Erhan Afyoncu: “Türk topluluklarını Türkiye’ye getirmeliyiz”

Tarihçi ve akademisyen Erhan Afyoncu, dünyanın farklı bölgelerinde dilini, dinini ve kimliğini korumakta zorlanan Türk topluluklarının Türkiye’ye getirilmesi gerektiğini söyledi. Afyoncu’nun özellikle baskı ve asimilasyon riski altındaki Türk topluluklarına dikkat çeken sözleri, göç politikaları ve Türkiye’nin Türk dünyasıyla ilişkileri açısından yeni bir tartışma başlattı.

19.03.2026-13:21 - (Son Güncelleme: 19.03.2026-13:21)
Erhan Afyoncu: “Türk topluluklarını Türkiye’ye getirmeliyiz”

Erhan Afyoncu’nun açıklamalarında, dünyanın farklı bölgelerinde varlıklarını sürdürme imkânı giderek daralan Türk topluluklarının Türkiye açısından hem insani hem de stratejik bir başlık olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Afyoncu, “Dünyanın farklı yerlerinden varlıklarını devam ettirme şansı kalmayan Türkleri, Türkiye’ye getirmeliyiz” ifadelerini kullanırken, bu yaklaşımın yalnızca bir göç önerisi değil, aynı zamanda kültürel ve tarihsel sorumluluk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. 


Açıklamalarda özellikle Çin’deki Uygur Türkleri örnek gösterildi. QHA’nın aktardığına göre Afyoncu, baskı ve asimilasyon tehdidi altında bulunan topluluklara işaret ederek, “Mesela Çin’deki Uygur Türkleri gibi. Türkiye belli ölçüde Türklerden göç almak zorunda” dedi. Aynı haberde, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ve kültürel baskılar da geniş şekilde ele alındı. 


Tokat Haber’de yer alan aktarımda ise Afyoncu’nun, Türkiye’nin yalnızca coğrafi değil tarihsel ve kültürel açıdan da Türk dünyasının doğal merkezi olduğu düşüncesini öne çıkardığı belirtildi. Haberde, bu yaklaşımın hem demografik yapı hem de Türk dünyasıyla bağların güçlendirilmesi bakımından önem taşıdığı yorumu yapıldı. 



Analiz

Afyoncu’nun çıkışı, Türkiye’nin göç politikasına etnik ve kültürel yakınlık temelinde yeni bir çerçeve önerdiği için dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, bir yandan dış Türkler ve baskı altındaki topluluklar için “koruyucu merkez ülke” fikrini güçlendirirken, diğer yandan uluslararası hukuk, iskân politikası, vatandaşlık düzeni ve iç dengeler açısından çok katmanlı bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Bu sonuç, Afyoncu’nun sözlerinin içeriğinden yapılan bir değerlendirmedir. 


Özellikle son yıllarda Türk dünyasıyla ilişkilerin daha görünür hale gelmesi, bu tür açıklamaların yalnızca insani değil aynı zamanda jeopolitik bir anlam taşımasına yol açıyor. Ancak böylesi bir önerinin hayata geçebilmesi için güvenlik, entegrasyon, ekonomik kapasite ve hukuki zemin gibi başlıklarda kapsamlı bir devlet politikası gerekeceği açık. Bu da Afyoncu’nun sözlerini sadece duygusal bir çağrı değil, uzun vadeli stratejik bir tartışmanın parçası haline getiriyor.


YORUM YAZ!..
Modal