Etiket: Nedir

"Nedir" etiketine ait 1598 haber bulundu.

1 Haziran 2021, 17:32

Doğum Yardımı Nedir?

Doğum yardım hizmeti Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından veriliyor. Peki, Doğum yardımı nasıl alınır? Doğum yardımına nasıl başvurulur?

1 Haziran 2021, 16:46

Aşırı Düşünmekten Kurtulmanın Yolları Nelerdir?

Bir gününüzün ne kadarını düşünmeye ayırıyorsunuz? Ya da düşünmeye başladığınızda neleri düşünüyorsunuz? Düşünceleriniz tek bir konu etrafında mı şekilleniyor yoksa düşünürken laf lafı açıyor mu? Bu soruya verdiğiniz cevaplara göre aşırı düşünme sorunu yaşayıp yaşamadığınız belli olacaktır.İnsan beyni, düşünmeye, olaylar ve durumlar arasında mantıksal ya da mantıksız bağlar kurmaya elverişli bir yapıdadır. Bu nedenle sürekli düşünürüz. Ancak düşüncelerimize ne kadar zaman harcadığımızın çoğu zaman farkında olmayız. Bu bir çeşit düşünce bağımlılığıdır.AŞIRI DÜŞÜNMENİN TOPLUMSAL VE PSİKOLOJİK BOYUTLARI NELERDİR?Aşırı düşünmek, toplumlarda oldukça sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Hatta bazen düşünme sorununa uyku bozuklukları da eşlik eder. Yatağa yatarız. Kafamızın içine geçmişten bir anı ya da düşünce yerleşir. Uku sağlığımız yerle yeksan olur. Düşünmek, çoğu zaman sağlıklı bir birey olduğumuzun göstergesi olsa da aşırı düşünmek tedavi edilmesi gereken psikolojik bozukluklara evirilebilir. Bu durumda, doğru teşhis koyulması gerekmektedir. Peki, bu konu hakkında bireysel olarak yapabileceklerimiz yok mu? Elbette var. İşte, dünyanın önde gelen psikologlarından derlenen aşırı düşünmeden kurtulma teknikleri...NEGATİF DÜŞÜNCELER SİZ İZİN VERDİĞİNİZ ÖLÇÜDE HAYATINIZA GİRERHepimiz hayatlarımızda negatif anlar veya negatif durumlar yaşarız. Bu gibi durumlarda düşüncelerimizin de negatif bir çerçevede şekillenmesi oldukça olası ve normal bir durumdur. Ancak burada şu detayı bilmekte fayda var. Düşünceler, daha doğrusu olumsuz düşünceler, siz izin verdiğiniz ölçüde hafızalarınıza girerler. Onları dizginleyebilirsiniz. Kaygı dolu ve olumsuzluklarla bezeli düşünceler yerine umutlu ve sıcak düşünceler geliştirebilirsiniz. Aşırı stresli olduğunuz durumları düşünün. Alnınızdan soğuk terler akar, elleriniz titremeye başlar, göğsünüzdeki kalp hızlı hızlı hareket eder. Olumsuz düşüncelerin de benzer etkileri vardır. Hatta bu düşüncelerin süreklilik kazanması durumunda hayatlarımızda yeri doldurulamaz bir boşluğa ve hatta fiziksel sıkıntılara yol açabilirler.KÖTÜ DÜŞÜNCELERİN ADINI KOYUNİnsan bilmediği, görmediği tanımlayamadığı şeylerden korkar ve çekinir. Düşünceler de öyledir. Sahipsiz ve başıboş düşünceler kişileri kurtarılması zor bir duruma düşürebilir. Bu nedenle, durun ve düşüncelerinizi gerçekten dinleyin. Onların adını koyun. Ne anlatmak istediğini teker teker saptayın ve daha sonra bu düşüncelerden kurtulmanın hal çarelerini arayın.DÜN DÜNDÜR BUGÜN BUGÜNDÜRDüşüncelerimiz, daha çok geçmiş yaşamımıştan meydana gelir. Kötü düşünce çoğu zaman geçmişle ilgiliyken olumlu düşünceler geleceğe odaklanıldığında meydana çıkar. Bu nedenle, olumsuzluklardan sıyrılmanın bir yolu da geçmişi değil geleceği düşlemek ve bu yönde düşünceler geliştirmektir. Geleceğin belirsizliği de zaman zaman olumsuz düşüncelere yol açabilir. Bu gibi durumlarda her şeyden sıyrılıp anda kalmanın bir yolunu bulun. Unutmayın, bugün atacağınız küçük bir olumlu adım geleceğinizi baştan başa değiştirebilir.KENDİNİZİ TANIYOR MUSUNUZ?Tuhaf bir şekilde, insanlar diğer insanları tanımak için büyük bir uğraş verir. Oysa, en önemli meziyet kişinin kendisini tanıması, kendi sınırlarının ve düşüncelerinin farkında olmasıdır. Stefan Zweig'in de dediği gibi; "bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanlığı anlar" Kötü düşüncelerden uzaklaşmak için kişinin kendisini bilmesi, bu düşüncelerin neden ve nasıl ortaya çıktığının tam olarak farkında olması gerekmektedir.GEREKTİĞİNDE PLAN YAPMAYI BIRAKINBazı insanlar, hayatlarının her aşamasını bütün detaylarıyla planlayarak yaşarlar. Bu durum, tıpkı plansız yaşamak gibi zararlı sonuçlara sebebiyet verebilir. Kurulan planlar defalarca bozulunca insan kendisini kötü düşüncelerin pençesinde bulur. Bu gibi kötü düşüncelerden kurtulmanın yollarından biri, plan yapmayı bir süreliğine bırakmaktır.KENDİNİZİ AFFEDİNSürekli kötü düşünmek, çoğu zaman insanın kendisine duyduğu kızgınlığın bir göstergesidir. İnsan geçmişte yaptığı bir hata yüzünden kendisini kötü hisseder ve bu nedenle kendisine karşı acımasız bir tutum içerisine girer. Böylece kötü düşüncelerin zihnini doldurmasının önü açılmış olur. Sürekli düşünüyorsanız, düşünceleriniz anda kalmanızı engelliyorsa kendinizi affetmeyi bir deneyin. HATALARINIZDAN DERS ÇIKARIN HATALARINIZI YANINIZDA GEZDİRMEYİNİnsan varlığı, yer yüzüne yerleştiği andan itibaren hatalar da var olmaya başlamıştır. İnsan, hatalarına o hatalardan ders çıkarmak için bakmalıdır. Hatalarını sürekli yanında gezdirirse, sürekli onları düşünürse hem yeni hatalar yapacaktır hem de düşüncelerinin kıskacından kendisini kurtaramayacaktır.ZEHİRLİ KELİMELER: ACABA, KEŞKE, YA OLURSABir şeyler yaşanmış ve bitmiş. Bunun sonucunda bugünden geçmişe bakarak "keşke söyle yapsaydım" ya da "ya olursa" şeklinde bir çelişkinin içerisine girmek, bu çelişkileri sürekli olarak düşünmek kişiye hiçbir fayda getirmeyeceği gibi aynı zamanda düşünsel ve psikolojik açıdan oldukça zor durumlara sebebiyet vermektedir. Bu nedenle, siz siz olun "acaba", "keşke","ya olursa" türünden zehirli kelimeleri hayatınızdan çıkartın.NEDEN BÖYLE OLUYOR?Bir diğer zehirli cümle de "neden böyle oluyor?" cümlesidir. Bazı şeylerin gerçekten hiçbir nedeni yoktur. Ancak kişi sürekli olarak bir neden arayışındadır. Bu arayış kimi zaman beyhude bir çabadır. Bu beyhude çabadan sıyrılmak kişiyi hem rahatlatacak hem de yaşam alanında durup dinlenebileceği bir alan yaratacaktır.KENDİNE DÜŞÜNMEK İÇİN BİR ZAMAN BELİRLEGün içerisinde, aralıklarla çok fazla mı düşünüyorsun? O halde kendine düşünebileceğin özgür bir zaman yarat. Bu zaman diliminde istediğin kadar düşün. Düşünme zamanın sona erdiğinde gün içerisinde ilgilenmen gereken diğer işlere ağırlık ver. Bunun faydasını göreceksin.

1 Haziran 2021, 15:13

Fransa’nın Cezayir’i İşgali Nasıl Gerçekleşti?

Kuzey Afrika’nın en büyük devleti olan Cezayir 132 yıl boyunca Fransa sömürgesi altında kalmıştır. Bağımsızlık mücadelesinin verildiği 8 yılda Cezayir’de bir buçuk milyondan fazla insan öldürülmüştür. Fransa’nın başkenti Paris’teki İnsan Müzesi’nde bulunan 18 binden fazla kafatasının 500 tanesi üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda 36 kafatasının Cezayirlilere ait olduğu belirlenmesi yapılan katliamın göstergesidir. Bugün gelinen noktada Fransa Cezayir’e yaptığı soykırımı kabul etmesiyle yargı yolu açılmıştır.CEZAYİR FRANSA’NIN SÖMÜRGESİ MİYDİ?Fransa’nın Fas, Tunus, Libya ve Cezayir’deki sömürgecilik faaliyetleri 19. yüzyılın ilk çeyreğinde başlamıştır. Coğrafi olarak Fransa’ya yakın olan Cezayir, işgal edilinceye kadar Osmanlı Devleti himayesi altındaydı. Osmanlı-Rus savaşlarını fırsat bilen Fransa, İngilizlere karşı denizlerdeki üstünlüğünü kaybetmemek amacıyla Cezayir’i ele geçirmek için 1830 yılında Cezayir’i işgal eder. Fas, Tunus ve Libya’nın aksine Cezayir’i kendi topraklarına katan Fransa, Cezayir’e bir milyon yerleşimci göndererek sömürge faaliyetlerine başladı. İkinci dünya savaşında Cezayirli vatandaşları Fransız ordusuna katmıştır.132 YILLIK SÖMÜRGE’NİN SONU…İkinci dünya savaşından önce Almanlarla savaşmaları karşılığında kedilerine bağımsızlık vadeden Fransa, 1945 yılında galip devletler arasında yer almış olsa da bu sözünü tutmadı. İkinci dünya savaşının bitmesiyle birlikte kazandıklarını düşünen Cezayirliler 8 Mayıs 1945’de bağımsızlık bayraklarını alıp sokaklara çıkmasıyla birlikte 3 günde tam 45 bin Cezayirli öldürüldü. Ancak bağımsızlık ateşi bir kere yanmıştı ve 1 Kasım 1954 tarihinde Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi kuruldu ve Fransızlara karşı bağımsızlığını kazanmak için ülke genelinde mücadeleler başladı.Bağımsızlıklarını kazanmak isteyen Cezayirlilere karşı sert tedbirler alan Fransızlar, uluslararası arenada da zor durumdaydı. Fransa’nın Cezayir’de insani ve savaş kurallarına aykırı bir savaş yürütmesi Avrupa kamuoyunu da rahatsız etmekteydi. Uluslararası aktörlerinde destek vermesi ile yorgun düşen Paris hükümetinin 1958 yılında devrilmesine ve Fransa’nın Dördüncü Cumhuriyeti’nin sona ermesine neden oldu.FRANSA NAPALM BOMBASI KULLANDI MI?Yeni hükümetin 1960’da başlattığı görüşmeler de Cezayir’deki Fransız yerleşimcilerin tepkisine neden oldu. Yerleşimcilerden oluşan ‘kara ayak’ isimli silahlı terör örgütü Cezayir’deki sivilleri katletmekten geri durmadı. 8 yıllık mücadelenin ardından 10 milyonluk Cezayir nüfusunun yüzde on beşi bağımsızlık yolunda hayatını kaybetti. Temmuz 1962 tarihinde bağımsızlığını kazanan Cezayirliler ancak 132 yıl sonra özgür olarak devletlerinde yaşayabildi.132 yıllık işgal sürecinin sonunda ortaya çıkan tablo Fransa açısından utanç tablosudur. Bağımsızlık ateşinin yandığı 8 yıl boyunca 8 bin köy yok edildi, bölge halkına işkence ve tecavüz edildi, napalm bombaları ile Cezayirlilerin evleri yok edildi ve 2.5 milyon insan toplama kamplarında tecrit edildi. Bütün bu yapılanlara karşın Fransız kamuoyu 132 yıllık işgali bir utanç olarak görürken siyasilerin bu konuda adım atmaması karşısındaki sessizliklerini koruyor. Bireysel anlamda yapılan açıklamaların yanı sıra siyasi liderlerden ve toplumda ön planda olan kuruluşların da doğru bir adım attığı söylenemez. 

1 Haziran 2021, 14:43

İş Yaşamında Başarılı Olmanın Yolları Nelerdir?

İş yaşamında başarılı olmak üzere gerek ülkemizde gerekse de dünyada her yıl onlarca seminer, toplantı, eğitim ve kişisel gelişim kursu düzenlenmektedir. Kişisel gelişim koçları ve adlarına mentor adı verilen kişiler sürekli ekranların karşısına çıkarak ya da çok satılan kitaplara imza atarak iş yaşamında başarılı olmak üzerine nutuklar atmaktadır. Ancak onların bu söylemleri ve eğitimleri çoğu zaman başarısız olmaktadır. Çünkü her insanın başarı ölçütü ve başarıdan anladığı farklıdır. Kimi insanlar, kendisine verilen her işi düzgün bir şekilde yapmayı başarı olarak algılarken kimi insanlar da çalıştığı iş yerine değer katmak için mücadele etmeyi ve mücadelesinin sonucunu başarı olarak saymaktadır. Peki, gerçekten iş hayatında başarılı olmanın herkesçe kabul edilen belli başlı kuralları yok mu? Hadi gelin. Hep birlikte bu konuyu derinlemesine irdeleyelim.HEDEFLER KOYMAK VE HEDEF ODAKLI ÇALIŞMAK ÇOK ÖNEMLİ VE DEĞERLİDİRÇalışılan işte başarıya giden yolun öncelikli yolu hedefler koymak ve bu hedefler uğruna çaba göstermekten geçmektedir. İşiniz ne olursa olsun, işin kapsamı ve alanı ne kadar zorlu ve yorucu olursa olsun, kısa, net, anlaşılır ve ulaşılabilir hedefler koymak ve bu hedefleri, değerlendirilebilir bir noktaya çekmek oldukça önemlidir. Unutmayın, ormanda kaybolmamak için muhakkak bir pusulaya ya da yön bilgisine ihtiyacınız vardır. Aynı durum iş hayatı için de geçerlidir.STRES İLE BAŞA ÇIKMAKİş yaşamı, doğası gereği stresi de beraberinde getirir. İşin tuhaf kısmı stres, doğru yönetilebildiğinde ve doğru yönlendirildiğinde iş hayatında başarılı olmak açısından oldukça başarılı bir işlev üstlenmektedir. Ancak burada stresi dozunda yaşamak önemli bir etkendir zira gereğinden fazla stres durumu, odak problemi başta olmak üzere birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu doğrultuda olması gereken verim azalır ve kişi kendisini işine bağlayan motivasyonu önemli ölçüde kaybeder. Bu nedenle, aşırı stres yaşadığınız durumlarda gözlerinizi birkaç saniye kapatarak nefesinizi hissetmeye çalışın. Gerekirse kısa mola verin. Pencereden, taze havayı ciğerlerinize çekip "Her şey yolunda" diyerek kendinize telkinde bulunun. Stresin bir ölçüde azaldığını fark edeceksiniz.PLAN VE ZAMAN YÖNETİMİ YAPINÇalışanlar ya da yöneticiler genelde neyden şikayet ederler? Üzerinde taşıdıkları yükün fazla olduğunu ve zamana oranla verilen işin yetiştirilemediğinden şikayet ederler. Evet, bu durumun doğruluk değeri taşıması ihtimal dahilide ancak bu durumun ortaya çıkmasının düşünülenden daha farklı bir nedeni olması ihtimal dahilinde. Plan yapmamak ve plansız olarak çalışmak çoğu zaman vaktin boşa gitmesine yol açar. Bu nedenle iş hayatında plansız çalışmayın. Sürekli olarak not tutmayı, hatta ajanda tutmayı ihmal etmeyin. Bu şekilde zaman yönetiminde ustalaşacağınızı göreceksiniz. İş yükü, eskisi kadar gözünüze fazla gelmeyecek. Nerede ne yapacağınızı takip edebileceksiniz.ESNEKLİĞE AYAK UYDURUNİş yaşamında, bazı durumlar ve olaylar vardır ki hiçbir şekilde katılık kabul etmez. Çünkü zamana, insana ve mevcut şartlara göre değişiklik gösterir. Bu nedenle kişilerin mümkün olduğunca esnek olması, olaylar ve durumlar karşında farklı çözüm yolları geliştirebilmesi gerekir. Adaptasyon ve esneklik iş yaşamında olması gereken özelliklerdendir.DIŞ GÖRÜNÜŞ KİŞİLİĞİNİZİ YANSITSINDış görünüş, iş hayatında mutlak dikkat edilmesi gereken detaylardan biridir. Beden dili ve kıyafetlerin, kişiler ve kurumlararası ilişkilerde çok önemli olduğu bugüne kadar yapılmış çalışmalarda açık ve net bir şekilde ortaya konmuştur. Varlığınızı ve amacınızı daha iyi tanımlayabilmek ve anlatabilmek için muhakkak dış görünüşünüze dikkat edin.DENEYİM HER ŞEYDİRToplumlar, gelecek adına bir adım atarken ders alabilmek ve mevcut hataları tekrarlamamak için geçmişlerine bakıp ders alırlar. Bu noktada, geçmişin deneyiminden faydalanırlar. İnsanlar da gerek iş yerlerinde gerekse de sosyal ve özel hayatlarında sürekli olarak deneyimlerine başvururlar ve bu deneyim ölçüsünde davranışlarını şekillendirirler. Siz de iş hayatınızda, geçmiş tecrübelerinize sık sık başvurmayı ihmal etmeyiniz.YARATICI BİR BEYİN İŞ YAŞAMINDA BAŞARININ ÖNEMLİ BİR ANAHTARIDIRYazımızın buraya kadarki kısmı bir ölçüde ısınma turlarıydı. Şimdi en önemli başarı ölçütüne geçelim: yaratıcı olmak. Dünyayı değiştiren ya da değiştiremese bile dünyaya hatırı sayılır bir katkı sunan ve ismini tarihin sayfalarına yazdıran insanları bir düşünün. Sizce onlar neyi farklı yapıyorlardı? Cevap aslında çok basit; yaratıcılıklarını sadece işlerinde değil, hayatlarının her bir noktasında hakim bir güç haline getiriyorlardı. Yaratıcılık aynı zamanda ruh haline de mükemmel bir katkı sunar. Kişiyi daha ferah hissettirir. Baskısını azaltır. Şimdi masanızda otururken kendinize bir söz verin; hemen şu andan başlayarak, hayatınızın her aşamasında daha yaratıcı olmaya çalışın.İŞTE KISA MOLALAR VERMEYİ İHMAL ETMEYİNİnsan beyni, bir robotun işlemcisinden farklı olarak sürekli bir şeye odaklanmaya göre programlanmamıştır. Keşke öyle olsaydı ancak ne yazık ki öyle değil. Bu nedenle işler arasında kısa kısa molalar vermek ve arada bir temiz hava almak için terasa çıkmak faydalı olacaktır. Verdiğiniz molalarda iş ile alakalı bir şey düşünmeyin. Kendinizi rahatlatmak için bir tatil beldesinde ya da çok sevdiğiniz insanların yanında hayal edebilirsiniz. Bunu yapmak, işinize odaklanmanız için fayda sağlayacaktır.HATALARINIZI GÖZDEN GEÇİRİN VE MÜMKÜN OLDUĞUNCA DERS ALINNe demiş arabesk bir şarkı; "hatasız kul olmaz." Gerçekten öyle. İnsanın olduğu her yerde hata olur, bu durum gayet doğaldır. Ancak vücuda gelen bir hatanın ikinci bir defa tekrarlanmaması oldukça büyük bir önem arz eder. Bu nedenle kişinin arada bir kendisine bakıp hatalarından ders alması gerekmektedir. Hatta çoğu zaman bu bile yetmez. Çevrenize ve çevrenizdeki insanların yaşamlarını gözden geçirin. Onları dinleyin ve hayat öykülerinden olumlu ya da olumsuz dersler çıkarmaya çalışın.ÖN YARGILARINIZDAN SIYRILINİnsan yaşamı, ön yargılı olmak için çok kısa. Çünkü dünya üzerindeki insan sayısı kadar farklı yaşam alternatifi var ve bunların her biri benzersiz yaşamlar. Bu nedenle kimse aynı değildir. Öyle ki, iş tarzları ve yaşam alışkanlıkları da aynı değildir. Bunun farkına vararak ön yargılarınızdan mümkün olduğunca sıyrılın ve olayları tarafsız bir bakış açısı ve gerçeklikle görmeye çalışın. Kendinize sorular sorun.ENGELLERİ MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇEVRENİZDEN KALDIRINJaponların 5S kuralını daha önceki içeriklerimizde detaylarıyla anlatmıştık. Onların bu tekniği daha nitelikli bir çalışma ortamı için, çevrede çalışmaya engel teşkil edecek eşyaları kaldırmanızı ve sadeleştirmenizi öğütler. Dağınık bir çalışma ortamı dağının bir hafızaya yol açar. Bundan kurtulmak için çevrenizi mümkün olduğunca gereksiz araç gereçlerden sadeleştirmeye çalışın.İŞİNİZE DEĞER VERİNHer ne iş ile uğraşıyor olursanız olun, muhakkak işinize değer verin ve bir iş ahlakı çerçevesinde çalışma yöntemi geliştirin. İşinize saygı gösterin. Bir yönetici olsanız da, normal bir işçi olsanız da işinizi en iyi şekilde yapmaya çalışın. Yaptığınız işe değer katmanın yollarını arayın. Daha sonrasında başarı zaten ister istemez gelecektir.İş yaşamında başarılı olmanın anahtar kurallarını sıraladık. Bu kurallar, üzerinde tartışmaya gerek duyulmayacak şekilde standart kurallardır. İş hayatında başarılı olmanın yanında, çalışılan işte mutluluğu da beraberinde getirmektedir.

1 Haziran 2021, 13:15

Kadınların Hoşlanma Belirtileri Nelerdir?

Duygularını gizleme konusunda oldukça yetenekli olan kadınlar hakkında en çok merak edilen konuların başında, kadınların hoşlanma belirtileri yer alıyor. Peki kadınların hoşlanma belirtileri nelerdir? İşte detaylar...Bir kadının aşık olduğunda nasıl belirtiler gösterdiği yüzlerce yıldır tartışılagelen konulardan biridir. Bu belirtiler, kişiden kişiye değişiklik gösterebileceği gibi kültürden kültüre de değişiklik gösterebilir. KADINLARIN HOŞLANMA BELİRTİLERİ NELERDİR?Kimi kadınlar, hoşlandığını direkt olarak karşısındaki insana gösterirken kimi kadınlar da gizler ve karşısındaki insanın sevgisini keşfetmesini ister. Peki kadınların hoşlanma belirtileri nelerdir? Vücut hareketleri ve davranışlarıyla hoşlandıklarını nasıl belli ederler?GÖZLERİNİ HOŞLANDIĞI İNSANA SABİTLERLERBir kadın, hoşlandığı ya da aşık olduğu insanın söylediği her detayı, ağzından çıkan her kelimeyi dinlemek ister. O an zaman durur. Bakışlar karşısındaki insana odaklanır. Başka hiçbir detay önemli değildir. Dünyada, karşısındaki insan dışındaki her şeye yabancılaşmıştır. Konuşmanız bittiğinde, karşınızdaki kadının size cevap vermesini beklersiniz. Ancak o bir süre cevap veremez. Çünkü cümlelerini hızlı bir şekilde toparlamakta güçlük çeker.HOŞLANDIĞI KİŞİNİN YANINDA RAHAT DURAMAZLARHoşlanan kadın, hoşlandığı kişinin karşısında istese de rahat davranışlar sergileyemez. Zira sürekli gergin bir haldedir. Yenik hissetmek istemezler. Bu durum, onların daha sert ve daha gergin görünmelerine yol açar. İlk itirafı karşısındaki insandan duymak isterler.ORTAMA SESSİZLİK HAKİM OLURKadınlar, aşık oldukları ya da hoşlandıkları kişinin karşısındayken sorulan sorulara anında cevap vermezler çünkü o sırada, iç dünyalarında, zihinlerinde binlerce farklı düşünce dönüp duruyordur. Bu sessizlik anları bazen öylesine uzar ki, gerginliğe evrilir. Heyecan karşısında adrenalin yükselir.MANTIĞINI SESSİZCE BİR KENARI BIRAKIRKadın hoşlandığında, mantığını bir kenarı bırakır. Bunu bazen bilerek, isteyerek yapar bazen de tamamen istemsiz bir şekilde yapar. Ancak bir kadının mantıklı düşünememesi tek başına bir hoşlantı belirtisi değildir. Belki o gün kötü bir gün geçirmiştir, belki kafasında çok farklı düşünceler vardır ve bu nedenle odaklanamıyordur. Bu ihtimalleri her zaman hesaba katmak gerekmektedir.KENDİLERİNİ ÖZEL HİSSEDERLERTabii bu durum biraz da karşısındaki insana bağlıdır. Onun davranışları, kadınların kendilerini özel hissetmelerine yol açar. Kendisini özel hisseden kadın etrafına iyilik ve güzellik saçar. Her hareketi samimidir. Aşk ve sevgi, onlar için dünyadaki en güzel şeydir.İÇTEN GÜLERBir erkekten hoşlanan bir kadın, eğer hoşlandığı kişi de ona iyi ve içten davranıyorsa dünyanın en mutlu insanı olur. Etrafına neşe ve mutluluk saçar. Karşısındaki insanın ufacık bir gülücüğü bile onlar için çok önemlidir. Ancak bunları sevdiği insana hiçbir zaman söylemez, karşılarındaki insanın fark etmesini isterler. Arka planda, ses tonunuzu, giyiminizi, hatta yürüyüşünüzü bile yorumlarlar.ARAYA UZUN ZAMAN GİRMESİNE TAHAMMÜL EDEMEZLERKadınlar, hoşlandıkları erkeklerin daima yanlarında olmasını isterler. Araya uzun zaman girmesine izin vermezler, sürekli olarak yazar ve ararlar. Eğer verdiği değeri hakettiğinizi düşünüyorsa ayrılık durumlarında bile sizi aramaya devam ederler. Yeter ki onları incitmeyin.

1 Haziran 2021, 11:56

Dijital Oyunlar Zararlı mı?

Günümüzde en popüler eğlence araçlarından biri dijital oyunlar. Peki, dijital oyunların zararları nelerdir? Dijital oyunlar bağımlı yapar mı?

1 Haziran 2021, 10:59

Kuvel Kalesini Kim Fethetti, Kuvel Kalesi Nerede?

Ekranlarda yayınlanan Uyanış: Büyük Selçuklu dizisinin sezon finali bölününde işlenen Kuvel Kalesi, seyircilerin Kuvel Kalesi'ne dair ayrıntıları araştırmasına sebep oldu. Dizinin sevenleri Kuvel Kalesi'nin tarihi önemini ve söz konusu kaleyi kim tarafından fethettiğini merak etmeye başladı. Araştırma konsu olan Kuvel Kalesi, Kveli Kalesi veya Kol Kalesi olarak da bilinmektedir. Peki, tarih boyunca büyük bir öneme sahip olan Kuvel kalesini kim aldı? Kuvel Kalesini Melikşah mı fethetti? gibi merak konusu olmuş sorularını haberimiz içerisinde yanıtını bulabilirsiniz.KUVEL KALESİ'Nİ KİM ALDI?Kveli Kalesi veya Kuveli ile birlikte Kol Kalesi olarak da bilinen Kuvel Kalesi, Türkiye sınırları içerisinde olan Yalnızçam Dağları'nın zirvesinde, Kolköy Köyü'nde yer alan Orta Çağ Gürcü kalesidir. "Kol" adı dilimize "Kveli" yahut "Kueli" sözcüklerinden gelmektedir.Kol Kalesi, tarihte ilk kez 10. yüzyılın başlarındaki Gürcü kaynaklarında ismi geçmektedir. 16. yüzyıl içerisinde Osmanlı İmpratorluğu'nun ele geçirmiş olduğu bu söz konusu kale, fethedilene kadar da Samtshe eyaletinin temel tahkimatı görevini karşılamaktaydı.KUVEL KALESİ NEREDE?Kol Kalesi, artık büyük bir ölçüde harap olup, günümüzde Gürcistan sınırına yakın konumlanan Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Ardahan ilinin Posof ilçesinde bulunan Kolköy köyündedir. Tarihte İlk defa 10. yüzyılın başlarında Gürcüce yazılmış olan haber metni içerisinde Stepane Mtbevari'nin Gürcü kaynaklarından Azerbaycan Emiri olan Yusuf Ibn Abi'l-Saj-Abu l'K'asim'in işgal ordusuna direniş merkezi olarak Gobron'un tutkusu ile birlikte sözü geçer. Bu kaynağa göre, Kol Kalesi 28 günlük kuşatma neticesinde düştü ve ayrıcalıklı bir Hristiyan olan Gürcü komutanı Gobron, İslam'a geçmeyi kabul etmediği için öldürüldü.KOL KALESİ'NİN STRATEJİK ÖNEMİ NEDİR?Kol Kalesi, stratejik konumu sebebi ile, tarih süresince pek çok askeri çatışma, savaş ve kuşatmalar yaşatmıştır. Kale 1040'lı yıllar içerisinde isyancı Gürcü Generali IV. Liparit'in kontrolüne geçmiş, fakat Liparit 1059 yılında Gürcistan Kralı IV. Bagrat tarafından yenilgiye uğratılmasının ardından geri alınmıştır. 1060'lı yıllarda ise kalenin eristavisi (yönetici veya dük) Cakeli Hanedanı'ndan Murvan'a verilmiş, fakat 1065 yılında Gürcü seferleri esnasında Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan'ın hakimiyetine geçmiştir. 1080 yılında, muhtemelen Revvadi/Mamlān kökenli olan Emir Ahmed yönetiminde olan Türkler, kale içerisinde mevzilenen Gürcistan Kralı II. Giorgi'yi mağlup etmişlerdir. 16. yüzyıl içerisinde Kol Kalesi, güneybatı Gürcistan'ın çoğu ile birlikte Osmanlı yönetimine alınmış ve geçmiş yıllardaki önemi azalmıştır.

31 Mayıs 2021, 17:17

Helenizm Ne Demek?

Milattan önce 4. yüzyıldan milattan önce 146 yılına kadar devam eden döneme Helenizm adı verilmektedir. Peki, Helenizm nedir? Helenistik düşünce ne demek?