Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz, Kızılırmak Deltası'nın, Türkiye'deki önemli sulak alanlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu alan, sadece biyoçeşitlilik açısından değil, aynı zamanda çevresel koruma çalışmaları ile de dikkate değer bir konumdadır.
Prof. Dr. Yavuz, dünyanın kara yüzeyinin yaklaşık yüzde 6’sını oluşturan sulak alanların, bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 40’ına ev sahipliği yaptığını vurguladı. Bu alanlar, taşkın kontrolü sağlama ve karbon tutma gibi kritik ekosistem hizmetleri sunuyor.
Ülkede, 14 sulak alanın RAMSAR Sözleşmesine taraf olduğunu ifade eden Yavuz, mevcut durumun kaygı verici olduğunu belirtti. Hızla azalan sulak alanlar, yanlış tarım uygulamaları ve artan şehirleşme nedeniyle tehdit altındadır. 1900'lerin başından bu yana dünya sulak alanlarının %64’ü kaybedildi.
Kızılırmak Deltası, Avrupa'daki önemli sulak alanlar arasında yer almakta. Burada 600 civarında bitki türü bulunmakta ve yerel halk tarım ve hayvancılık faaliyetleri sürdürüyor.
UNESCO geçici listesinde yer alan tek sulak alan olan Kızılırmak Deltası, birçok kuruluşun araştırmalarına ev sahipliği yapıyor. Prof. Dr. Yavuz, burada 360 kuş türü bulunduğunu ve bu türlerin yaşam döngülerinin bir kısmını bu alanda sürdürdüğünü açıkladı.
Deltada, kum zambağı, göl soğanı gibi nadir bitkiler ile elmabaş patka gibi nesli tehlikede olan kuş türleri yaşamaktadır. Kızılırmak Deltası, bu türler için hayati öneme sahip bir yaşam alanı sunuyor.

Kızılırmak deltası, zengin biyoçeşitliliğiyle önemli sulak alanlar arasında yer alırken hem bu zenginliğin korunması hem de yöre halkının faaliyetlerini devam ettirmesi için koruma çalışmaları sürdürülüyor. Deltada yaşayan türler arasında nadir görülen saz horozları da bulunuyor.