak şahsıma gösterilen bu yakınlığı yalnızca kişisel bir ilgi olarak değerlendirmiyorum.

Bana gösterilen sevgi ve saygının, aynı zamanda Türk Milletine, Türkiye’ye ve iki ülke arasındaki tarihi kardeşliğe yönelik olduğunu düşünüyorum.

Hafter'in etkili olduğu Doğu Libya'da Türkiye'ye karşı kardeşlik havası var

Libya’nın doğusundaki gözlemlerimi özellikle paylaşmak istiyorum.

Mareşal Halife Hafter’in etkili olduğu bölgede Türkiye’ye karşı son derece olumlu bir yaklaşım bulunmaktadır.

Görüşmelerimde Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine yönelik güçlü bir istek ve samimi bir yakınlık gördüm.

Üstelik bu yaklaşım yalnızca devlet yöneticileriyle sınırlı değildir.

Akademisyenler, diplomatlar, iş insanları ve farklı toplumsal kesimlerde de Türkiye’ye yönelik güven ve dostluk duygularının güçlendiğini gözlemledim.

Libya’nın doğusunda Türkiye ile ilişkileri geliştirmeye hazır, istekli ve bunun karşılıklı faydalarının farkında olan bir anlayış bulunmaktadır.

Bu çok önemli bir gelişmedir.

Çünkü Libya’nın doğusuyla ilişkilerin güçlenmesi, Türkiye’nin batıyla ilişkilerinin zayıflaması anlamına gelmemektedir.

Tam tersine, Türkiye’nin Libya’nın tamamıyla dostluk kurabilmesinin önünü açmaktadır.

Türkiye’nin bir taraftan Trablus ile güçlü ilişkilerini sürdürmesi, diğer taraftan Bingazi ve Libya’nın doğusuyla karşılıklı güvene dayalı ilişkilerini geliştirmesi, son derece isabetli bir stratejidir.

Bunun daha da ileri taşınması gerektiğini düşünüyorum.

Türk şirketleri Doğu Libya'da önemli işler gerçekleştiriyor

Bingazi’de memnuniyetle gözlemlediğim bir başka husus da Türk şirketlerinin bölgedeki faaliyetleridir.

Türk şirketleri Libya’nın doğusunda önemli işler yapmakta, yeniden imar ve kalkınma faaliyetlerinde rol üstlenmektedir.

Bu faaliyetler yalnızca ekonomik açıdan değil, Türkiye’nin bölgedeki saygınlığı ve güvenilirliği açısından da büyük önem taşımaktadır.

Türk mühendislerinin, müteahhitlerinin ve iş insanlarının ortaya koydukları çalışmalar, Türkiye’nin Libya’nın kalkınmasına somut katkıda bulunabileceğini göstermektedir.

Libya’nın altyapı, enerji, limancılık, denizcilik, ulaştırma, sanayi ve yeniden imar alanlarında çok büyük ihtiyaçları ve imkanları bulunmaktadır.

Türkiye’nin ise bu alanlarda önemli bir bilgi birikimi, yetişmiş insan gücü ve uygulama tecrübesi vardır.

Libya’nın ihtiyaçları ile Türkiye’nin imkanları birbirini tamamlamaktadır.

Bu nedenle Türk şirketlerinin Libya’nın hem doğusunda hem batısında daha fazla faaliyet göstermesi, yatırımların ve ortak projelerin artırılması büyük fayda sağlayacaktır.

Özellikle denizcilik, limancılık, gemi inşa ve onarım, balıkçılık, enerji, lojistik ve altyapı alanlarında çok daha kapsamlı iş birlikleri geliştirilmesi mümkündür.

Tek, birleşik ve bölünmemiş Libya politikamızın ne kadar doğru olduğunu gördüm

İki ay içerisinde gerçekleştirdiğim iki Bingazi ziyaretinden çıkardığım en önemli stratejik sonuç budur:

Türkiye’nin tek, birleşik, toprak bütünlüğü korunmuş ve egemen bir Libya politikası son derece doğrudur.

Libya’nın doğusuyla batısını birbirinden kopuk, kalıcı biçimde ayrılmış iki ayrı yapı olarak değerlendirmek yerine, ülkenin bütünlüğünü esas alan yaklaşımın ne kadar isabetli olduğu bugün daha açık görülmektedir.

Türkiye’nin Libya’nın bütün kesimleriyle ilişkilerini geliştirmesi, doğuyla batı arasında yakınlaşmayı desteklemesi ve Libya’nın siyasi birliğini savunması, yalnızca Libya açısından değil, Türkiye’nin Akdeniz’deki uzun vadeli menfaatleri açısından da büyük önem taşımaktadır.

Çünkü güçlü ve birleşik bir Libya, Türkiye’nin Akdeniz’deki güçlü bir dostu ve ortağı olacaktır.

Bölünmüş, istikrarsız ve sürekli iç mücadelelerle meşgul bir Libya ise ne Libya halkının ne de bölgenin yararınadır.

Türkiye’nin politikası Libya’nın bir tarafını diğerine karşı desteklemek değil, Libya’nın tamamıyla ilişkilerini geliştirmek ve ülkenin bütünleşmesine katkıda bulunmak olmalıdır.

Bingazi’deki gözlemlerim, bu politikanın uygulanabilir olduğunu ve olumlu sonuçlar vermeye başladığını düşündürmektedir.

Doğuyla batı arasında güvenin artırılması, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, kurumlar arası temasların güçlendirilmesi ve ortak menfaatlerin öne çıkarılması, Libya’nın geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Devletimizin ilgili kurumlarını ve yetkililerini tebrik ediyorum

Libya’nın doğusunda Türkiye’ye karşı gözlemlediğim olumlu yaklaşımın, uzun vadeli ve sabırlı çalışmaların da sonucu olduğunu değerlendiriyorum.

Bu nedenle Türkiye’nin Libya’nın toprak bütünlüğünü esas alan, doğusuyla batısı arasında yakınlaşmayı destekleyen ve ülkenin bütün kesimleriyle ilişkileri geliştirmeyi hedefleyen politikasına katkı sağlayan herkesi tebrik etmek istiyorum.

Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Milli İstihbarat Teşkilatımızı, Türk Dışişleri Bakanlığımızı ve Milli Savunma Bakanlığımızı bu alandaki gayretleri ve katkıları dolayısıyla içtenlikle kutluyorum.

Ayrıca bu politikanın geliştirilmesinde ve uygulanmasında görev alan bütün siyasetçilerimize, diplomatlarımıza, askerlerimize, istihbarat mensuplarımıza ve ilgili devlet görevlilerimize teşekkür ediyorum.

Devletimizin farklı kurumlarının aynı stratejik hedef doğrultusunda yürüttükleri çalışmaların, Türkiye’nin Libya’nın tamamında saygın ve güvenilir bir ortak olarak görülmesine katkı sağladığı kanaatindeyim.

Bu yaklaşım, kısa vadeli siyasi hesapların ötesinde, Türkiye’nin uzun vadeli milli menfaatlerini gözeten bir devlet politikasıdır.

Sürdürülmesi ve daha da güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye ile Libya denizden komşu, tarihten kardeştir

Türkiye ile Libya arasındaki dostluk 2019 yılında başlamamıştır.

Bu dostluğun kökleri yüzyıllar öncesine, Osmanlı Türk Devleti dönemine uzanmaktadır.

İki ülke arasında ortak tarih, kültürel yakınlık, karşılıklı dayanışma ve güçlü insani bağlar bulunmaktadır.

2019 yılında imzalanan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması ise bu tarihi dostluğa yeni ve stratejik bir boyut kazandırmıştır.

Türkiye ile Libya’nın denizden komşu olması, yalnızca coğrafi ve hukuki bir mesele değildir.

Aynı zamanda iki ülkenin denizcilik, enerji, güvenlik ve ekonomik kalkınma alanlarında ortak bir gelecek inşa edebilmeleri bakımından önemli bir imkandır.

Bingazi’de iki ayrı ziyaretimde gördüğüm kardeşlik havası, bu tarihi bağların bugün de ne kadar canlı olduğunu göstermiştir.

Bingazi'den büyük bir umutla ayrıldım

Son iki ayda gerçekleştirdiğim iki ayrı Bingazi ziyareti, Türkiye-Libya ilişkilerinin geleceğine ilişkin düşüncelerimi daha da güçlendirdi.

Yaklaşık 1.500 kişinin katıldığı ilk uluslararası akademik toplantıda Türkçenin üç tercüme dilinden biri olması, son ziyaretimde Türkiye-Libya anlaşmasına ve Arapça kitabıma gösterilen yoğun ilgi, Libyalı ve yabancı akademisyenlerle görüşmelerim, devlet yöneticileri ve diplomatlarla temaslarım, Türk şirketlerinin faaliyetleri ve karşılaştığım samimi misafirperverlik benim için son derece kıymetliydi.

Libya’nın doğusunda Türkiye’ye karşı hissettiğim güçlü kardeşlik duygusu, ziyaretlerimin en önemli ve umut verici sonucu oldu.

Bütün bunların ötesinde, Libya’nın doğusunda Türkiye’ye karşı hissettiğim güçlü kardeşlik duygusu, ziyaretlerimin en önemli ve umut verici sonucu oldu.

Bu olumlu ortamın korunması, karşılıklı ziyaretlerin artırılması, üniversiteler arasında akademik iş birliğinin geliştirilmesi ve ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Türkiye’nin Libya’nın doğusu ile batısı arasında yakınlaşmayı destekleyen politikasının kararlılıkla sürdürülmesi, hem Libya’nın birliği hem de iki ülkenin ortak geleceği açısından son derece önemlidir.

Bingazi’den ayrılırken bir kez daha şunu düşündüm:

Türkiye’nin Libya’da yalnızca dostları değil, kardeşleri vardır.

Ve bu kardeşlik, Libya’nın doğusunu da batısını da kapsamaktadır.

Türkiye ile Libya denizden komşudur, tarihten kardeştir.

Birleşik, güçlü ve istikrarlı Libya; güçlü Türkiye-Libya dostluğunun ve Akdeniz’de barış ile iş birliğinin en önemli teminatlarından biridir.

Bu dostluğun çok daha ileri seviyelere ulaşacağına yürekten inanıyorum.