Enstitü Sosyal, Üsküdar'daki merkezinde "Türkiye'de Demografik Eşik" adlı bir panel düzenleyerek, demografik eşiğin göstergeleri, doğurganlık ve toplumun geleceği üzerine derinlemesine bir tartışma yürüttü.
Panelde görüşlerini paylaşan Nursen Tekgöz, Türkiye'de aile, ebeveynlik ve çocuk sahibi olma algısının genel olarak olumlu olduğunu, ancak iş deneyimi konularında yaşanan yapısal sorunların bu algıyı olumsuz etkilediğini belirtti. Tekgöz, "Türkiye'de aile yapısına dair algı pozitif ancak ekonomik baskılar ve bakım sorumlulukları gibi maddeler, bu deneyimleri zorlaştırıyor," dedi.
Panelde yer alan Rumeysa Hafızoğlu, Türkiye'nin demografik eşik noktasına bir anda gelmediğini, bu sürecin arka planının 1960'lardan beri sürdüğünü ifade etti. Farklı dönemlerde uygulanan antinatalist politikaların etkisiyle Türkiye'nin doğum oranları üzerindeki olumsuz etkilerin oluştuğuna dikkat çekti.
Hafızoğlu, doğum oranlarının düşmesi durumunda yaşanabilecek krizlerin olabileceğini ve genç nüfusa olan ihtiyacın artacağını vurgulayarak, "Eğer doğum adetlerini arttıramazsak, emeklilik krizine gidebiliriz," ifadelerini kullandı.
Hafızoğlu, medya tarafından oluşturulan negatif algının aile yapısını etkilediği ve bireylerin çocuk sahibi olma kararını zorlaştırdığını belirtti. Medyada yer alan olumsuz temalar ve aile kavramının kötüleşmesi, bireylerin çocuk sahibi olma konusunda tereddüt yaşamasına neden oluyor.
Panel, Dr. Selçuk Aydın'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilirken, araştırmacı Talip Yiğit de demografik dönüşüm ile ilgili önemli noktaları katılımcılarla paylaştı. Vuğulama, uluslararası örneklerle desteklenen önerilerde bulundu.

Enstitü Sosyal, Üsküdar'daki merkezinde "Türkiye'de Demografik Eşik" başlıklı panel düzenledi. Panele araştırmacı Doç. Dr. Talip Yiğit (solda) Enstitü Sosyal Toplum Araştırmacısı Nursen Tekgöz (sağ 2) ve Enstitü Sosyal Toplum Araştırmaları biriminden Rumeysa Hafızoğlu (sol 2) katıldı.