Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov, Vladimir Putin ile Donald Trump arasında gerçekleştirilen kritik telefon görüşmesine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmenin oldukça geniş bir gündemi kapsadığı belirtilirken, temasların genel olarak “dostane ve yapıcı” bir atmosferde geçtiği ifade edildi.
Uşakov’un aktardığına göre görüşmenin başlangıcında Putin, 25 Nisan’da Washington’daki Washington Hilton Oteli’nde Trump’a yönelik gerçekleştirilen suikast girişimine değinerek geçmiş olsun dileklerini iletti. Putin’in, siyasi suikastların her türüne karşı olduğunu vurguladığı ve bu tür saldırıları kesin bir dille kınadığı ifade edildi. Görüşmenin bu bölümü, iki lider arasında diplomatik nezaketin öne çıktığı bir başlangıç olarak değerlendirildi.
Görüşmenin en önemli başlıklarından biri ise Orta Doğu’da artan gerilim ve özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan kriz oldu. Putin’in, Trump’ın İran ile ateşkesi uzatma kararını olumlu bulduğunu dile getirdiği aktarıldı. Bu kararın müzakereler için kritik bir fırsat sunduğunu belirten Putin, diplomasiye alan açılmasının bölgesel istikrar açısından hayati olduğunu vurguladı. Aynı zamanda Rus liderin, ABD ve İsrail’in yeniden askeri güç kullanması durumunda bunun sadece İran ve komşu ülkeleri değil, tüm uluslararası sistemi etkileyecek ciddi ve geri dönülmesi zor sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunduğu ifade edildi. Özellikle olası bir kara harekâtının son derece tehlikeli ve kabul edilemez bir adım olacağına dikkat çekildi.
Rusya’nın krizin çözümüne yönelik yaklaşımına da değinen Uşakov, Moskova’nın diplomatik çabalara aktif destek vermeye hazır olduğunu vurguladı. Bu kapsamda Rusya’nın, İran’ın nükleer programı etrafındaki anlaşmazlıkları çözmek amacıyla çeşitli öneriler sunduğunu belirtti. Uşakov, Rusya’nın yalnızca ABD ile değil, aynı zamanda İran temsilcileri, Basra Körfezi ülkeleri ve İsrail ile de temaslarını sürdürdüğünü ifade ederek, çok taraflı diplomasi yürütüldüğünü ortaya koydu. Bu süreçte taraflar arasında diyalog kanallarının açık tutulmasının öncelik olduğu belirtildi.
Görüşmenin bir diğer önemli gündem maddesi ise Ukrayna’daki savaş oldu. Uşakov, Trump’ın Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmanın yakın olduğuna inandığını söylediğini aktarırken, ABD tarafının bu süreçte hem Moskova hem de Kiev ile temaslarını sürdürmeye devam edeceğini dile getirdiğini belirtti. Trump’ın, savaşın daha fazla uzamasının önlenmesi gerektiğini vurguladığı ifade edildi.
Putin’in ise cephe hattındaki son duruma ilişkin detaylı bilgi verdiği aktarıldı. Rus liderin, Rus birliklerinin stratejik bölgelerde kontrolü elinde tuttuğunu ve Ukrayna’nın saldırılarını geri püskürttüğünü söylediği belirtildi. Ayrıca Putin’in, 2025 yılı başından bu yana Rusya’nın Ukrayna’ya 20 binden fazla asker cenazesi teslim ettiğini dile getirdiği kaydedildi. Görüşmede, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy yönetiminin politikalarına yönelik eleştirilerin de gündeme geldiği, her iki liderin de Avrupa’nın desteğiyle çatışmanın uzatıldığı yönünde benzer değerlendirmelerde bulunduğu aktarıldı.
Uşakov ayrıca, Putin’in Ukrayna’nın Rusya topraklarında sivil hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini ve bunun “terörist yöntemler” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ifade ettiğini belirtti. Bu söylem, Moskova’nın mevcut çatışmaya bakış açısını bir kez daha ortaya koydu.
Görüşmede dikkat çeken bir diğer başlık ise ateşkes ihtimali oldu. Uşakov, Putin’in 9 Mayıs’ta kutlanacak Zafer Günü kapsamında Ukrayna’ya yönelik geçici bir ateşkes ilan etme fikrini Trump’a ilettiğini açıkladı. Trump’ın da daha önceki Paskalya ateşkesine olumlu yaklaştığını ve bu tür girişimleri desteklediğini ifade ettiği aktarıldı. Putin’in, askeri hedeflerden vazgeçilmeden de müzakereler yoluyla sonuca ulaşılabileceğini vurguladığı belirtildi.
Görüşmenin son bölümünde ise Rusya ile ABD arasındaki ikili ilişkiler ele alındı. Uşakov, her iki tarafın da özellikle Ekonomi ve enerji alanlarında karşılıklı fayda sağlayabilecek iş birliklerinin büyük bir potansiyele sahip olduğunu dile getirdiğini söyledi. Bu durumun, iki ülke arasında gelecekte daha yapıcı ilişkilerin kurulabileceğine dair bir işaret olarak yorumlandığı ifade edildi.