Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın Kudüs Valiliği kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre, İsrail güçleri işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Sevahira beldesine sabah saatlerinde baskın düzenledi. Bölgede yoğun askeri hareketlilik yaşanırken, İsrail askerlerinin Filistinlilere ait bir eve yönelik yıkım gerçekleştirdiği bildirildi.
Haberde, baskın sırasında İsrail güçlerinin Filistinli Mustafa Abdulgani Zeatira’ya ait iki katlı bir konutu hedef aldığı ve yapının “ruhsatsız” olduğu gerekçesiyle tamamen yıkıldığı aktarıldı. Yıkımın kısa sürede tamamlandığı, evin kullanılamaz hale geldiği ve çevredeki Filistinlilerin olay nedeniyle tedirginlik yaşadığı ifade edildi.
İsrail makamları, işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da Filistinlilere ait yapıları sıklıkla “ruhsatsız inşa” iddiasıyla yıkıyor. Filistin tarafı ise bu uygulamaların sistematik bir politika haline geldiğini ve Filistinlilerin kendi topraklarında yapı inşa etmelerini ciddi şekilde kısıtladığını belirtiyor.
Özellikle Batı Şeria’nın “C bölgesi” olarak adlandırılan ve Oslo Anlaşmaları çerçevesinde idari ve güvenlik kontrolünün büyük ölçüde İsrail’e bırakıldığı alanlarda, Filistinlilerin inşaat izni almasının son derece zor olduğu vurgulanıyor. Filistinli yetkililer ve insan hakları kuruluşları, izin süreçlerinin hem uzun hem de büyük ölçüde sonuçsuz kaldığını, bu nedenle birçok yapının “ruhsatsız” sayılarak yıkıma maruz kaldığını ifade ediyor.
1995 yılında imzalanan İkinci Oslo Anlaşması kapsamında Batı Şeria; A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Bu düzenlemeye göre A bölgesinde idari ve güvenlik kontrolü Filistin yönetimine bırakılırken, B bölgesinde idari yönetim Filistin’e, güvenlik kontrolü İsrail’e devredildi. Yüzde 61’lik alanı kapsayan C bölgesinde ise hem idari hem de güvenlik yetkileri İsrail’e bırakıldı. Filistinli yetkililer, özellikle bu bölgede uygulanan kısıtlamaların yaşam alanlarını daralttığını savunuyor.
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail saldırılarının başlamasının ardından, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de tansiyonun yükseldiği, baskınlar, gözaltılar ve yerleşimlere yönelik müdahalelerde artış yaşandığı belirtiliyor. Filistinli kaynaklar, bu süreçte sivil alanların daha fazla hedef haline geldiğini ve sahadaki gerilimin giderek arttığını ifade ediyor.