Depreme karşı hazırlıksız yakalanmanın büyük risk taşıdığına dikkat çeken Japon Konutları CEO’su Okan Hocaoğlu, "Deprem anında ne manzara konuşulur ne de lokasyon. O anda insanların aklındaki tek şey, bulundukları yapının kendilerini ve ailelerini koruyup koruyamayacağıdır. Bu nedenle yapı güvenliği, konut tercihinde sonradan değerlendirilecek bir özellik değil, kararın merkezinde yer alması gereken temel bir unsur" dedi.
Uzmanlar, İstanbul başta olmak üzere deprem riski taşıyan bölgelerde yaşayan vatandaşların yapı güvenliğine daha fazla önem vermesi gerektiğini belirtirken, güvenli yapılaşma kültürünün yaygınlaşmasının toplum açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Prof. Dr. Naci Görür tarafından paylaşılan son risk değerlendirmeleri, deprem gerçeğinin ertelenemeyeceğini bir kez daha ortaya koyarken, güvenli yapıların ve bilinçli şehirleşmenin geleceğin en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam edeceği vurgulanıyor.
Hazırlıksız yakalanmak en büyük risk
Okan Hocaoğlu, "Deprem anında ne manzara konuşulur ne de lokasyon. O anda insanların aklındaki tek şey, bulundukları yapının kendilerini ve ailelerini koruyup koruyamayacağıdır. Bu nedenle yapı güvenliği, konut tercihinde sonradan değerlendirilecek bir özellik değil, kararın merkezinde yer alması gereken temel bir unsur. Prof. Dr. Naci Görür’ün açıklamaları toplumda farkındalık oluşturdu. Deprem riski yıllardır biliniyor ancak hazırlık konusunda aynı kararlılık gösterilemedi. Beklenen deprem değil, hazırlıksız yakalanmak korkutmalı. Çünkü deprem bu ülkenin gerçeği. Bizim kontrol edebileceğimiz şey depremin kendisi değil, ona ne kadar hazır olduğumuzdur. Güvenli şehirlerin temelini güvenli yapılar oluşturuyor. Bu nedenle yapı kalitesi, mühendislik standartları ve denetim süreçleri büyük önem taşıyor. Toplum da bu konuda daha bilinçli hareket etmesi gerekir" dedi.
Güvenli konut bir lüks değil, ihtiyaçtır
Güvenli konutun bir lüksten çok ihtiyaç olduğunu vurgulayan Okan Hocaoğlu, "Konut sahibi olmak bir yatırım kararı olabilir. Ancak güvenli bir konutta yaşamak temel bir insan ihtiyacıdır. İnsanlar yalnızca bugünü değil, çocuklarının ve torunlarının yaşayacağı geleceği de düşünmek zorundadır. Türkiye’nin yalnızca deprem gerçeğiyle değil, aynı zamanda köklü bir mimarlık ve mühendislik mirasıyla da anılması gerekir. Türk milleti tarih boyunca yalnızca devletler kuran bir millet olmadı. Aynı zamanda şehirler kuran, köprüler inşa eden, su yolları yapan ve asırlar boyunca ayakta kalan eserler ortaya koyan büyük bir medeniyetin temsilcisi oldu. Anadolu’nun dört bir yanında bulunan Selçuklu ve Osmanlı eserleri, Türk mühendisliğinin ve mimarlığının ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Mimar Sinan’ın eserlerine baktığımızda yalnızca taş ve beton görmüyoruz. Bir mühendislik anlayışı, bir medeniyet vizyonu ve insan hayatına verilen değeri görüyoruz" şeklinde konuştu.
Geçmişteki imkanların bugüne kıyasla çok daha sınırlı olduğunu hatırlatan Hocaoğlu, buna rağmen yüzlerce yıl ayakta kalan eserlerin ortaya konulduğunu belirtti. Hocaoğlu, "Atalarımızın sahip olduğu imkanlar bugünkü imkanlarımızın çok gerisindeydi. Buna rağmen bugün hâlâ ayakta duran eserler bıraktılar. Bizim ise çok daha gelişmiş teknolojilere, mühendislik hesaplarına ve yapı malzemelerine sahip olmamıza rağmen aynı hassasiyeti göstermemiz gerekiyor" diye konuştu.
Türk milletine yakışan güvenli eserler üretmektir
Hocaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Güvenli yapılar üretmek yalnızca bir sektör faaliyeti değil, aynı zamanda milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Türk milletine yakışan; günü kurtaran yapılar değil, gelecek nesillere güvenle bırakılabilecek eserler üretmektir. Geçmişten alınan ilham, geleceğin teknolojileriyle birleştirilmelidir. Türkiye, bu konuda önemli bir potansiyele sahip."
Güvenli yapılar geleceğin en büyük yatırımıdır
Konutların sadece bir yatırım aracı olmadığını aynı zamanda ailelerin güvenliğini temsil ettiğini belirten Hocaoğlu, "Güvenli yapılaşma anlayışını merkeze alan Japon Konutları, deprem güvenliği odaklı projeler geliştirmeye devam ediyor. İnsanların yıllarca çalışarak sahip oldukları konutlar yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda aileleri güvenliğini temsil ediyor. Bugün yapılan doğru mühendislik yatırımları, yarın binlerce insanın hayatını koruyabilir. Güvenli yapılar yalnızca bugünün değil, geleceğin de en büyük yatırımıdır. Deprem riski, yalnızca kamu kurumlarının veya sektör temsilcilerinin değil, toplumun tamamının ortak gündemi olması gerekir. Vatandaşların da yapı güvenliği konusunda daha bilinçli kararlar vermesi gerekir" ifadelerini kullandı.
Hocaoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Depremden sonra konuşmak yerine depremden önce harekete geçmeliyiz. Yapı güvenliği, şehir planlaması ve bilinçli konut tercihleri geleceğimizi belirleyecek. Deprem gerçeğini değiştiremeyiz ancak güvenli yapılarla riskleri azaltabiliriz."
JAPON KONUTLARI CEO'SU OKAN HOCAOĞLU VE PROF. DR. NACİ GÖRÜR