İsrail, İşgal Altındaki Batı Şeria Üzerindeki Kontrolünü Artırıyor
New York Times Gazetesi İsrail hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria’da kontrolünü artıran ve Yahudi yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran yeni adımlar attı. Güvenlik kabinesinin aldığı kararların Oslo Anlaşmaları’nı ve uluslararası hukuku ihlal ettiği belirtilirken, Filistin Yönetimi’nin yetkileri daha da sınırlandırılıyor. Eleştirmenler, bu hamlelerin İsrail’in Batı Şeria’yı fiilen ilhak etme sürecini hızlandırdığı görüşünde olduğunu yazı.
New York Times'ın haberine göre İsrail hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria’da kontrolünü genişleten ve Yahudi yerleşimcilerin bölgede arazi satın almasını kolaylaştıran tek taraflı adımlar attı. Eleştirmenler, bu düzenlemelerin Oslo Anlaşmaları’nı ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini, aynı zamanda fiili ilhak girişimlerini hızlandırdığını savunuyor.
Güvenlik kabinesinin aldığı kararlar, Filistinlilerin gelecekteki devletleri için talep ettiği topraklarda İsrail’in hakimiyetini artırırken, Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde idari yetkiye sahip olan Filistin Yönetimi’nin rolünü de zayıflatıyor. Uzmanlara göre bu adımlar, yıllardır sürdürülen “parça parça ilhak” stratejisinin bir devamı niteliğinde.
Kararlar, Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığındaki güvenlik kabinesinin pazar günü yapılan kapalı toplantısında alındı. Netanyahu değişiklikleri kamuoyuna duyurmazken, Batı Şeria politikasından sorumlu iki bakan toplantı sonrasında ayrıntıları paylaştı.
Bu isimlerden biri, uzun süredir Batı Şeria’daki İsrail varlığını genişletmeye yönelik adımlar atan aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich oldu. Smotrich, yaptığı açıklamada, “İsrail topraklarının her köşesinde köklerimizi derinleştiriyoruz ve bir Filistin devleti fikrini toprağa gömüyoruz” ifadelerini kullandı.
İsrail tarihinin en sağcı hükümetine liderlik eden Netanyahu’nun yönetimi, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırının ardından Filistinlilere yönelik tutumunu daha da sertleştirdi. Bu saldırı, Gazze’de iki yıldır süren savaşı tetiklemişti.
Uluslararası dikkatin büyük ölçüde Gazze’ye yoğunlaştığı bu süreçte İsrail, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerini hız kesmeden genişletti. Bölge İsrail ordusunun askeri yönetimi altında bulunurken, askeri operasyonlar 1967 Arap-İsrail Savaşı’ndan bu yana Batı Şeria’daki en büyük Filistinli sivil yerinden edilmelerine yol açtı.
Mısır, Ürdün, Türkiye, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de aralarında bulunduğu sekiz Arap ve Müslüman ülke, pazartesi günü yayımladıkları ortak açıklamayla İsrail’in son hamlelerini kınadı. Açıklamada, İsrail’in “yasadışı ilhak girişimlerini ve Filistin halkının yerinden edilmesini hızlandırdığı” belirtildi.
Filistin Yönetimi’nin ikinci en üst düzey yetkilisi Hüseyin eş-Şeyh, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunarak İsrail’in kararlarının derhal geri çekilmesini talep etti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü ise İsrail’e adımları geri alma çağrısında bulunarak, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki tüm İsrail yerleşimlerinin ve bunlara bağlı altyapının “uluslararası hukukun açık ihlali” olduğunu yineledi.
Arazi Satışları Kolaylaştırılıyor
Yeni düzenlemeler ağırlıklı olarak Yahudi yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştırmayı hedefliyor. Bu kapsamda, 1967 öncesinden kalan ve Batı Şeria’daki mülklerin yalnızca yerel, yani Filistinli sakinlere satılmasına izin veren yasa yürürlükten kaldırıldı.
Eleştirmenler, bu değişikliğin mali açıdan güçlü yerleşimci grupların, Filistinlilerin gelecekteki devlet sınırları içinde görmek istedikleri bölgelerde mülk edinmesine olanak tanıyacağını ve İsrail ordusunun İsraillileri koruma yükümlülüğü nedeniyle bu sürecin devlet politikasını fiilen şekillendireceğini savunuyor.
Güvenlik kabinesi ayrıca, arazi satışlarının tamamlanmasından önce alınması gereken “işlem izni” şartını da kaldırdı. Bu izinler, sahtecilik ve dolandırıcılık vakalarının önlenmesine yardımcı olurken, Savunma Bakanlığı’na hassas bölgelerdeki satışları engelleme yetkisi tanıyordu.
Bir diğer önemli değişiklik ise Batı Şeria’daki tapu kayıtlarının kamuya açılması oldu. Yerleşim hareketinin uzun süredir talep ettiği bu adım, bugüne kadar kapalı tutulan kayıtlar sayesinde mülk sahiplerinin tespit edilmesini zorlaştırıyordu.
Filistin Yönetimi yasalarına göre Yahudilere arazi satışı ölüm cezasıyla cezalandırılabildiği için, tapu kayıtlarının gizli tutulması Filistinli satıcıları olası yargılamalardan ya da daha ağır sonuçlardan koruyordu.
Filistin Yönetimi’nin Yetkileri Zayıflatılıyor
Yeni kararlar, Filistin Yönetimi’nin yetkilerini başka alanlarda da sınırlandırıyor. Oslo Anlaşmaları Filistin Yönetimi’ne Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 40’ında idari kontrol hakkı tanımıştı. Ancak yeni düzenlemelerle bu bölgelerdeki kültürel miras, arkeolojik alanlar, çevresel riskler ve su ihlalleri konularında yetki İsrail denetim kurumlarına devrediliyor.
İsrail yanlısı olmayan Peace Now adlı sivil toplum kuruluşundan Hagit Ofran, bu bölgelerde Filistinlilere ait yapıların İsrail tarafından yıkılabilmesine olanak tanıyan kararları “sert ve acımasız” olarak nitelendirdi.
El Halil’de (Hebron), kentin merkezinde bulunan küçük ama etkili Yahudi yerleşimi nedeniyle, planlama ve inşaat yetkileri Filistinli belediyeden alınarak İsrail ordusuna devredildi. Eleştirmenler, bu adımın Müslümanlar ve Yahudiler için kutsal olan İbrahim Camii (Makpela Mağarası) çevresinde Filistinlilerin onayı olmadan değişikliklere yol açabileceğini belirtiyor.
Benzer şekilde, Beytüllahim’de Rahel’in Mezarı’nı yönetecek yeni bir kurum kuruldu. Bu yapı, söz konusu alan ve bitişiğindeki Yahudi din okuluna devlet kaynaklarının aktarılmasının önünü açıyor.
“İlhak Demeden İlhak”
Eski İsrail askeri istihbarat yetkilisi ve analist Michael Milshtein, hükümetin bu adımlarla açıkça “ilhak” kelimesini kullanmadan aynı hedefe ilerlediğini söyledi. Milshtein’e göre bu, Washington’la doğrudan bir çatışmadan kaçınırken Smotrich’in gündemini hayata geçirmenin örtülü bir yolu olabilir.
Askeri emirlerin imzalanmasının ardından kararların İsrail Yüksek Mahkemesi’ne taşınması bekleniyor. Ancak uzmanlara göre bu adımların iptal edilme ihtimali düşük.
En geç 27 Ekim’e kadar yapılması gereken genel seçimler öncesinde Smotrich’in, görevdeki son aylarını Batı Şeria üzerindeki İsrail kontrolünü kalıcı hale getirmek için kullandığı belirtiliyor.
Uluslararası hukuk, işgalci bir gücün yalnızca güvenlik gerekçeleriyle ya da yerel halkın yararına olacak şekilde yasa değişikliği yapmasına izin veriyor. Uzmanlara göre, arazi satışlarını serbestleştiren bu düzenlemeler Filistinlilerin yararına değil.
Milshtein, “Uluslararası hukuk Batı Şeria’yı işgal altındaki toprak olarak tanımladığı sürece, İsrail’in burada dilediğini yapması mümkün değil” dedi.
Hükümetin adımlarını destekleyen yerleşimci temsilcileri ise, Yahudilerin arazi satın almasının önündeki engellerin kaldırılmasını ayrımcılığın sona ermesi olarak savunuyor.
Kaynak: New York Times