Savaş Sonrası Dengeler Değişiyor: Türkiye Bölgesel Olarak Kilit Noktasında

İsrail basınında yer alan bir değerlendirmede, ABD/İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın ardından bölgesel dengelerde değişim yaşanacağına dikkat çekildi. Haaretz gazetesi, bu süreçte bölge ülkelerinin ABD’ye olan bağımlılıklarını azaltma eğilimine gireceğini aktarırken, Türkiye’nin ise oluşacak yeni güvenlik mimarisinde öne çıkan ve belirleyici bir aktör haline geleceğini vurguladı.

05.04.2026-11:01 - (Son Güncelleme: 05.04.2026-11:01)
Savaş Sonrası Dengeler Değişiyor: Türkiye Bölgesel Olarak Kilit Noktasında

Haaretz gazetesinde, Hayfa Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Araştırmaları Bölümü’nden Elad Giladi imzalı "İran Savaşı yeni bir bölgesel düzen yaratabilir, daha az ABD, daha çok Türkiye" başlıklı analiz yayımlandı.

Analizde, savaşın etkisiyle bölge ülkelerinin savunma stratejilerinde köklü bir dönüşüm yaşandığına dikkat çekilerek, kapalı kapılar ardında yürütülen diplomatik temaslarda ABD’ye olan güvenlik bağımlılığını "en aza indirme" yollarının arandığı ifade edildi. Özellikle Körfez ülkelerinin güvenlik ve ittifak arayışlarını yeniden şekillendirme sürecinde olduğu vurgulanırken, "Türkiye bu düşüncenin geliştirilmesinde kilit bir rol oynuyor gibi görünüyor." değerlendirmesine yer verildi.

Türkiye’nin son dönemde Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilişkilerini stratejik bir seviyeye taşıdığına işaret edilen yazıda, 19 Mart’ta Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanları arasında gerçekleştirilen dörtlü zirvenin, bu yeni yönelimin en somut göstergelerinden biri olduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın daha önce dile getirdiği "Bölge ülkeleri kendi sorunlarını çözmezse dış güçler kendi çıkarlarını dayatır." yaklaşımının Riyad başta olmak üzere Körfez başkentlerinde karşılık bulduğuna değinilen analizde, Türkiye’nin gelişmiş savunma sanayisinin Körfez ülkeleri açısından ABD’ye alternatif bir "güvenlik çeşitlendirmesi" sunduğuna dikkat çekildi.

ABD’ye güvenlik bağımlılığını tamamen sonlandırmak yerine kademeli olarak azaltma eğiliminin öne çıktığı belirtilen yazıda, Körfez ülkelerinin Washington ile bağlarını koparmak istemediği ancak ABD’yi artık "tek güvenlik garantörü" değil, bir "partner" olarak konumlandırmayı hedeflediği ifade edildi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın, Türkiye’nin bölgedeki etkisini artırabilecek bir dönüm noktası olduğuna işaret edilen analizde şu değerlendirmeye yer verildi:

"Savaşın yalnızca İsrail ile İran arasındaki caydırıcılık dengesiyle değil, aynı zamanda Körfez ülkelerinin ABD’ye olan güvenlik bağımlılıklarını ihtiyatlı ve kademeli biçimde azaltarak, içeriden inşa edilen bir bölgesel düzen arayışına yöneldiği bir an olarak hatırlanması muhtemeldir."

Körfez ülkelerinin misilleme riskleri nedeniyle İran konusunda İsrail’le benzer endişeler taşıdığı belirtilen yazıda, buna karşın bu ülkelerin Tel Aviv ile aynı siyasi blokta görünmekten kaçındığı aktarıldı. Bu durumun, Türkiye’nin merkezinde şekillenen yeni bölgesel düzende İsrail’in "denklem dışında kalmasına" yol açabileceği yorumuna da yer verildi.

YORUM YAZ!..
Modal