Aydınlık gazetesinden Kaan Aslan'ın, Gaziantep Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ali Gür ile gerçekleştirdiği röportajda, Türkiye'de FETÖ ile mücadelede gelinen son aşama ve özellikle akademideki yapılanmalar masaya yatırıldı.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Gaziantep Üniversitesindeki tasfiye sürecinde aktif rol oynayan eski Rektör Prof. Dr. Ali Gür, Kaan Aslan'ın sorularını yanıtlayarak uyarılarda bulundu. Örgütün operasyonel gücüne ağır darbeler vurulduğunu belirten Gür, "Kanserli hücrelerin metastaz yapma kabiliyeti tamamen yok edilemedi. Mücadelede askeri ve operasyonel evre tamamlandı ancak istihbari, zihni ve kurumsal takip evresinde patinaj yapılıyor" dedi.
"Liyakatsizlik FETÖ'vari yöntemlere alan açıyor"
Kaan Aslan'ın gerçekleştirdiği röportajda akademideki kadrolaşma ve atama süreçlerinde yaşanan aksaklıklara değinen Gür, her haksız atamanın doğrudan örgüt üyeliği anlamına gelmediğini ancak liyakatsizliğin "FETÖ'vari" yönetim tarzını beslediğini belirtti. Gür, "FETÖ'vari demek; kapalı devre referans sistemi, ehliyet yerine mensubiyeti ölçmek ve karar mekanizmalarını görünmeyen bir ağın denetimine sokmaktır. Bu tehlikeli miras, farkında olmayan yöneticiler eliyle de sürdürülüyor" uyarısında bulundu.
Akademide doçentlik sınavlarında sözlü değerlendirmenin kaldırılmasının suiistimallere yol açtığını belirten eski rektör, örgütsel bağları bulunan kişilerin fason yayınlarla kolayca akademik unvan alabildiğini iddia etti.
"Çözüm isim avcılığı değil, sistem reformudur"
Üniversitelerdeki kapalı yapıların önüne geçilmesi için acil bir sistem reformuna ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Prof. Dr. Ali Gür, Kaan Aslan'a verdiği demeçte çözüm önerilerini şu adımlarla sıraladı:
Merkezi dijital denetim: Kişiye özel akademik kadro ilanlarının önüne geçilmesi için YÖK bünyesinde merkezi bir takip sistemi kurulmalıdır.
Şeffaf jüri beyanı: Jüri üyelerinin adaylarla olan her türlü akademik, idari veya kişisel ilişkisini beyan etmesi zorunlu kılınmalıdır.
Bağımsız denetim mekanizması: YÖK bünyesinde, üniversite dışından denetim yapabilecek bağımsız bir "akademik liyakat ve kurumsal etik" kurulu oluşturulmalıdır.
Genç akademisyenlerin korunması: Araştırma görevlilerinin ve doktora öğrencilerinin geleceklerinin tek bir yöneticinin inisiyatifine bırakılması engellenerek kliklerin önüne geçilmelidir.
"Hiçbir yapının ayrıcalıklı kadro alanı olmamalıdır"
FETÖ ile mücadelenin dönemsel bir kampanyaya dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ali Gür, köklü mücadelenin temel ilkelerini hukuk, adalet ve liyakat olarak tanımladı.
Gür, "Devlette ve üniversitede hiçbir cemaatin, tarikatın, siyasi grubun veya hemşehri ağının ayrıcalıklı kadro alanı olmamalıdır. Bir yapıyı tasfiye edip yerine başka bir kapalı grubu getirirseniz örgütün adı değişir ama hastalığı sürer. Türkiye'nin ihtiyacı adalet, ehliyet ve güçlü kurumlar temelinde kesintisiz bir devlet politikasıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: Aydınlık Gazetesi