26.03.2026-18:01
(Son Güncelleme:26.03.2026-18:01)
“İsrail’in İran’dan sonraki hedefi Türkiye olabilir”
ABD’li yorumcu ve TYT sunucusu Ana Kasparian’ın, İsrail’in İran sonrasında rotasını Türkiye’ye çevirebileceği yönündeki sözleri uluslararası kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Kasparian’ın çıkışı, İsrail’de son dönemde Türkiye’yi “yeni stratejik tehdit” olarak gösteren siyasi söylemler ve güvenlik raporlarıyla birlikte değerlendiriliyor.
>Amerikalı siyasi yorumcu Ana Kasparian’ın, “İsrail’in İran’dan sonraki savaş planı hazır; bu savaş Türkiye’ye karşı olacak” yönündeki değerlendirmesi sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Söz konusu ifade, şu aşamada doğrulanmış bir resmi savaş ilanı ya da kamuya açıklanmış operasyon planı niteliği taşımıyor; ancak İsrail’de Türkiye’yi artan şekilde yeni bir bölgesel rakip olarak tanımlayan söylemler nedeniyle dikkat çekici bulunuyor.
>
Kasparian’ın çıkışının arka planında, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in 2026 Şubat ayında yaptığı açıklamalar öne çıkıyor. Bennett, Türkiye’yi “yeni bir stratejik tehdit” olarak nitelendirmiş, İsrail’in Tahran’dan gelen tehditlerle birlikte Ankara’ya dönük “husumeti” de eşzamanlı biçimde dikkate alması gerektiğini savunmuştu. Bu söylem, Türkiye-İsrail hattındaki gerilimin yalnızca diplomatik düzeyde değil, güvenlik stratejileri bağlamında da daha sert bir zemine taşındığını gösteren önemli işaretlerden biri olarak değerlendiriliyor.
>
Benzer şekilde, İsrail’de hükümet tarafından oluşturulan Nagel Komitesi’nin 2025 başında yayımlanan savunma ve güvenlik stratejisi değerlendirmesinde de Türkiye ile olası bir doğrudan çatışmaya hazırlık yapılması gerektiği yönünde ifadeler yer aldı. Jerusalem Post’ta aktarılan rapora göre komite, Türkiye’nin bölgesel etkisinin İsrail açısından daha yüksek gerilim üretebileceğini savundu ve savunma kapasitesinin buna göre güçlendirilmesini önerdi.
>
Öte yandan bölgedeki tablo sadece Türkiye başlığıyla sınırlı değil. Reuters’ın 19 Mart 2026 tarihli haberine göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran savaşı sonrası döneme ilişkin enerji ve bölgesel düzen tartışmalarını açık biçimde gündeme taşıdı; bu da Tel Aviv yönetiminin yalnızca mevcut çatışmaya değil, savaş sonrası jeopolitik mimariye de odaklandığını gösterdi. Bu çerçevede bazı yorumcular, İsrail’in İran sonrasında yeni stratejik denkleminde Türkiye’yi daha görünür bir rakip olarak konumlandırdığı görüşünü dile getiriyor.
>
Kasparian’ın sözleri bu nedenle tek başına bir “haber alarmı”ndan çok, İsrail içindeki bazı siyasi ve güvenlik çevrelerinde güçlenen tehdit algısının dışarıya yansıması olarak okunuyor. Şu an için teyit edilebilen unsur, İsrail’de bazı etkili isimlerin ve raporların Türkiye’yi açık biçimde stratejik rakip kategorisine yerleştirmeye başlamış olmasıdır; buna karşılık “Türkiye’ye karşı kesinleşmiş savaş planı” ifadesi henüz resmi olarak doğrulanmış değil.
>
Kasparian’ın çıkışının arka planında, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in 2026 Şubat ayında yaptığı açıklamalar öne çıkıyor. Bennett, Türkiye’yi “yeni bir stratejik tehdit” olarak nitelendirmiş, İsrail’in Tahran’dan gelen tehditlerle birlikte Ankara’ya dönük “husumeti” de eşzamanlı biçimde dikkate alması gerektiğini savunmuştu. Bu söylem, Türkiye-İsrail hattındaki gerilimin yalnızca diplomatik düzeyde değil, güvenlik stratejileri bağlamında da daha sert bir zemine taşındığını gösteren önemli işaretlerden biri olarak değerlendiriliyor.
>
Benzer şekilde, İsrail’de hükümet tarafından oluşturulan Nagel Komitesi’nin 2025 başında yayımlanan savunma ve güvenlik stratejisi değerlendirmesinde de Türkiye ile olası bir doğrudan çatışmaya hazırlık yapılması gerektiği yönünde ifadeler yer aldı. Jerusalem Post’ta aktarılan rapora göre komite, Türkiye’nin bölgesel etkisinin İsrail açısından daha yüksek gerilim üretebileceğini savundu ve savunma kapasitesinin buna göre güçlendirilmesini önerdi.
>
Öte yandan bölgedeki tablo sadece Türkiye başlığıyla sınırlı değil. Reuters’ın 19 Mart 2026 tarihli haberine göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran savaşı sonrası döneme ilişkin enerji ve bölgesel düzen tartışmalarını açık biçimde gündeme taşıdı; bu da Tel Aviv yönetiminin yalnızca mevcut çatışmaya değil, savaş sonrası jeopolitik mimariye de odaklandığını gösterdi. Bu çerçevede bazı yorumcular, İsrail’in İran sonrasında yeni stratejik denkleminde Türkiye’yi daha görünür bir rakip olarak konumlandırdığı görüşünü dile getiriyor.
>
Kasparian’ın sözleri bu nedenle tek başına bir “haber alarmı”ndan çok, İsrail içindeki bazı siyasi ve güvenlik çevrelerinde güçlenen tehdit algısının dışarıya yansıması olarak okunuyor. Şu an için teyit edilebilen unsur, İsrail’de bazı etkili isimlerin ve raporların Türkiye’yi açık biçimde stratejik rakip kategorisine yerleştirmeye başlamış olmasıdır; buna karşılık “Türkiye’ye karşı kesinleşmiş savaş planı” ifadesi henüz resmi olarak doğrulanmış değil.
DİĞER Dünya HABERLERİ