23.06.2026-11:56 (Son Güncelleme:23.06.2026-13:52)

MTA yeni diri fay haritasını paylaştı: Prof. Dr. Naci Görür’: "Fay sayısı arttıysa deprem sayısı da artacak"

MTA, 13 yıl aradan sonra "Türkiye Diri Fay Haritası-2026" sürümünü yayımladı. Prof. Dr. Naci Görür, "Fay sayısı arttıysa deprem sayısı da artacak" dedi.

>Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü, 13 yıl aradan sonra "Türkiye Diri Fay Haritası-2026" sürümünü yayımlayarak aktif diri fay sayısının 485’ten 700’e yükseldiğini duyurdu. Gelişmeyi Haber365'e değerlendiren yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, bu artışın deprem sıklığını doğrudan etkileyeceğini belirterek, "500 fay varken 700 olduğu ortaya konuluyorsa deprem sayısı kesin artar. Sadece ev yapmakla, kentsel dönüşümle bu iş olmaz." dedi.

Prof. Dr. Görür, hazırlıkların sadece bina yenilemeye odaklanmasının eksik bir yaklaşım olduğunu belirterek, altyapıdan ekonomiye kadar uzanan bütünsel bir kent tasarımı yapılması gerektiğini vurguladı.

"Fayların sıklığı arttı, deprem sayısı kesinlikle artacak"

Haritadaki 215 yeni fay artışının Türkiye'deki deprem riskini doğrudan etkileyeceğini belirten Prof. Dr. Naci Görür şu ifadeleri kullandı:

"Bir alan düşünün; bu alan içerisinde 500 tane fay varken 700 fay olduğu ortaya konuluyor. Bu demektir ki fayların sıklığı, bulunduğu yerlerin miktarı artacak. Faylar da deprem üreteceğine göre, diri fay sayısının artışı deprem olasılığını ve sıklığını artırır. Tekerrür periyotları dolduğu zaman bu faylar deprem oluştururlar ve depremlerin sayısında, yerinde kesinlikle bir artış olur. Kaçışımız yok, bu harita bize net olarak bunu söylüyor."

"Üç beş ev yapmakla olmaz; metrolar, kanalizasyon, ekonomi sağlam mı?"

MTA Genel Müdürü Vedat Yanık’ın "Bu harita yerel yönetimler için temel kaynak olacak" açıklamasını hatırlattığımız Görür, kentlerin sadece binalardan ibaret olmadığını söyleyerek şu uyarıları yaptı:

"Biz bir deprem ülkesiyiz ve burada yaşamanın tek yolu deprem dirençli kentler oluşturmaktır. Ama bizde kentsel dönüşüm diye sadece 3-5 tane ev yapıyorlar. Bununla şehir kurtulmaz. Bir şehri dirençli yapmak için altı bileşeni; yönetimi, halkı, altyapıyı, yapı stokunu, çevreyi ve ekonomiyi aynı anda güçlendirmek zorundasınız.

Sabah mutfağa indiğinde suyunu açtığında 'tıs' diye ses çıkıyorsa, içme suyun akmıyorsa, kanalizasyonun çalışmıyorsa evin sağlam olmuş ne fark eder? Orada yaşayabilir misin? Soruyorum; bugün metrolarımız depreme sağlam mı? Bakanlık bunu açıklıyor mu? Sadece bina yıkılmaması yetmez, ekonomi çökerse o kent ölür. Kentin kalbine bakıp diğer organlarını umursamamak olmaz, insanı sadece kalp öldürmez."

"Bütün Türkiye alarmda olmak zorunda"

Türkiye'nin coğrafi konumuna dikkat çeken Görür, "Bizim memleketimiz ister istemez Alp-Himalaya dağ kuşağı üzerinde. Bu kuşak deprem üretir, kurtuluşu yoktur. Böyle aktif faylarla çevrili ülkelerde deprem olur, Türkiye de bunlardan biridir" dedi.

Yeni haritanın Marmara veya 6 Şubat depreminin vurduğu bölgeler için yeni bir uyarı getirip getirmediği sorusuna ise Görür, bölgesel ayrım yapmanın doğru olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Diri fay demek, eninde sonunda deprem üretecek demektir. Yeni haritada ne kadar yeni fay varsa, o kadar deprem olasılığı var demektir. Siz köyünüzü, kasabanızı, ailenizi, kentinizi deprem dirençli yapmazsanız korkarsınız. Korkmak zorundasınız. Eninde sonunda gelir o dert, o tasa sizi bulur. Ama deprem dirençli yerleşim alanlarını yaparsanız bu yine afet olur, ama afet sizi minimum zararla karşılar. O nedenle deprem dirençli kent yapmak zorunludur. Urfa’da mı, Ankara’da mı çok deprem olacak? sorusunun bir önemi yok. Çözüm ne? Ankara’yı da Urfa’yı da deprem dirençli yapmak. Başka türlü bu topraklarda bize sağlıklı bir yaşam hakkı vermezler."




beren.alpugan@haber365.com.tr