Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu'nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Doğu Akdeniz'deki güç savaşlarını ve Kıbrıs'ın jeopolitik önemini masaya yatırdı. Yaycı, Kıbrıs'ın Mavi Vatan'ın kalbi olduğunu vurgulayarak, bölgede Türkiye'ye karşı yürütülen diplomatik ve askeri hamleleri tek tek deşifre etti.
"Kıbrıs Mavi Vatan'ın kilididir: Kıbrıs'a sahip olan Avrasya'yı ve dünya ticaretini kontrol eder"
Kıbrıs'ın sadece askeri bir mevzi değil, küresel ticaretin ve enerjinin kalbi olduğunu belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, adanın tarih boyunca neden vazgeçilmez olduğunu şu ifadelerle açıkladı:
"Kıbrıs; Kuzey Afrika'yı, Orta Doğu'yu, Anadolu'yu ve Avrasya'yı aynı anda kontrol edebilen dünyadaki tek noktadır. Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla önemi katlanmıştır. Avrupa ticaretinin %40-50'si, dünya genel ticaretinin yaklaşık %20'si ve küresel petrol sevkiyatının %15-20'si Kıbrıs çevresindeki deniz hatlarından geçmektedir. Aynı zamanda Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin ve Türk Boğazları'nın ticareti de bu rotaya bağımlıdır.
Tarih boyunca Romalılardan Cenevizlilere, Osmanlı'dan İngiltere'ye kadar dünya devleti olan herkes Kıbrıs'a sahip olmuştur. Kıbrıs batmayan bir uçak gemisidir; Doğu Akdeniz'deki gaz hidrat ve doğal gaz rezervlerinin de merkezidir. Mavi Vatan'ın kalbi Kıbrıs'tır. Türkiye Kıbrıs'tan çekilirse Mavi Vatan'ı, enerjisini, zenginliğini ve milli güvenliğini kaybeder."
"Tarihte Yunanistan diye bir devlet olmamıştır"
Yunanistan'ın tarihsel tezlerini ve Kıbrıs üzerindeki hak iddialarını sert bir dille eleştiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Kıbrıs'taki İngiliz varlığından Menderes-Zorlu tezine ve Yunanistan'ın kuruluş sürecine kadar çok konuşulacak açıklamalarda bulundu:
"Kıbrıs adasında aslında iki değil, İngiliz egemen üsleriyle birlikte üç devletli bir yapı vardır. 1878'de fiilen kaybettiğimiz, 1923 Lozan Antlaşması ile İngiltere'ye devredilen Kıbrıs'ta Türkiye, Lozan'ın 16. maddesinde yer alan 'kader belirleme' hakkı sayesinde masaya oturmuş ve garantör olmuştur. Bu hukuki dayanak Menderes-Zorlu tezi olarak tarihe geçmiştir.
Halkımızın bilmesi gereken tarihi bir gerçeklik var: 1832 yılına kadar tarihte 'Yunanistan' adında bir devlet de 'Helen İmparatorluğu' adında bir imparatorluk da hiç olmamıştır. Bunlar 1791'de ortaya atılan Megali Idea doğrultusunda, Osmanlı'yı parçalamak amacıyla Batılı büyük devletler (İngiltere, Fransa, Rusya) tarafından kurgulanmış uyduruk bir tarihtir. Yunanistan'ın ilk kralı Bavyera Prensi bir Almandır; bayraklarındaki mavi-beyaz renkler dahi Bavyera hanedanlığının renkleridir. Kendi kralını bile seçememiş, Batı desteğiyle kurulmuş bir devletin Kıbrıs ve Ege üzerindeki uyduruk tarih tezlerine karşı Türkiye dik durmalıdır."
BM'nin sızan planı ve Doğu Akdeniz'deki 'altıgen ittifak'
Birleşmiş Milletler'in (BM) medyaya sızan çözüm planının geçmişteki Girit modeline benzediğini ve Türkiye'yi adadan söküp atmayı hedeflediğini söyleyen Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, arka plandaki tehlikeye dikkat çekti:
"BM'nin sızan planı garantörlüğü Türkiye'den alıp NATO veya uluslararası bir güvenlik teşkilatına devretmeyi amaçlıyor. Bu durum Girit'te yaşanan felaketin aynısıdır. İsrail, ABD, GKRY, Yunanistan ve Fransa Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı altıgen bir ittifak kurdu. ABD ambargoyu kaldırdı, GKRY'yi adeta askeri bir üsse çevirdi. PKK elebaşlarının 'Kıbrıs'ta dananın kuyruğu kopacak' açıklamaları da bu kurgudan bağımsız değildir."
"Suriye ile neden deniz yetki anlaşması yapmadık?"
Doğu Akdeniz'de kaçırılan diplomatik ve ekonomik fırsatlara vurgu yapan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türkiye'nin daha aktif bir deniz diplomasisi yürütmesi gerektiğini belirtti. Suriye ile karşılıklı kıyılar üzerinden deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasının gecikmesini eleştiren Yaycı, Suriye açıklarında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yerine ABD, Fransız ve Katar şirketlerine ruhsat verilmesini büyük bir eksiklik olarak nitelendirdi.
Türkiye ve KKTC için atılması gereken kritik adımlar
Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, önümüzdeki süreçte milli çıkarların korunması için şu adımların atılması gerektiğini sıraladı:
Adada federasyon söylemleri tamamen bir kenara bırakılmalı, egemen eşit iki devletli duruş korunmalıdır.
Pakistan ve Azerbaycan başta olmak üzere KKTC'nin uluslararası alanda tanınması için somut adımlar atılmalıdır.
Suriye ve Filistin ile deniz yetki alanı anlaşmaları için zemin aranmalı, denizdeki ekonomik ve askeri varlık pekiştirilmelidir.
Bölgede yaşanacak her türlü statü değişikliğinde Türkiye'nin masadaki belirleyici rolü sürdürülmelidir.
Pusula programının tamamını izlemek için;