10.02.2026-11:15 (Son Güncelleme:10.02.2026-13:38)

Sultan II. Abdülhamid, vefatının 108. yılında yad ediliyor

Osmanlıyı 33 yıl daha ayakta tutan Sultan II. Abdülhamid, vefatının 108. yılında yad ediliyor.

>Tahta çıktıktan kısa bir süre sonra Sultan II. Abdülhamid döneminde, Osmanlı Devleti’nin ilk anayasası olan Kanun-ı Esasi 23 Aralık 1876’da ilan edildi. II. Abdülhamid, tahta geçtiğinde devlet hem içeride hem de dışarıda çok sayıda ciddi sorunla karşı karşıyaydı.


Rusya’nın Balkanlar’daki taleplerini içeren Londra Protokolü, 31 Mart 1877’de Sultan II. Abdülhamid’in isteğiyle Meclis’te görüşülüp reddedildi. Bunun üzerine Rusya, 24 Nisan 1877’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. 93 Harbi olarak bilinen bu savaşta, Gazi Osman Paşa’nın Plevne’deki ve Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın doğudaki başarıları, savaşın genel seyrini değiştirmeye yetmedi. Osmanlı orduları cephelerden çekilirken, on binlerce Müslüman-Türk muhacir İstanbul ve Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldı.


Meclis ile yaşanan anlaşmazlıklar sonucunda Sultan II. Abdülhamid, anayasanın kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak 13 Şubat 1878’de Meclis-i Mebusan’ı süresiz olarak tatil etti. Ancak bu karar, meşrutiyet ve anayasadan vazgeçildiğine dair bir açıklama ile birlikte gelmedi.


Savaşın ardından Osmanlı Devleti, 3 Mart 1878’de Rusya ile ağır şartlar içeren Ayastefanos Antlaşması’nı imzaladı. Bunu, 13 Temmuz 1878’de imzalanan Berlin Antlaşması izledi. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti hem toprak kayıpları yaşadı hem de Rusya’ya savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.


Çırağan Vakası sonrasında ve devletin içinde bulunduğu durum nedeniyle Sultan Abdülhamid, güçlü bir hafiye ve istihbarat teşkilatı kurdu. Dış politikada karşılaşılan zorluklar ve yabancı devletlerin iç meselelerde etkili olmaya çalışması, padişahı daha sıkı bir yönetim anlayışına yöneltti.


Devletin toparlanabilmesi için zamana ihtiyaç olduğuna inanan II. Abdülhamid, ağır savaşlardan kaçınmayı temel bir politika haline getirdi. Ekonomik alanda ise kendisinden önceki dönemlerden devralınan dış borçların tasfiyesine öncelik verdi. Bu kapsamda Avrupalı alacaklıların temsilcileriyle 20 Aralık 1881’de yapılan anlaşma ile Muharrem Kararnamesi ilan edildi. Bu kararla, belirli devlet gelirlerini toplama yetkisi Düyun-ı Umumiye’ye verildi.


İslam dünyasıyla bağlarını güçlendirmeyi temel siyasetlerinden biri haline getiren Sultan Abdülhamid, Almanya’dan aldığı destekle 1888’de Haydarpaşa-İzmit Demiryolu Hattı’nı Ankara’ya kadar uzattı. 1902’de Ankara-Bağdat Demiryolu’nun yapımı için Almanlarla anlaşmaya varıldı. Ayrıca Şam’dan Mekke’ye uzanan Hicaz Demiryolu inşa ettirildi.


II. Abdülhamid’in en başarılı olduğu alanlardan biri dış politika oldu. Temel hedef, imparatorluğun barış içinde varlığını sürdürmesini sağlamaktı. Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki çıkar çatışmalarını ustalıkla değerlendiren padişah, hiçbir devletle kalıcı bir ittifaka girmedi ve büyük güçleri mümkün olduğunca birbirinden uzak tutmaya çalıştı.


Halifelik makamını Osmanlı padişahları arasında en etkin kullanan isim II. Abdülhamid oldu. Güney Afrika ve Japonya gibi uzak coğrafyalara din alimleri göndererek İslamiyet’in yayılması için çaba gösterdi ve sömürgeci devletlere karşı mücadele yürüttü.


Sultan Abdülhamid’in direndiği önemli meselelerden biri de Filistin konusu oldu. Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasını hedefleyen Siyonistler, Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını ödemeyi teklif etti. Ancak Sultan II. Abdülhamid bu teklifi reddetti ve Yahudilerin Filistin’e yerleşmesini engellemek amacıyla çeşitli tedbirler aldı.


Balkanlar’daki gelişmelerin ardından Türk subaylarının baskısıyla II. Abdülhamid, Kanun-ı Esasi’yi 23 Temmuz 1908’de yeniden yürürlüğe koydu. Bu kararın ardından Osmanlı Devleti hızla çözülme sürecine girdi. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu 5 Ekim 1908’de Bosna-Hersek’i işgal etti, Bulgaristan aynı gün bağımsızlığını ilan etti ve Girit bir gün sonra Yunanistan’la birleştiğini açıkladı.


Rumi takvime göre 31 Mart’ta, Miladi 13 Nisan 1909’da İstanbul’da ayaklanma başladı. Olaylar 11 gün boyunca kanlı şekilde sürdü. Selanik’ten gelen Hareket Ordusu’nun 23-24 Nisan gecesi İstanbul’a girmesiyle ayaklanma bastırıldı.


II. Abdülhamid, kendisine bağlı Birinci Ordu’nun Hareket Ordusu’na karşı kullanılmasına yönelik teklifleri reddetti ve Müslümanların halifesi olarak Müslüman’ı Müslüman’a kırdıramayacağını ifade etti.


27 Nisan 1909’da Said Paşa başkanlığındaki Meclis-i Umumi, Sultan II. Abdülhamid’in saltanat ve hilafetine son verilmesine karar verdi. Türk, Ermeni, Yahudi ve Arnavut milletvekillerinden oluşan heyet Yıldız Sarayı’na giderek kararı padişaha tebliğ etti.


Tahttan indirildiği gece, Sultan II. Abdülhamid aile fertleri ve görevlilerden oluşan 38 kişiyle birlikte Sirkeci’den trenle Selanik’e gönderildi. Selanik’te Alatini Köşkü’ne yerleştirilen Abdülhamid, düşman kuvvetlerin şehre yaklaşması üzerine İstanbul’a getirilerek Beylerbeyi Sarayı’na yerleştirildi ve hayatının son yıllarını burada geçirdi.


10 Şubat 1918 Pazar günü vefat eden Sultan II. Abdülhamid’in cenazesi, Divanyolu’nda bulunan II. Mahmud Türbesi’ne defnedildi.


Sultan II. Abdülhamid döneminde eğitim, bayındırlık ve tarım alanlarında önemli reformlar gerçekleştirildi. 1876-1908 yılları arasında ilkokul sayısı 200’den 4-5 bine, sübyan mektepleri 10 bine, rüştiyeler 250’den 600’e, idadiler 5’ten 104’e yükseldi. Darülmuallimin sayısı 32’ye ulaştı. Tarım, maliye, hukuk, baytarlık, ticaret ve ziraat alanlarında çok sayıda meslek okulu açıldı.


Sporun toplumsal bir kültür haline gelmesi de bu dönemde gerçekleşti. Bugün Türk futbolunun üç büyük kulübü olan Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş, Sultan II. Abdülhamid’in saltanat yıllarında kuruldu.


II. Abdülhamid, başta İstanbul olmak üzere imparatorluğun birçok şehrini kapsayan değerli fotoğraf albümleri hazırlattı. Haydarpaşa Tıbbiyesi, Şişli Etfal Hastanesi ve Darülaceze gibi kurumlar sağlık ve sosyal yardım alanında attığı önemli adımlar arasında yer aldı.


Ticaret, ziraat ve sanayi odaları kuruldu; çeşitli şehirlerde atlı ve elektrikli tramvaylar, düzenli rıhtımlar yapıldı. Hicaz ve Basra’ya kadar telgraf hatları çekildi. Tahta çıkışının 25. yılı anısına Osmanlı’nın birçok kentinde saat kuleleri inşa edildi.


Askeri rüştiyeler ve idadilerin sayısı artırıldı, ordu yeni silahlarla donatıldı. Hukuk alanında ceza ve ticaret usulü kanunları çıkarıldı, polis teşkilatı Batı örneklerine göre yeniden düzenlendi.


Batı müziği, opera ve tiyatroya ilgi duyan Sultan II. Abdülhamid, saray harcamalarında ise son derece titiz davrandı; masrafları kısarak sade bir yaşam sürdürdü.

arif.kubas@haber365.com.tr